Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1251 E. , 2024/2077 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1251 Karar No : 2024/2077 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmekte
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1251 E. , 2024/2077 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1251 Karar No : 2024/2077 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları olan ...'ın Çanakkale Devlet Hastanesinde gördüğü özensiz ve hatalı tedavi nedeniyle hayatını kaybettiğinden bahisle uğranıldığı iddia edilen destekten yoksun kalma tazminatı olarak 40.000,00 TL maddi ve duyulan elem, acı ve keder nedeniyle 200.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 240.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla, Mahkemelerince, Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen .... Asliye Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında sunulan Adli Tıp Kurumu raporları ve Yüksek Sağlık Şurası raporunun dava konusu olayda davalı idarece sunulan sağlık hizmetinde herhangi bir hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti, muayene ve tedaviyi yapan sağlık personelinin yeterli tıbbi bilgi ve beceriye sahip olup olmadığı, sebebi belirlenemeyen ölüm olayında tıbbi girişimde bulunan doktorların bilgi ve beceri eksikliği sonucu ortaya çıkmayan, öngörülemeyen, öngörülse bile engellenemeyen bir durum olup olmadığının, davacıların yakınının hastaneye başvurusundan ölümüne kadar yaşanan süreçte sunulan sağlık hizmetlerinde herhangi eksiklik ya da kusurun bulunup bulunmadığı noktalarında tahlil edilerek sonuçta hükme esas alınabilecek yeterlilikte görüldüğü, bu durumda olay tarihinde sorumlu doktorlar ve sağlık personeli tarafından müteveffa hakkında belirlenen tedavi ile gerçekleştirilen uygulamaların tıp kurallarına uygun bulunduğu, müteveffa ...'ın 07/01/2007 tarihinde meydana gelen ölümünün nedeni tespit edilememekle birlikte, hastaneye müracaatlarında mevcut semptomlara yönelik yapılan tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu, dolayısıyla müteveffanın ölümünde sorumlu doktorlar ve diğer sağlık personeli bağlamında davalı idareye yüklenebilecek herhangi bir kusur olmadığı, davacıların müteveffanın ölümü neticesinde uğradıkları zarar ile davalı idare tarafından yürütülen sağlık hizmetleri arasında uygun bir illiyet bağının da bulunmadığı anlaşıldığından; davacıların uğradıkları iddia olunan maddi ve manevi zararlardan davalı idarenin sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, Çanakkale Devlet Hastanesinin acil servisine gittikleri 2. gün gerekli hiçbir tetkik yapılmadan yakınları ... için yumuşak doku travması tanısının konulduğu ve uzman hekimden konsültasyon alınmadığı, nöbetçi kalp damar cerrahının hastaneye çağrılabilecekken çağrılmadığı, 04/01/2007, 05/01/2007 ve 06/01/2007 tarihlerinde olmak üzere üç gün boyunca bacak ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvurulduğu ve acil serviste görevli pratisyen hekimler tarafından muayenenin yapıldığı, üniversite hastanelerinin birinden bilirkişi raporu aldırılması gerektiği, son tedavi esnasında verilen serumun hemen arkasından ölümün gerçekleşmesine rağmen yapılan otopside bu konuda açıklık bulunmadığı, kullanılan ilaçların ölüme sebebiyet verip vermediğinin tespit edilmediği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların çocuğu ve kardeşi olan müteveffa ...'ın ilki 04/01/2007 tarihinde olmak üzere bacak ve diz ağrısı şikayeti ile 3 gün üst üste Çanakkale Devlet Hastanesi Acil Servisine başvurduğu, ilk başvurusunda Dr. ... tarafından muayene edilerek "miyalji" (kas ağrısı) tanısı konulup, reçete yazıldığı, müteveffanın 05/01/2007 tarihindeki ikinci başvurusunda ise dava dışı N. G. tarafından tekrar muayenesi yapılarak "yumuşak doku travması" tanısı ile 3 gün istirahat raporu verildiği, müteveffanın son olarak 06/01/2007 tarihinde acil serviste yapılan muayenesinin dava dışı F.B. tarafından gerçekleştirilerek sol bacakta "tromboflebit" tanısı konularak izotonik serum novasef 1 gr. antibiyotik oksamen analjezik diclomec tedavisi uygulandığı, tedavi sonrası kalp damar cerrahisine başvurması önerilerek taburcu edildiği, taburcu olduktan sonra fenalaşan müteveffanın aynı gün saat 22:45 sularında bilinç kapalı olarak acil servise getirildiği, burada 45 dakika yeniden canlandırma uygulanarak "pulmoner emboli" tanısıyla reanimasyon bölümüne yatırıldığı ve gece saat 00:15 sularında (07/01/2007 tarihinde) hayatını kaybetmesi üzerine davacılar tarafından bu süreçte tedaviyi gerçekleştiren doktorlar aleyhine özensiz ve hatalı tedavi uygulandığından bahisle 28/03/2011 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasıyla maddi ve manevi tazminat istemli dava açıldığı, Mahkemenin ... tarih, K:... sayılı kararıyla davanın husumet yönünden reddine karar verildiği ve söz konusu kararın Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarih, E:..., K:... sayılı kararıyla onanarak kesinleşmesi sonrası davacılar tarafından davalı idare aleyhine ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasıyla bu kez davalı idare aleyhine maddi ve manevi tazminat istemli olarak açılan davada davanın süre aşımı yönünden reddine karar verildiği, anılan kararın Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince onanması üzerine, davacılar tarafından 2014/6717 başvuru numarası ile bireysel başvuru hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulduğu, Anayasa Mahkemesinin 09/01/2018 tarih ve 2014/6717 sayılı kararıyla davacıların iddiasının kabul edilebilir bulunması ve mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi sonucunda dosyanın Mahkemenin esas kaydına alındığı anlaşılmaktadır. Olayla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturması kapsamında müteveffanın ölü muayene ve otopsisi sonucu düzenlenen Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı ... karar sayılı raporunda, Kimya İhtisas Dairesinin raporuna göre kişinin ölüm sebebinin belirlenemediği kanısına varıldığı, bunun üzerine Adli Tıp Kurumu Bursa Bölge Başkanlığından alınan ... tarih ve ... sayılı ek raporda da yapılan tetkiklerde emboli tanısına rastlanmadığının bildirilmesi üzerine kişinin doku parçaları ve diğer bulgular incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kuruluna gönderildiği, adı geçen Kurulun ... tarih ve ... sayılı raporunda da önceki Adli Tıp Kurumu raporuna aykırı durumun bulunmadığının belirtildiği, dosyanın görüş için sevkedildiği Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda da aynı görüşlerle tedavisi ve sevkinin tıp kurallarına uygun olduğu kanısı belirtmesi üzerine Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ... sayılı soruşturmada ... tarih ve ... sayılı karar ile "kovuşturmaya yer olmadığına" dair karar verildiği,anılan karara yapılan itiraz üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... D. İş kararıyla söz konusu kararın kaldırılarak ... Sor. No. ile yeniden soruşturmaya başlanıldığı, soruşturmada bu kez Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna müteveffa hakkındaki tüm dosya ve bulgular gönderilerek müteveffa ...'ın kesin ölüm sebebinin ve ölümünde herhangi bir doktorun yanlış teşhis veya tedavi hatası olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılarak rapor sunulmasının istenildiği, bunun üzerine Adli Tıp Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla; "mevcut bulgularla kişinin ölüm nedeninin bilinemediği, ölüm nedeni bilinememiş olmakla birlikte kişinin hastaneye müracaatlarında mevcut semptomlara yönelik yapılan tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğuna" oy birliğiyle karar verildiğinin bildirildiği, Cumhuriyet Savcılığınca konunun yeniden değerlendirilmesiyle anılan soruşturma kapsamında sorumlu doktorlar hakkında alınan soruşturma izni neticesinde haklarında kamu davası açılması için ... tarih, İddianame No:... ile düzenlenen iddianamenin kabulü ile sorumlu doktorlar hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında kamu davasının açıldığı, yapılan yargılamada 17/01/2012 tarihli müzekkereyle dosyanın rapor alınmak üzere Yüksek Sağlık Şurasına sevkine karar verildiği, müzekkere gereği dava dosyasının tüm bilgi ve belgeleriyle sevkedildiği Yüksek Sağlık Şurasının... ... tarih ve ... sayılı toplantısında dosyanın incelenmesi sonucunda aynı tarih ve ... sayılı karar ile ölüm sebebinin belirlenemediği, bu sebeple yargılaması yapılan doktorlara bir kusur atfedilemeyeceğine oy birliğiyle karar verildiğinin belirtildiği, Mahkemece dosya kapsamında yer alan tüm adli tıp raporları ile Yüksek Sağlık Şurası raporları hükme dayanak alınabilecek yeterlilikte görülerek yapılan yargılama neticesinde, ... tarih, K:... sayılı karar ile sanıkların (doktorların) beraatlerine karar verildiği ve söz konusu hükmün Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmektedir. Öte yandan, Yüksek Sağlık Şurasının... .. tarih ve ... sayılı kararında yer verilen 29/04/2011 tarihli Operatör Doktor Genel Cerrah Uzmanı ... imzalı uzman mütalaasında; "hastanın üç defa aynı şikâyet ile gelmesine rağmen hastalığıyla ilgili uzmanlara konsülte ettirilmemesinin hastanenin işleyişiyle ilgili bir problem olduğu, yine doktorların da uzmanlardan konsültasyon istememesi, hastanın muayene hakkını engellemesinin tıbbi bir hata olduğu, ölüm sebebinin yapılan otopsi ile belirlenmesine rağmen bu işleyiş problemi ve yapılan hataların ölüm sebebine etki etmesinin mümkün olduğu, bunların haricinde hastanın son gelişinde tedavi için takılan içinde çeşitli ilaçların olduğu serum bitiminin hemen sonrasında ölümün meydana gelmesi anaflaktik şok açısından da bu ilaçların ölüme sebebiyet verebileceğini düşündürmekte olduğu, otopside bu konuda tam bir açıklama bulunmadığı" yönünde görüş bildirilmiştir. İdare Mahkemesince anılan raporların hükme esas alınması suretiyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacıların istinaf başvuruları da reddedilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İstemlerinin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İstemlerinin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında; mevcut bulgularla kişinin ölüm nedeninin bilinemediği, ölüm nedeni bilinememiş olmakla birlikte kişinin hastaneye müracaatlarında mevcut semptomlara yönelik yapılan tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu yönünde görüş bildirildiğinden, davalı idarenin olayda hizmet kusurunun bulunduğunun açıkça ortaya konulamaması karşısında olayda maddi zararın tazmini için gereken koşullar oluşmamıştır. Bununla birlikte, Yüksek Sağlık Şurasının ... tarih ve ... sayılı kararında yer verilen 29/04/2011 tarihli Operatör Doktor Genel Cerrah Uzmanı ... imzalı uzman mütalaasında; hastanın üç defa aynı şikâyet ile gelmesine rağmen hastalığıyla ilgili uzmanlara konsülte ettirilmemesinin hastanenin işleyişiyle ilgili bir problem olduğu, yine doktorların da uzmanlardan konsültasyon istememesi, hastanın muayene hakkını engellemesinin tıbbi bir hata olduğu, ölüm sebebinin yapılan otopsi ile belirlenmesine rağmen bu işleyiş problemi ve yapılan hataların ölüm sebebine etki etmesinin mümkün olduğu, bunların haricinde hastanın son gelişinde tedavi için takılan içinde çeşitli ilaçların olduğu serum bitiminin hemen sonrasında ölümün meydana gelmesi anaflaktik şok açısından da bu ilaçların ölüme sebebiyet verebileceğini düşündürmekte olduğu, otopside bu konuda tam bir açıklama bulunmadığı yönündeki farklı değerlendirme nedeniyle, davacıların yakınlarının üç defa aynı şikâyet ile gelmesine rağmen hastalığıyla ilgili uzmanlara konsülte ettirilmemesi, yine doktorların da uzmanlardan konsültasyon istemesi durumunda murislerinin kurtarılıp kurtarılamayacağı ve bunun yanında müteveffanın hastaneye son gelişinde tedavi için takılan içinde çeşitli ilaçların olduğu serum bitiminin hemen sonrasında ölümün meydana gelmesinin anaflaktik şok açısından da bu ilaçların ölüme sebebiyet verebileceğini düşündürmekte olduğu, otopside bu konuda tam bir açıklama bulunmadığı hususlarında ömür boyu şüphe duyacakları açıktır. Bu durumda, olayın etkisi nedeniyle davacılarda meydana gelen manevi zararın karşılanmasına yönelik makul bir tutarın ödenmesine karar verilmesi gerekmekte iken, manevi tazminat istemlerinin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat istemlerinin reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.