Başvuru, fazladan tahsil edilen verginin iadesi isteğinin zamanaşımından dolayı reddedilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle mülkiyet hakkı ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, fazladan tahsil edilen verginin iadesi isteğinin zamanaşımından dolayı reddedilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle mülkiyet hakkı ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/1/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Başvuru Konusu Olayın Arka Planı Başvurucu, sahip olduğu hazine bonosundan kaynaklanan faiz geliri nedeniyle 2004 yılına ilişkin gelir vergisi beyannamesi vermiş ve tahakkuk ettirilen 087,41 TL vergiyi ödemiştir. Başvurucunun murisi B.A. 23/3/2006 tarihinde vefat etmekle geriye başvurucu ile A. ve A.A. kalmıştır. Vergi Dairesi tarafından muris hakkında yapılan inceleme sonucunda 15/3/2006 tarihli vergi inceleme raporu düzenlenmiştir. Söz konusu inceleme raporundaki tespitler uyarınca mirasçı sıfatıyla başvurucuya miras hissesi oranında ikmalen vergi tarhiyatı yapılmıştır. Başvurucu mirasçı sıfatıyla sorumlu tutulduğu gelir vergisinin iptali talebiyle dava açmıştır. İstanbul Vergi Mahkemesi 11/12/2006 tarihli kararla tarhiyatın kaldırılmasına karar vermiştir. Mahkeme anılan kararda; murise ait hesapta bulunan hazine bonosunun 1/3'er hisse hâlinde muris, başvurucu ve A. adınabaşka bir hesaba aktarıldığı, murise ilişkin vergi incelemesinde bu paranın tamamının murise ait olduğu kabul edilerek tarhiyat yapılmışsa dabu üç kişinin inceleme öncesinde 2004 yılına ait faiz gelirini beyan ederek tahakkuk ettirilen vergiyi ödemiş oldukları saptamasına yer verilmiştir. Bu karar idare tarafından temyiz edilmiştir. Danıştay Dairesi 23/10/2008 tarihli kararla ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. Daire, murise ait banka hesabından çıkan ve başvurucu tarafından çeşitli yatırım araçlarında değerlendirilen hazine bonoları ve gelirinin murise ait olduğunun kabulünün gerektiğine işaret etmiş ancak bu paranın kime ait olduğu hususunda başvurucu ve murisi arasındaki davanın sonucunu bekletici mesele yaparak hükmü bozmuştur. Başvurucu tarafından murise karşı açılan alacak davası İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/12/2006 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Hüküm Yargıtay Hukuk Dairesinin 18/12/2008 tarihli kararıyla onanmış ve karar düzeltme isteğinin reddiyle 2/7/2009 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu, Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/10/2008 tarihli bozma kararından sonra 29/12/2009 tarihinde beyan üzerine ödemiş olduğu 087,41 TL nin miras payı uyarınca kendisine isabet eden 889,44 TL gelir vergisinden mahsup edilmesi isteğiyle Beşiktaş Vergi Dairesine başvurmuştur. İdare yapılan başvuruya karşı herhangi bir cevap vermemiştir. Başvurucu miras hissesi uyarınca tarh edilen vergi yönünden 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümlerinden yararlanma talebinde bulunmuştur. Başvurucunun yapılandırma talebi 12/4/2011 tarihinde kabul edilmiştir. Başvurucu, yapılandırma talebinin kabulünden sonra verdiği 14/5/2011 tarihli dilekçede; 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılan yapılandırma üzerine belirlenen 427,06 TL vergi borcundan daha önce beyanname üzerine ödemiş olduğu miktarın mahsup edilerek fazla ödenen 660,35 TL'nin iadesini istemiştir. Başvurucunun bu isteği 27/4/2011 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu düzeltme isteğinin reddi üzerine 17/5/2011 tarihinde Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına (GİB) müracaat ederek beyan üzerine ödemiş olduğu 087,41 TL'nin mahsup edilmesi yönündeki talebinin reddini şikâyet konusu yapmıştır. Başvurucunun bu şikâyetine GİB herhangi bir cevap vermemiştir. Başvurucu, mahsup isteğinin idare tarafından ikinci kez reddedilmesinden önce Danıştayın 23/10/2008 tarihli kararına karşı karar düzeltme isteğinde bulunmuştur. Danıştay Dördüncü Dairesi 14/6/2011 tarihinde 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma talebinde bulunduğundan uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilemeyeceği gerekçesiyle karar düzeltme isteğini reddetmiştir.B. Başvuruya Konu Yargılama Süreci Başvurucu, fazladan yapmış olduğu ödemeye ilişkin şikâyetinin GİB tarafından zımnen reddinden sonra 5/8/2011 tarihinde işlemin iptali talebinde bulunmuştur. Başvurucu, dava dilekçesinde; 2004 yılına ilişkin verdiği beyanname üzerine tahakkuk ettirilen 087,41 TL tutarındaki gelir vergisini ödediği hâlde murisi hakkında yapılan vergi incelemesi sonucunda aynı gelire ilişkin ikinci bir tarhiyat yapıldığını belirterek işlemin iptaline ve fazladan yapılan ödemenin iadesine karar verilmesini istemiştir. İstanbul Vergi Mahkemesi 21/2/2012 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Mahkemeye göre 29/12/2009 tarihli dilekçesiyle miras payına isabet eden 889,44 TL vergiden beyan üzerine ödediği 087,41 TL'nin mahsup edilmesini isteyen başvurucunun bu isteği Beşiktaş Vergi Dairesi tarafından zımnen reddedilmiş ancakbaşvurucu tarafından bu ret kararına karşı yargı yoluna gidilmemiştir. Hâl böyle iken başvurucu, 6111 sayılı Kanun'a göre yapılan yapılandırma isteğinin kabulünden sonra 14/4/2011 tarihinde yeni bir düzeltme isteğinde bulunmuş ve bu talebin reddi üzerine önce şikâyet ve sonrasında da dava yoluna gitmiştir. Bu tespitleri yapan Mahkeme, başvurucunun dava konusu ettiği hususun 29/12/2009 tarihli düzeltme başvurusu ile bir ilgisi bulunmadığı sonucuna varmış ve 2004 yılına ilişkin gelir vergisi tarhiyatı yönünden beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu 31/12/2009 tarihinden sonra yapılan düzeltme başvurusunun reddine karar vermiştir. Danıştay Dördüncü Dairesi 30/4/2015 tarihinde temyiz edilen hükmü onamış ve karar düzeltme isteğini de 27/11/2015 tarihinde reddetmiştir. Nihai karar 21/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 19/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Kanun Hükümleri 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tâbidir. Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.” 193 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Gelire giren kazanç ve iratlar şunlardır :... Menkul sermaye iratları” 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun "Zamanaşımı süreleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: ''Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmiyen vergiler zamanaşımına uğrar.'' 213 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:''Vergi hatası, vergiye mütaallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.'' 213 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: ''Mükellefler, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler.'' 213 sayılı Kanun’un maddesinin "Düzeltmede zamanaşımı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: ''114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez.''B. Danıştay Kararı Danıştay Yedinci Dairesinin 20/4/2016 tarihli ve E.2013/3855, K.2016/4159 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: “213 sayılı Vergi Usul Kanununun 'Düzeltmede zamanaşımı' başlıklı 126'ncı maddesinin 1'inci fıkrasında, 114'üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hatalarının düzeltilemeyeceği öngörülmüş; 114'üncümaddesinin 1'inci fıkrasında ise, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmış olup, bu hükümlere göre, düzeltme-şikâyet yoluna, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden beş yıl içerisinde başvurulması zorunlu bulunmaktadır.Olayda ise, 2006 yılına ilişkin banka ve sigorta muameleleri vergisi için mükellefiyette hata yapıldığı iddiasıyla 2012 yılında düzeltme talebinde bulunulduğunun anlaşılması karşısında, öngörülen beş yıllık sürenin geçirildiği açık olduğundan, davanın bu gerekçeyle reddedilmesi gerekirken, istemin özeti bölümünde yazılı olan gerekçeyle verilen mahkeme kararında isabet görülmemiştir.”