Başvuru, hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılarak adil olmayan karar verilmesi ve uzun yargılama nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılarak adil olmayan karar verilmesi ve uzun yargılama nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi (İdare) tarafından yapılan engelli personel alımı sınavını kazanmış ancak ataması güvenlik soruşturmasının olumsuz olması nedeniyle yapılmamıştır. Başvurucu tarafından memuriyete atanma istemiyle yapılan başvuru, İdarece 16/12/1999 tarihinde reddedilmiştir. Bunun üzerine 3/2/2000 tarihinde işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük hakların yasal faiziyle tazmini istemiyle Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır. Mahkeme 27/9/2000 tarihinde açılan davanın reddine karar vermiş, yapılan temyiz incelemesi sonucu hüküm Danıştay Onikinci Dairesinin (Daire) 7/6/2001 tarihli kararıyla bozulmuştur. Mahkeme 24/9/2003 tarihli hükmüyle ilk kararında ısrar etmiş ve davanın reddine karar vermiştir. Israr kararına yapılan temyizi inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 30/11/2006 tarihli kararıyla mahkeme kararını bozmuştur. Bozma kararı sonrası Mahkeme 11/9/2007 tarihli kararıyla başvurucunun atamasının yapılmamasına dair işlemin iptaline hükmetmiştir. Başvurucu, Mahkemenin işlemi iptal etmesine karşın yoksun kalınan parasal ve özlük haklarıyla ilgili hüküm kurulmadığı iddiasıyla kararı temyiz etmiştir. Temyiz incelemesinde Daire 17/11/2009 tarihli kararıyla başvurucunun talebi doğrultusunda mahkeme kararını bozmuştur. Bozma sonrası Mahkeme 23/9/2011 tarihli kararıyla Daire kararına uyarak yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının İdareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine hükmetmiştir. Bu karar üzerine İdare tarafından tüm parasal ve özlük hakları mahkeme kararında belirtildiği şekilde başvurucuya ödenmiştir. İdarenin kararı temyiz etmesi üzerine Danıştay Onikinci Dairesi 26/5/2015 tarihli kararıyla mahkeme kararını bozmuştur. Bozma kararı sonrası Mahkeme 21/12/2017 tarihinde karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Mahkeme gerekçesinde, bozma kararı uyarınca yaptığı ara kararı cevabında şirketin kamu payının %50'nin altına düştüğünü ve anonim şirket statüsüne kavuştuğunu bu sebeple başvurucunun atanıp atanamayacağı hususunda bir değerlendirme yapılamadığının belirtildiğini vurgulamıştır. Mahkeme bu sebeple başvurucunun iptal hükmü uyarınca atanmayı talep ettiği kadroya atanıp atanamayacağı hususunda bir değerlendirmenin yapılamayacağını, bunun sonucunda da parasal ve özlük hakları yönünden esasa yönelik hüküm kurulmasının hukuken mümkün olmadığını belirtmiştir. Mahkeme ayrıca kesinleşen iptal hükmünü de dikkate alarak tüm yargılama giderlerini ve vekâlet ücretinin İdareden alınarak başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme kararına karşı yapılan temyiz talebi Dairenin 20/6/2018 tarihli kararıyla gerekçeli olarak onanmıştır. Daire gerekçesinde, başvurucu tarafından verilen 15/2/2017 tarihli temyiz dilekçesinde İdare Mahkemesince (parasal hak talebi yönünden) verilen 23/9/2011 tarihli kabul kararı sonrasında, parasal haklarının kendisine ödendiğini belirtmiş olmasına vurgu yapmıştır. Daire, oluşan bu duruma göre başvurucunun bu davayı açmaktaki hukuki menfaatinin İdare Mahkemesinin kabul kararı sonucunda elde edildiğini belirtmiş ve Mahkeme kararının sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunarak bozulmasını gerektirir nitelikte olmadığına işaret etmiştir. Daire kararına karşı yapılan karar düzeltme talebi aynı Dairenin 6/12/2018 tarihli hükmüyle reddedilmiştir. Başvurucu nihai hükmü 29/1/2019 tarihinde öğrendikten sonra 14/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.