T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1414 KARAR NO : 2025/1726 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/09/2023 NUMARASI : 2022/891 Esas - 2023/700 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) KARAR TARİHİ : 04/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/09/2023 …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1414 KARAR NO : 2025/1726 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/09/2023 NUMARASI : 2022/891 Esas - 2023/700 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) KARAR TARİHİ : 04/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/09/2023 tarih 2022/891 Esas 2023/700 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalılar ... ve ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, 09.08.2017 tarihinde, davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, davalı ...'nın işleteni ve davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın müvekkiline ait, dava dışı ...'ün sürücüsü olduğu ... Almanya plakalı araca, hızını ve takip mesafesini ayarlayamayarak arkadan çarptığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, Almanya'da bulunan ...... Bürosu tarafından düzenlenen 17.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar miktarının KDV dahil 3.366,40 Euro, değer kaybının ise 3.643,00 Euro olarak tespit edildiğini, ayrıca bilirkişi raporunun tanzimi için müvekkilinin 749,79 Euro ödediğini, müvekkili adına hasar ihbarının 22.11.2017 tarihinde davalıya yapıldığını, Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca 05.12.2017 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmolunması gerektiğini ileri sürerek, toplam 7.009,40 Euro maddi tazminatın davalı sürücü ve işleten bakımından kaza tarihi olan 09.08.2017 tarihinden, davalı sigorta şirketi bakımından ise teminat limiti ile sınırlı olarak 05.12.2017 tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili tarafından ödenen 749,79 Euro bilirkişi ücretinin fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dâhil edilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalılar ... ve ... vekili, davanın belirsiz alacak davası olup olmadığı yönünde talepte bulunulmadığını, Euro cinsinden ve ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsilat talebinin usule aykırı olduğunu, davacının zararını kasko sigortasından karşılamamakla aracını hasarsız gibi değer kaybı olmadan satabileceğini, değer kaybı ve zarar talebinin yüksek olduğunu, boya ve işçiliklerde mükerrer tanımlamalar yapıldığını, kaza tarihi ile aracın yurt dışına çıkış tarihi arasındaki sürede aracın başka kazalara karışmış olabileceğini, davacı tarafın talep ve beyanları üzerine düzenlenen raporu kabul etmediklerini, yabancı şirket olan davacıdan teminat alınması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı.... A.Ş. vekili, müvekkili şirketin sorumluluğunun kusur ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, 2918 sayılı yasanın 91. maddesine göre dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasının zorunlu olduğunu, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini, değer kaybı hesabının trafik sigortası genel şartlarındaki hesaplama yöntemine göre yapılması gerektiğini, aracın daha önce kaza yapıp yapmadığının araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, kaza sebebiyle davacının aracında 2.395,47 Euro tutarında hasar oluştuğu, 517,00 Euro değer kaybı zararının oluştuğu, ekspertiz giderinin 749,79 Euro olduğu, yargılama aşamasında 01.02.2018 tarihinde zararın 2.318,76 TL'lik kısmının ödendiği, ödeme tarihi itibariyle Merkez Bankası Euro efektif satış kuru 4,6825-TL olarak hesaplandığından bu kısmın 495,19-Euro'ya tekabül ettiği, hasar bedelinden mahsubu ile tazmini gereken bakiye hasar bedelinin 1.900,28 Euro olduğu gerekçesiyle, yargılama aşamasında ödenen 495,19 Euro yönünden dava konusuz kaldığından bu kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bakiye 1.900,28 Euro hasar bedeli, 517 Euro değer kaybı olmak üzere toplam 2.417,28 Euro'nun davalı sigorta şirketi'den 05.12.2017 temerrüt tarihinden, ... ve ...'dan 09.08.2017 kaza tarihinden itibaren kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirasının davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, 749,79 Euro ekspertiz giderinin yargılama giderinden sayılmasına karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dairemizin 20.10.2022 tarihli 2019/2933 E. 2022/1496 K. sayılı ilamı ile, Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerektiği, (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.), Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağının ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiğinin uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edildiği, dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapıldığı, böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun her halükarda Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere aracın kazadan önceki ikinci el piyasa rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı tazminatı hesaplanması gerektiği, ilk derece mahkemesince bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak, aracın kaza tarihinde Almanya ülkesindeki piyasa rayiç değerine göre inceleme yapılarak, hasarsız 2. el piyasa rayiç değeri ile onarılmış haldeki 2. el piyasa rayiç değerleri belirlenerek arasındaki farka göre değer kaybının hesaplanması ve Almanya ülkesi koşullarına göre gerçek zarar miktarının belirlenmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği; mahkemenin kabulüne göre de, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 3/2. maddesi gereğince haklarındaki maddi tazminat isteminin bir bölümü aynı nedenle reddedilen müteselsil sorumlu davalılar işleten ve sürücü ile davalı sigorta şirketi yararına tek vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiş olmasının da hatalı olduğu gerekçesiyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Dairemizin kaldırma kararı uyarınca alınan 12.04.2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda, davaya konu olan araçta meydana gelen hasarlar, göreceği kaporta ve boya işlemleri, ... model olması, sınıfı, km.si, Almanya'daki değer kaybı hesaplama yöntemleri, kazadan önce ve sonrası 2. el piyasa rayiç fiyatları dikkate alındığında 2.000 Euro'luk (KDV dahil) değer kaybı oluştuğunun belirlendiği, böylece kaza sebebiyle davacının aracında 2.395,47 Euro hasar ve 2.000 Euro değer kaybı zararının oluştuğu, ekspertiz giderinin 749,79 Euro olduğu, yargılama aşamasında zararın 2.318,76 TL'lik kısmının 01.02.2018 tarihinde ödenmiş olduğu, ödeme tarihi itibariyle Merkez Bankası Euro efektif satış kuru (4,16 TL) üzerinden 495,19 Euro'ya tekabül ettiği, bakiye hasar bedelinin 1.900,28 Euro olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile yargılama aşamasında ödenen 495,19 Euro yönünden dava konusuz kaldığından bu kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bakiye 1.900,28 Euro hasar bedeli, 2.000 Euro değer kaybı olmak üzere toplam 3.900,28 Euro'nun davalı sigorta şirketi yönünden 05.12.2017 temerrüt tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihinden itibaren kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketi bakiye poliçe limiti 30.681,24 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirasının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine, İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2019/11149 Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür oluşturulmamasına, 749,79 Euro ekspertiz giderinin yargılama giderinden sayılmasına karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kaza tarihi itibariyle davacıya ait aracın marka model özellikleri dikkate alınarak Alman rayicine göre hasar ve değer kaybı miktarı belirlenmesi gerekirken hükme dayanak alınan raporda bu hususa dikkate edilmediğini, davacıya ait aracın Alman plakalı olması nedeniyle değer kaybının da Alman rayicine göre belirlenmesi gerektiğini, aracın kazadan 6 ay önce trafiğe çıktığını, üst segment marka olduğunu, değer kaybının düşük belirlendiğini, mahkemece kaldırma kararından sonra sadece değer kaybı zararı bakımdan bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, hasar tespitinin de hatalı olduğunu, BAM Hukuk Dairesince esasa girmeden karar verildiğinden bu hususta usuli kazanılmış hak oluşmadığını, yargılama devam ederken yapılan 495,19 Euro ödeme sebebiyle bu kısım bakımından davalıların temerrüde düşüp dava açılmasına sebebiyet vermiş olduğundan bu kısım bakımından da vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece ekspertiz ücretinin fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekirken, dava tarihindeki kur oranı dikkate alınarak TL'ye çevrilmesinin hatalı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili, davacının kazanın gerçekleşmesinin akabinde uzunca bir süre aracını Türkiye’de kullanmaya devam ettiğini, Türkiye’de çok daha uygun bir fiyata eksper raporu alınması ve aracın çok daha uygun fiyata yetkili serviste tamir ettirilmesi imkanı varken bu imkandan yararlanmayarak, aracı yurtdışında eksperden rapor alarak tamir ettirdiğini, davacının bu eyleminin zararın artmasına sebep olduğunu, dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, ekspertiz giderinin yabancı para üzerinden belirlenmesinin hatalı olduğunu, yargılama giderlerine Türk Lirası üzerinden hükmedilmesinin kamu düzeninden olduğunu, davanın açıldığı tarihteki TL karşılığı üzerinden hükmedilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, davacıya ait yabancı plakalı araçta oluşan hasar giderim bedeli ve değer kaybının karşı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı, işleten ve sürücüsünden tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı anlaşılmakta olup, davacı aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamaz. Aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olup, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay HGK 24.06.2015 tarih ve 2014/17-28 E - 2015/1745 K.) Davalılar ... ve ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 17. HD 17.05.2018 tarih ve 2015/8003 E. - 2018/5155 K.) Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Davacı tarafça, yurt dışında bilirkişi ücreti olarak ödenen 749,79 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dâhil edilerek davalılardan tahsili talep edilmiştir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Bu nedenle davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir. Toplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi ek raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının aracında oluşan zarar dolayısıyla hasar ve değer kaybı tazminatına hak kazanmasına, kusur ve hasarın olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, dava değerini oluşturan hasar bedeli ve değer kaybı tazminatı yönünden yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı üzerinden davalıların sorumluluğu cihetine gidilmesine, tazminata taleple bağlı olmak üzere yabancı para alacağına davalıların sıfatına göre belirlenenen temerrüt tarihinden 3095 sayılı Kanun gereğince faiz yürütülmesine, dava değeri yapılan yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı olan Türk Lirası esas alınarak kabul edilen miktar üzerinden harç ile karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti hesaplanmasına, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden sigorta şirketinin sorumluluğunun kabul edilen dava değeri poliçe limitininin altında kaldığından oran yapılmaksızın belirlenmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine göre, davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ile davalılar ... ve ...'nın istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 1.209,58 TL'den peşin alınan 302,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 907,08 TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 1.209,58 TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.04/12/2025