4. Hukuk Dairesi 2009/4974 E. , 2010/2252 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 06/11/2007 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafında…
**4. Hukuk Dairesi 2009/4974 E. , 2010/2252 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 06/11/2007 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; dava, etkili eylem nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur. Avukat olan davacı, vekilliğini yaptığı davalar nedeniyle görüşmeye gelen davalının etkili eylemde bulunması nedeniyle yaralandığını belirterek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı ise, sendika temsilcisi olduğunu, işçi davaları ile ilgili olarak görüşmek üzere davacının bürosuna gittiğini, sinirlenen davacının kendisini iterek dışarı atmak istemesinin oluşturduğu kışkırtma (tahrik) nedeniyle olayın meydana geldiğini ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece; davalının, davacı avukatın bürosunda yalnız kalmasını beklediği, vekil edenleri ile görüşen davacı avukatın, davalının sulh önerisini reddetmesi üzerine davalının etkili eylemde bulunduğu gerekçesiyle istemin bir bölümü kabul edilmiştir. Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Dava konusu olayın gelişim biçimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen 10.000,00 YTL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına 5.000,00 YTL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının manevi tazminat tutarına ilişkin 1 nolu bendinde yer alan “…10.000,00…” biçimindeki sayıların silinerek yerine “…5.000,00…” sayılarının yazılmasına; harç alınmasına ilişkin 2 nolu bendinde yer alan “…540,00…” ve “…mahsubu ile geriye kalan 270,00 YTL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline.” biçimindeki sayı ve sözcük dizisinin ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “…270,00…” sayıları ile “…indirilmesine,” sözcüğünün yazılmasına; yargılama giderlerine ilişkin 3 nolu bendinde yer alan “…%50’sinin…” ve “…%50’sinin…” biçimindeki sayıların ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “…291,00…” ve “…97,00…” sayılarının yazılmasına; davacı yararına vekalet ücreti takdirine ilişkin 4 nolu bendinde yer alan “…1.200,00…” biçimindeki sayıların silinerek yerine “…600,00…” sayılarının yazılmasına; davalı yararına vekalet ücreti takdirine ilişkin 5 nolu bendinde yer alan “…1.200,00…” biçimindeki sayıların silinerek yerine “…600,00…” sayılarının yazılmasına; hüküm fıkralarının sol altında yer alan “Harç Beyanı YTL.” biçimindeki bölümün tümden silinerek hüküm fıkrasından çıkartılmasına; davalının öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın davalı yararına düzeltilmiş biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/03/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.