8. Hukuk Dairesi 2015/19485 E. , 2018/9429 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı Üffet Yıldız tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili; 07.06.1997 tarihinde düzenlenen gayrimenkul satış sözleşmesine dayalı olarak dava konusu 10
**8. Hukuk Dairesi 2015/19485 E. , 2018/9429 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı Üffet Yıldız tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili; 07.06.1997 tarihinde düzenlenen gayrimenkul satış sözleşmesine dayalı olarak dava konusu 102 ada 116 parsel sayılı taşınmazda davalılar ..., ... ve ...'a ait hisselerin iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar ..., davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, diğer bir kısım davalılar ile davalılar ..., ... ve ... savunmada bulunmamışlardır. Mahkemece, davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın kabulü ile dava konusu 102 ada 116 nolu parselde tarafların kök murisi ... adına tapuya kayıtlı taşınmazda davalıların veraset ilamına göre tapu kaydındaki 4284 hisselerinin ayrı ayrı iptali ile iptal edilen bu hisselerin davacının aynı veraset ilamındaki miras payına eklenmek suretiyle davacı adına tapuya tesciline, davalılar ..., ... ve ... dışındaki davalılar yönünden pasif husumet ehliyeti bulunmaması sebebiyle davanın HMK'nın 114/1-d, 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden , dava konusu 102 ada 116 parsel sayılı taşınmazın 25.12.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında, senetsizden tarafların ortak kök murisi ... adına tespit edilerek, itirazsız kesinleşmesi üzerine 25.03.2008 tarihinde tapuya tescil edildiği, beyanlar hanesinde ...'ın ölü olduğunun belirtildiği, davacının davasına dayanak olarak sunduğu 07.06.1997 tarihli "mülkiyet satış senedi" başlıklı senet ile davalılardan ..., ... ve ... tarafından ... Köyü sınırları içerisinde babaları ...' dan intikal eden ve sınırları belirtilen taşınmazın davacıya satıldığı ve satış parasının nakden alındığının belirtildiği, 09.06.2015 tarihinde mahallinde yapılan keşifte de bahsi geçen senedin dava konusu yere uyduğunun belirlendiği görülmüştür. Dosya arasında bulunan mirasçılık ve nüfus belgelerine göre; tarfların ortak kök murisi ...'ın 01.02.1961 tarihinde vefatı ile Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1348 Esas ve 2011/461 Karar sayılı veraset ilamında bildirilen mirasçıları bıraktığı, davalılar yakın mirasbırakanı (babaları) ...'ın 1990 yılında ölümü ile davalılardan davaya konu sözleşmede adı geçen ..., ... ve ... ile kardeşlerini mirasçı olarak bıraktığı, davacının yakın mirasbırakanı (babası) ...'ın ise 2008 yılında ölümü ile davacı ... ve kardeşlerini mirasçı olarak bıraktığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, 07.06.1997 tarihli satış senedine dayalı olarak davalıların kök muris ...'dan yakın mirsbırakanları ...'a intikal eden taşınmazdaki hisslerini satın aldığını ileri sürerek talepte bulunmuştur. Satım tarihinde satın alan davacı ..., babası ... halen sağ olduğundan henüz kök muris ...'ın mirası yönünden mirasçılık sıfatını kazanamamıştır. Başka bir anlatımla kök muris ... oğlu ... mirasçıları olan satıcılar ..., ... ve ..., 07.06.1997 tarihinde henüz mirasçılık sıfatını kazanamamış davacı ...'a satış yapmışlardır. Satış tarihi itibariyle kök muris ...'ın terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. TMK'nun 701. maddesi gereğince kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Yine TMK’nun 702. maddesi gereğince, ortakların hakları ve yükümlülükleri topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleriyle belirlenir. Kanun veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Elbirliği hükümlerine tabi olan taşınmazda mirasçılardan bir ya da birkaçının tek başına 3. kişiye satışı geçerli olmayıp , hukuki değeri bulunmamaktadır. Davacının; yakın mirasbırakanı ...'ın 2008 yılında ölmesi ile sonradan kök murisin mirasçısı sıfatını kazanmış olması, baştaki geçersiz olan satış senedini geçerli hale getirmemektedir. Diğer yandan satın alan ...'ın, o tarihte tapusuz olan taşınmazda, tescil tarihi olan 25.03.2008 tarihine kadar tek başına 20 yıla ulaşan bağımsız zilyetliği de bulunmamaktadır. Açıklanan olgular karşısında; Mahkemece, dava konusu taşınmazda davalılar miras paylarının iptali ile davacı adına tescili sonucunu doğuracak geçerli bir satışın varlığından söz edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle sözleşmede ismi geçen davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı ...'ın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HM'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca temyiz eden davalı lehine BOZULMASINA, HUMK'nun 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.