Başvurucu, ulusal ölçekte yayın yapan haftalık Aksiyon Dergisinde yayımlanan bir makalede kullanılan ifadelerin kişilik haklarını zedelediğini, şeref ve itibarının korunması hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir.
Başvurucu, ulusal ölçekte yayın yapan haftalık Aksiyon Dergisinde yayımlanan bir makalede kullanılan ifadelerin kişilik haklarını zedelediğini, şeref ve itibarının korunması hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir. Başvuru, 15/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 25/12/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Feza Gazetecilik A.Ş. bünyesinde ulusal düzeyde haftalık yayımlanan Aksiyon Dergisinin 2-8/11/2009 tarihli nüshasının sayfasında “Plan Uygulamaya Çoktan Geçti Komutanım” başlığı altında yayın yapılmıştır. Dergide yayımlanan haberin dava konusu edilen bölümü şöyledir:“Erzincan'da 23 şubatta İsmailağa Cemaatine dönük bir operasyon başladı. Suç çocuklara Kur'an öğretilmesiydi. Ancak operasyonun boyutu bu iddianın çok ötesine geçiyordu. Erzincan Cumhuriyet Savcısı İlhan Cihaner'in talimatıyla başlayan operasyonda 22 ilde teknik takip yapılmıştı. Hatta teknik takibe alınan kişiler arasında bir bakan, AK Partinin önemli bir belediye başkanı ve bir gazetenin sahibi de vardı. Soruşturmayı ise Jandarma yürütüyordu. Erzincan şehir merkezinde polis nezaretinde yapılması gereken baskınlar sadece Jandarma tarafından gerçekleştirildi. 26 kişi hukuka aykırı usullerle gözaltına alındı. Bu kişilere psikolojik harekât uygulandı. 4,5 aylık hamile bir kadın 48 saat aç ve susuz bırakıldığı için çocuğunu düşürdü...” Başvurucu 27/10/2010 tarihli dilekçesi ile yukarıda belirtilen haberin gerçeğe aykırı olup asılsız ve çirkin ithamlarla suçlandığını, bu haberle bağlantılı olarak hakkında gerçek dışı yayınlar yapıldığını belirterek basın yoluyla kişilik haklarına saldıran davalıların manevi tazminat ödemelerine karar verilmesini talep etmiştir. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi, 27/9/2011 tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:“...Davalı şirket tarafından yayımlanan Aksiyon Dergisindeki 'Plan Uygulamaya Çoktan Geçti Komutanım' yazısının içeriği bir bütün olarak göz önüne alındığında Erzincan'da bir cemaate yönelik operasyon ile Kayseri'de bir astsubayın ifadesinin alınması olayları birlikte değerlendirerek yorum yapıldığı, bu yorum içerisinde davacının talimatıyla yürütülen soruşturmadaki usulsüzlüklerin okuyucuya aktarıldığı, davacının talimatıyla yürütülen soruşturmada bir takım usulsüzlüklerin bulunduğu hususunun Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının 24/9/2009 tarihli yazısı ekinde yer alan soruşturma izni verilen 17/7/2009 tarihli soruşturma raporu içeriğinde de yer aldığı, dolayısıyla davacının Erzincan Başsavcılığı görevini yürütürken verdiği talimatla yürütülen soruşturmada izlenen yöntemin usul ve kanuna aykırı olduğu hususunda davacının bağlı olduğu Bakanlığın Teftiş Kurulu Başkanlığınca da soruşturma yürütülmüş olması karşısında davalı yazarın belirttiği hususların kesinleşmiş gerçek olmamakla birlikte yayımlandığı tarih itibarıyla güncel olup, kamuoyunu ilgilendiren bir konuda basın özgürlüğü çerçevesinde yorum yapılmak suretiyle yayınlanmış bir yazı olduğu, haber içeriğinde davacının kişilik haklarına ve kişiliğine yönelik saldırının bulunmadığı, manevi tazminat isteminin şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine (karar vermek gerekmiştir.)” Anılan karar, başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 10/12/2012 tarihli ilamıyla onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 14/5/2013 tarihli ilamıyla reddedilmiştir. Nihai karar, 17/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Bireysel başvuru 15/7/2013 tarihinde yapılmıştır. B. İlgili Hukuk 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” başlıklı maddesinin şöyledir: “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”