8. Hukuk Dairesi 2013/6005 E. , 2013/6360 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... ile Hazine ve... Köy Tüzel Kişiliği, dahili davalı ... Köy Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 11.05.2012 gün ve 120/283 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde; mevkii ve sınırl…
**8. Hukuk Dairesi 2013/6005 E. , 2013/6360 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... ile Hazine ve... Köy Tüzel Kişiliği, dahili davalı ... Köy Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 11.05.2012 gün ve 120/283 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde; mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında taşlık niteliğinde tespit dışı bırakıldığını, 30 yılı aşkın bir süreden beri vekil edeninin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, aralıksız çekişmesiz malik sıfatı ile zilyet olup taşınmazı imar ve ihya ettiğini açıklayarak yaklaşık 80 dönümlük yerin vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... Tüzel Kişiliği'ne dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın, yargılama oturumlarına katılmamıştır. Mahkemece, kazanmayı sağlayan zilyetlik imar ve ihya koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle teknik bilirkişinin raporuna ekli krokide A harfiyle gösterilen 78.003,30 m² yüzölçümlü yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı ... Tüzel Kişiliği'ne karşı açılan davanın pasif husumet ehliyeti nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar-ihya ve harici satın alma hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1, 996, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereği açılan tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu taşınmaz ... Kadastro Müdürlüğü'nün 05.05.2008 tarih 1498 sayılı karşılık yazılarında, 766 sayılı Tapulama Kanunun 2. maddesi gereğince “kayalık ve taşlık” niteliğiyle tapulama harici bırakılan yerlerden olduğu açıklanmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde taşınmazın taşlık niteliğinde tespit dışı bırakıldığını bildirmiştir. Saptanan bu somut olgular ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler gözetildiğinde dava konusu yerin imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu bakımdan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde açıklanan imar ve ihyanın tüm olumlu ve olumsuz koşullarının araştırılıp belirlenmesi zorunludur. Öte yandan, tescili istenen taşınmazın tapu da kayıtlı yerlerden olup olmadığı Mahkemece araştırılmadığından teknik bilirkişinin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle çifte tapunun oluşumunun önlenmesi açısından dava konusu yerin tapu da kayıtlı yerlerden bulunup bulunmadığının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden sorulmalıdır. Bundan ayrı, taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya yoluyla edinilmesi konusunda da duraksama söz konusudur. Bir tek hava fotoğrafı ile taşınmazın gerçek durumunun belirlenmesiyle sonucu ulaşılması mümkün görülmemektedir. Bir yıl gibi kısa bir sürede taşlık ve kayalık olan oldukça büyük bir yerin imar ve ihya edilmesi de duraksama yaratmaktadır. Bugüne kadar sapma göstermeyen Daire uygulaması gereğince davanın açıldığı 08.02.2008 tarihinden en az yirmi yıl öncesine ait (1978-1988 yılları arası ) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, belirtilen tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasında konulması, yeniden yapılacak keşifte üç uzman bilirkişi jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendisler aracılığıyla hava fotoğrafları ile paftaları zemine uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, paftaları ise düzenlendikleri tarihlere göre tescili istenen taşınmazın imar ve ihyasının yapılıp yapılmadığı, kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu hususlarının açıklığa kavuşturulması, belirtilen konularda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli ve karşılaştırmalı rapor alınması dava konusu yerin hava fotoğrafları ile paftaların onaylı örnekleri üzerinde işaretlenmesi, birlikte keşfe götürülecek konunun uzmanı bir fotoğrafçı aracılığıyla dava konusu yer ve çevresini gösterir biçimde “yakın plan ve panoramik fotoğraflar” çektirildikten sonra mahkemece onaylanarak dosyaya eklenmesi, daha önce götürülmeyen Ziraat Fakültelerinde toprak konusunda uzman üç akademisyen bilirkişi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenmek suretiyle ve gerekirse yer yer kazı da yapılarak dava konusu yerin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı konularında karşılaştırmalı, gerekçeli ve denetime açık rapor istenmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar yirmi yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece, ilk keşif günü 02.07.2009 tarihli yargılama oturumu ara kararı ile belirlenmiş, yerel bilirkişi ve tanıkların ne şekilde dinleneceği konusunda herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Yargılama tutanakları üzerinde yapılan inceleme de taraflara tanık ve delillerini bildirmeleri konusunda herhangi bir sürenin tanınmadığı saptanmıştır. En son 24.06.2011 tarihinde yapılan keşfin günü 19.04.2011 tarihli yargılama oturumu ara kararlarıyla belirlenmiş, ancak yine yerel bilirkişi ve tanıkların ne şekilde dinleneceği hususunda herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir. Tüm bu hususların usul ve kanuna aykırı olduğu açıktır. Bu nedenle, yerel bilirkişilerin Mahkemece tespit edilmesi, tarafların tanık ve delillerini bildirmeleri konusunda kendilerine süre ve imkan tanınması, yöntemine uygun bir biçimde keşif gününün belirlenmesi hak ve yükümlülüklerin tek tek bentler halinde ara kararında açıklanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, yerel bilirkişi ve tanıkların yaşlarının dava tarihinden geriye doğru yirmi yıl önceki olayları bilip bilmediklerinin göz önünde tutulması, beyanlar arasında aykırılık bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi gereğince yüzleştirilmek suretiyle giderilmesi düşünülmelidir. Keşif tutanağı kapsamıyla dosyadaki bilgi ve belgelere göre dava konusu yerin 1980 li yıllarda, 1957 doğumlu davacının ağabeyi Cuma Çelik tarafından imar ve ihyasına başladığı, bir yıl içinde imar ve ihyayı tamamladığı, 10-11 yıl taşınmazı kullandıktan sonra 1992 yılında davacı kardeşine sattığı ve ondan itibaren dava konusu yerin davacı tarafından tasarruf edildiği, davacının 01.06.1970 doğumlu olduğu saptanmıştır. Kısaca özetlenen bu somut olgu gözönünde bulundurulduğunda askerlik süresi ile varsa öğrenim durumu da gözetildiğinde satın alma tarihinde 22 yaşında olan davacının 100 dönüme yakın yeri alacak maddi güce sahip olup olamayacağı, bunun hayatın olağan akışına uygun düşüp düşmeyeceği, bu kadar büyük bir yeri kısa sürede imar ihya edip, kardeşine satması hususu üzerinde Mahkemece durulması ve TMK'nun 2. maddesi karşısındaki durumlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Taşınmazın davacı tarafından satın alındığı, 1992 ylından dava tarihine kadar bağımsız 20 yıllık zilyetliği bulunmadığından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince satıcı Cuma Çelik bakımından da miktar araştırmasının yapılması, Cuma'nın aynı kadastro çalışması alanı içinde belgesizden taşınmaz edinip edinmediğinin Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüklerinden, zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadığının O yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü'nden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden, zilyetliğe dayalı olarak açılan tescil davalarına ilişkin dosyaların ilgili mahkemelerden getirtilerek miktar sınırları bakımından değerlendirilmektedir. Şu halde, açıklanan bu hususlar gözardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.