T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1439 KARAR NO : 2026/308 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/06/2023 NUMARASI : 2017/1247 Esas - 2023/513 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat(Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 23/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/02/2026 İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/06/…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1439 KARAR NO : 2026/308 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/06/2023 NUMARASI : 2017/1247 Esas - 2023/513 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat(Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 23/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/02/2026 İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/06/2023 tarih 2017/1247 Esas 2023/513 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ...Ş Genel Müdürlüğü vekili ve davalı ... vekilinin tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde; davacılardan ...' ın annesi ...' in kızı ve ...' in kız kardeşi maktül ...' ın 13/06/2017 günü saat 20.55 sıralarında davalılardan ...'nun sevk ve idaresindeki ve davalılardan ... A.Ş.' ye 20810969 numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı .... plaka sayılı ... marka aracın içerisinde yolcu olarak seyir halinde iken bu aracın sağ tarafına.... Caddesi üzerinden gelen davalı ...Ş' ye 19350939 numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı ve davalılardan ...' nun sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı... marka aracın çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ağır yaralandığını, kaldırıldığı Meydan Anadolu Hastenesi' nde vefat ettiğini, kazada toplam 2 kişinin vefat ettiğini, kaza tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda her iki davalı sürücünün de eşit ve asli kusurlu olduğunu, davalı şöförler hakkında Antalya 5. ACM' nin 2017/221 E. sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, ceza dava dosyasının sanıkların kusur oranının tespiti yönünden Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Daire Başkanlığı' na gönderildiğini, raporun henüz gelmediğini, iki veya daha fazla aracın karıştığı trafik kazalarında kusurlu bulunmayan zarar görenlere karşı kusur oranlarına bakılmaksızın kusurlu bulunan sürücü, malik, işleten ve sigorta şirketlerinin TBK' nin 163 ve KTK' nin 88. Maddesi gereğince müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, ...' ın 41 yaşında iken vefat ettiğini, maktulün ... dışında başka çocuğu olmadığını, maktulün ...' nın babası ile 2010 yılında boşandığını, ...' nın velayetinin kendisine verildiğini, maktulün .... Şti' nin hisselerinin tamamına sahip ortağı ve aynı zamanda şirketin müdürü olduğunu, aylık gelirinin yaklaşık 4.000,00-TL olduğunu, serbest çalıştığı için Bağkur' lu olduğunu, maktulün ölümünden sonra ...' nın velayetinin İzmir 2. Aile Mah' nin 2017/494 E. 2017/557 K. Sayılı dosyası ile babası ...' a verildiğini, davacılardan ... ve ...' in maktulün ölümü ile destekten yoksun kaldıklarını, bu davacılar yönünden destekten yoksun kalmaya dayalı maddi tazminat talep edildiğini, maddi tazminat konusunda davalılardan ... A.Ş'. ye 25/09/2017 tarihli dilekçe ile müracaat yapıldığını, dilekçenin 26/09/2017 tarihinde teslim edildiğini, sigorta şirketi tarafından 04/10/2017 tarihinde e-mail ile cevap verildiği ve Antalya 5. ACM' nin 2017/221 E. sayılı dosya kararının temin edilerek gönderilmesinin rica edildiğini, cevap e-mail' inde davanın sürdüğünün iletildiğini, sigorta şirketi tarafından ödeme teklifinde bulunulmadığını, ödeme yapılmadığını, diğer davalı ...Ş.' ye davacı ... için 28/07/2017 tarihli dilekçe ile müracaat yapıldığını, dilekçenin 31/07/2017 tarihinde teslim edildiğini, sigorta şirketi tarafından 01/08/2017 tarihinde e-mail ile cevap verildiği ve bir kısım eksik evrakların gönderilmesinin talep edildiğini, eksik evrakların 15/08/2017 tarihli dilekçe ile gönderildiğini, kendilerine tam ibra belgesi imzalanmak kaydıyla 3.359,00-TL ödeme teklif edildiğini ancak fahiş düşük bu teklifin kabul edilmediğini, dava sonra davacı ... için başvuru yapıldığını, dilekçenin 26/09/2017 tarihinde ulaştığını, e-mail ile verilen cevapta tam ibra belgesi imzalanması kaydıyla ... için 3.359,00-TL ve ... için ise 4.265,00-TL ödeme teklif edildiğini, davalı ... şirketlerine yasada öngörüldüğü şekilde başvuru yapıldığını ancak uzlaşı sağlanamadığını, her 3 davacı için de davalılardan manevi tazminat talep edildiğini, ölümlü kaza nedeni ile davacıların iç huzuru ve manevi bütünlüğünün ciddi anlamda bozulduğunu, aile içinde huzurlarının kalmadığını, manevi zarar ve acının para ile telafisinin mümkün olmadığını ancak tazminat ile zarara uğrayanda huzur duydusu doğurmasının amaçlandığını belirtmiş, HMK' nın 389 ve devamı maddeleri gereği öncelikle sürücü davalılar ... ve ... adına kayıtlı araçların tramer kayıtları üzerinden tespiti ile varsa tespit edilecek araçların 3. şahıslara devir ve satışına engel olunması için kayıtları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, belirsiz alacak davası olarak davacılardan ... için 2.500,00 TL ve ... için 2.500,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL destekten yoksun kalmaya dayalı maddi tazminatın kaza tarihi olan 13.06.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacılardan ... için 500.000,00 TL , ... için 200.000,00 TL , ... için 150.000,00 TL olmak üzere toplam 850.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13.06.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılar ... ve ... 'ndan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili; davanın İzmir Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığını, davaya bakmaya davalı şirketin yargı çevresinde bulunduğu İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın yetkisizlikten reddinin gerektiğini, davacı delillerinin tebliğinin talep edildiğini, 6704 sayılı Torba Kanunu uyarınca davadan önce başvuru yapılması ve gerekli belgelerin ibrazının zorunlu hale getirildiğini ancak davacı tarafça gerekli belge ibraz edilmeden davanın açıldığını bu sebeple esas hakkında inceleme yapılmasına gerek olmadan davanın usulden reddinin gerektiğini, dava dışı vefat eden ...'ın eşi için 65.501,00 TL ödeme yapıldığını, sorumluluğun bakiye, poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın kusuru ve zararını usulen ispat etmesi gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte davalı şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile sorumlu olabileceğini, davalı şirketin sorumluluğun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, teminatın tek hasar görenlerin birden fazla olması durumunda KTK 96. Maddesi gereğince teminatın paylaştırılması gerektiğini, müteveffanın müterafik kusuru ile zarara uğradığını, bu hususun nazara alınması gerektiğini belirtmiş, dosyanın yetki yönünden reddine, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili ; HMK 6. Maddesi gereğince genel yetkili mahkemenin davalının dava açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, bu madde uyarınca davanın Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerekirken davacıların ikametgahı mahkemesinde açıldığını bu sebeple mahkemenin yetkisiz olduğunu, davacı tarafça talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığını, hükmedilecek manevi tazminat miktarının adalete uygun olması, zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusununda fakirleşmemesi gerektiğini, söz konusu kazada iki kişinin hayatını kaybettiği dikkate alınarak diğer maktül açısından da manevi tazminata hükmedilebileceğinden davalının fakirleşmesinin olası olduğunu, bu nedenle manevi tazminatının sınırının onun amacına göre belirlenmesi gerektiğini, davalının meydana gelen kaza ve neticesinde oluşan zarar bakımından tali kusurlu olduğunu, diğer davalı ...'nun kırmızı ışıkta geçmesi nedeniyle söz konusu zararın oluştuğunu, davacıların maddi tazminat taleplerinden kazaya karışan davalı ...'ye ait .... plakalı aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Maliyet Sigortacısı olan .... .. AŞ.'nin sorumlu olduğunu, dolayısıyla maddi tazminat bakımından zararın sigorta poliçesinde belirtilen teminat limitleri dahilinde kalması halinde davalı ...'nin sorumluluğunun bulunmadığını belirtmiş, davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, fahiş ve hukuka aykırı maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili; davaya konu kazanın Antalya’da gerçekleştiğini, müvekkilinin adresinin ise, dava dilekçesinde de görüleceği üzere.... ili .... ilçesinde bulunduğunu, haksız fiilden kaynaklı davanın İzmir Mahkemeleri değil davaya bakmaya yetkili olan İstanbul Mahkemelerinde (İstanbul Çağlayan Adliyesi) açılması gerektiğini, belirtilen nedenlerle öncelikle yetkisiz yerde açılan dava dosyasının usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kazaya karışan aracın davalı şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalının kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla destekten yoksun kalma tazminatının ölenin sağ çocuklarının askerlik süreleri ve eğitim durumları gibi özel bir durumları yok ise destek ve muhtaçlık yaş sınırının en geç 22 yaş olduğunun kabul edilmesi, 22 yaşından sonrası dönem için destek hesabı yapılmaması gerektiğini, kusur konusunda ATK dan rapor alınması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte destekten yoksunluk hesabı yapacak olan bilirkişi raporunun Yargıtay ' ın değişen içtihatları neticesinde yetersiz kalmaması gerektiğini, davacıların destekten yoksun kaldıklarını makul ve muteber delillerle ispatlamaları gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davalı şirketin yalnızca temerrüt tarihinden itibaren faizle sorumlu olabileceğini ve dava konusu olaya uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirtmiş, davanın yetkisiz yerde açılması sebebiyle davanın usulden reddine, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, davacı delillerinin tebliğine, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması için bilirkişi incelemesi yapılmasına, Adli Tıp Trafik İhtisas Kurulundan kusur raporunun alınmasına, tazminat raporunun hazineye kayıtlı aktüer aracılığı ile yaptırılmasına, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; davada, dava dilekçesinin usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edilmediğini, müvekkilinin, 28/02/2021 tarihli bilirkişi raporunun, 03/08/2021 tarihinde adresinde tebliğiyle davadan haberdar olduğunu, UYAP üzerinden dosyada yapılan incelemede de, davalıya dava dilekçesi ve Tensip Zaptının tebliği için 06/11/2017 tarihinde UYAP tan kapalı tebligat evrakı hazırlandığı ancak tebliğ mazbatasının ya dönmediği veya UYAP a taranmadığını, bunun dışında UYAP üzerinden davalıya dava dilekçesinin tebliğine yönelik yeni bir tebligat evrakı da hazırlanmadığını , müvekkilininde davadan haberi olmadığını, daha sonra çıkartılan tebligatlarında hiçbir şekilde müvekkiline ulaşmadığını, bu durumda dava dilekçesinin ile Tensip Zaptının ve diğer tebligatların davalı ... na tebliğ edilmediğini gösterdiğini, müvekkiline dava dilekçesi ve diğer yargılama evraklarının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinden davadan haberdar olamadığını, davadan haberdar olduktan sonra süresi içerisinde cevap dilekçelerini ve yokluklarında yapılan usulü işlemlere ilişkin beyanlarını bu aşamada ibraz ettiklerini, bu nedenle ön inceleme duruşmasının tekrarlanması gerektiğini, müvekkilinin davadan habersiz olduğundan, yokluklarında gerçekleştirilen ve müvekkili aleyhine olan bütün usulü işlemlere itiraz ettiklerini, davalı müvekkilinin soruşturma aşamasında, kendisinin ...plakalı aracı kullandığını, olay günü .... ile ticari bir görüşme yapmak için Anadolu Hastanesinde buluştuklarını, Anadolu Hastanesinden ....’ı ile eşi ... ve .... isimli şahısları alarak bir kafeye geçtiklerini, konuştuktan sonra şahısları tekrardan aynı yere bırakmak için aynı güzergahtan hareket ettiklerinde kazanın meydana geldiğini beyan ettiklerini, olayın oluşunda müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, bu nedenle müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini, davacıların, meydana gelen kaza neticesinde müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını ileri sürülerek huzurdaki davayı açmış ise de; destekten yoksun kalma tazminatı bir zenginleşme aracı olmayıp, ancak gerçek zararın olması halinde ileri sürülebileceğini, bu nedenle müteveffanın davacılara destek olduğunun veya yakın zamanda destek olacağının somut olarak ispatı gerektiğini, mahkemece müteveffanın ikameti, medeni durumu, geliri, davacılarında gelirleri ve başkaca gelirleri bulunup bulunmadığı, çocuklarının bulunup bulunmadığının ayrıca davacının fiziki desteğinin olup olmadığının araştırılması ve fiili destek ispat edilemediği takdirde davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, Yargıtay 15. HD de 07/05/2013 tarih ve 2012/4922 Esas- 20136530 Karar sayılı ilamında benzer şekilde hüküm kurduğunu, bu halde müteveffanın davacılara destek olduğunun somut olarak ispatı, aksi halde davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, hatır taşımasının KTK madde 87 de düzenlendiğini, gerek Ceza Dava dosyasının kapsamından gerekse diğer tüm delillerden maktül ...' ın hatır için taşındığı konusunda bir tereddüt olmadığını, davacıların yakını maktül ... ' ın müvekkili tarafından ücretsiz olarak taşındığını, bu nedenle müvekkilinin tazminat sorumluluğunun kaldırılması gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise, hatır taşıması nedeniyle belirlenen tazminatta hakkaniyete uygun indirim yapılması gerektiğini, mahkemece taraflarına tebliğ edilen kusur raporu ile, yine dosyada mevcut olan ve daha evvel alınan kusur raporlarına itiraz ettiklerini, dava konusu tazminat taleplerinin temelini oluşturan trafik kazasının meydana gelmesinde müvekkiline atfedilebilecek bir kusur olmadığını, ayrıca kusur raporları arasında çelişki olup alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyetçe bu çelişkiler de giderilecek şekilde rapor alınması gerektiğini, 6098 Sayılı TBK’nun 56. maddesi ile Yargıtay içtihatlarındaki ve öğretideki görüşler çerçevesinde manevi tazminat için, özel durumlar göz önünde bulundurularak, zarara uğrayanlarda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirmek, maddi tazminatla tam olarak giderilemeyen zararı karşılamak amacı gütmesi, hakimin manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alması gerektiğini, miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermesi gerektiğini, kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceğinin Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtildiğini, hükmedilecek bu paranın, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıdığını, bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediğini, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmesi gerektiğini, davacıların talep ettikleri tazminat miktarının fahiş olduğunu, bu nedenle tazminat taleplerinin belirtilen hususlar doğrultusunda, Yargıtay'ın kökleşmiş uygulamaları uyarınca zenginleşme aracı olmayacak şekilde takdiri gerektiğini belirtmiş, davanın reddine, mahkemece aksi kanaat hasıl olup, davanın kabulüne karar verilecekse maktül ...'ın davalı müvekkilin aracında hatır için taşınıldığından tazminatlarda indirimi yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça 13/06/2017 tarihinde meydana gelen kaza sonucu davacıların miras bırakanı ...'ın vefat ettiğinden bahisle oluşan maddi ve manevi zararın giderilmesine yönelik olarak davalılar hakkında Mahkememize dava açıldığı, 13.06.2017 tarihinde davalı ... adına kayıtlı , davalı .... nezdinde 21/11/2016- 21/11/2017 tarihleri arasında geçerli 19350939 nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı ve davalı ...'nun sevk ve idaresindeki....plaka sayılı araç ile dava dışı .... . Şti. adına kayıtlı , davalı .... nezdinde 19/04/2017- 19/04/2018 tarihleri arasında geçerli 20810969 nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı ve davalı ...'nun sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı aracın trafik kazasına karıştığı, kaza sonucu davacılardan ... ' ın annesi , ....'in kızı ve ...'in kardeşi olan ve ...'nun sevk ve idaresindeki.... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunan ...'ın vefat ettiği, trafik kazasının oluşumunda her iki sürücününde kusurlu oldukları bu hususun Mahkememizce alınan bilirkişi raporları ve Antalya ACM tarafından alınan raporlarda belirlendiği ancak kusur oranları konusunda alınan 3 raporda da kusur oranlarının farklı belirlendiği, müteveffa ...'ın ise trafik kazasının oluşumunda kusurunun bulunmadığı, müteveffa olayda kusursuz olduğundan ve davalı araç sürücülerinin kusur oranlarının belirlenmesinin taraflar arasında rücu ilişkisi açısından önemi olacağı değerlendirildiğinden alınan kusur raporlarındaki çelişkinin giderilememesinin öneminin bulunmadığı ve yine bu sebeble ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesine de gerek bulunmadığı, davacı tarafça talep edilebilecek destekten yoksun kalma tazminat miktarının davacı ... için 23.581,96 TL, davacı .... için 272.115,72 TL olmak üzere toplam 295.697,73 TL olduğunun alınan ayrıntılı ve gerekçeli bilirkişi rapor ve ek raporları ile belirlendiği, oluşan maddi zarardan davalı araç sürücülerinin haksız fiil hükümleri, davalı ... şirketlerinin ZMMS hükümleri doğrultusunda sorumlu oldukları, davalı araç sürücüleri yönünden olay tarihinden itibaren, davalı .... yönünden 06/10/2017, davalı .... 10/08/2017 tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceği, davalı ... vekili tarafından Mahkememize verilen 13/08/2021 havale tarihli cevap dilekçesinde hatır taşıması savunmasının ileri sürüldüğü, davalı ...'na dava dilekçesinin 13/11/2017 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, cevap dilekçesinin yasal süre geçtikten sonra verildiği, hatır taşıması savunmasının itiraz değil def ' i olduğu ve yasal süresi içerisinde verilecek cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği, davalının hatır taşıması savunması yasal sürede ileri sürülmediğinden söz konusu savunmaya itibar edilemeyeceği, davacı ...'ın kaza sonucu annesini, davacı ...in kızını, davacı ...'in ise kardeşini kaybettikleri, davacıların anne, evlat ve kardeşlerinin ölümü nedeniyle manevi olarak da zarara uğradıkları, uğranılan manevi zararın da kazaya karışan ve kusurlu olan .... ve ... plaka sayılı araçların sürücüleri olan davalılar ... ve ... tarafından giderilmesinin gerektiği, olayın niteliği, kusur oranı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve paranın satın alım gücü göz önüne alınarak uygun miktarda manevi tazminatın hüküm altına alınmasının gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, davacı ... için 272.115,72 TL , davacı ... için 23.581,96 TL olmak üzere toplam 295.697,73 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 13/06/2017, davalı .... yönünden 06/10/2017, davalı .... 10/08/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılar ... ve ...'a verilmesine, davalı ... şirketlerinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlandırılmasına, Maddi tazminat ile ilgili davalı ... şirketleri yönünden faizin başlangıç tarihine yönelik fazlaya ilişkin isteğin reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin davalılar ... ve ... yönünden kısmen kabulü ile, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 80.000,00 TL, Davacı ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 140.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13/06/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ndan alınarak davacılara verilmesine, manevi tazminat ile ilgili fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ...Ş Genel Müdürlüğü vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, her ne kadar mahkemece belirtilen tutarda faize hükmedilmiş ise de belirlenen manevi tazminat miktarının oldukça düşük ve hakkaniyete aykırı olduğu, davacı ...'nın halen psikolojik destek aldığı dolayısıyla mahkemenin manevi tazminat takdiri yerinde olmadığı gibi esasen eksik inceleme neticesi hükmedildiği, mahkemenin kabulünün aksine davalıların gelirinin oldukça yüksek olduğu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili, dosya kapsamına kazandırılmakla birlikte mahkemece kusura dair incelemelerin yerinde ve yeterli olmadığı gibi kusur raporunun çelişki arzettiği, olayda hatır taşıması yönünden indirim koşulları var iken bu yönde bir indirim yapılmamasının yerinde olmadığı, davacılar yönünden belirlenen manevi tazminatın oldukça yüksek olduğu, maddi gerçeğin ceza dosyasında sabit hale geleceğinden bunun hukuk hakimini bağladığı, bu kapsamda mahkemenin kusura ilişkin rapor alırken ceza dosyasındaki değerlendirmeyi görmezden gelemeyeceği, tazminat miktarlarının bölünmeden ve müteselsil olacak şekilde hükmedilmesinin doğru olmadığı istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ...Ş Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... şirketine ZMMS'li aracın ekteki belgeye göre uzun süreli kiraya verildiği, dolayısıyla işletenlik sıfatı ortadan kalktığından sigortanın sorumluluğunun ortadan kalkacağı, olayda hatır taşıması yönünden indirim koşulları var iken bu yönde bir indirim yapılmamasının yerinde olmadığı, hükme esas alınan aktüer raporunda eski eşe destek pay ayrılmadığı ve bu şekilde yapılan hesaplananın yerinde ve doğru bir hesaplama olmadığı gibi aktüer hesabının ayrıca hatalı olduğu, dosya kapsamında kabul edilen kusura dair incelemenin eksik ve hatalı olduğu, kusurun net tespit edilemediği istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili, davacılar yönünden destek olgusunun yeterince incelenmediği, buna dair araştırma ve incelemesinin eksik olduğu ve bu şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, kusura yönelik inceleme ve araştırmanın yerinde olmadığı gibi kusurun doğru bir şekilde tespit edilemediği, manevi tazminatın yüksek belirlendiği, olayda hatır taşıması yönünden indirim koşulları var iken bu yönde bir indirim yapılmamasının yerinde olmadığı, istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazasından kaynaklı DYK maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, müteveffa ....'ın yolcu olarak içinde olduğu, davalı ... nezdinde ZMMS'li ve davalı ... sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı araç ile davalı ... nezdinde ZMMS'li ve davalı ... sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı araçlar arasında 13/06/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesi ....'ın desteğinden yoksun kalındığı iddiasıyla adı geçenin oğlu ..., annesi ... tarafından DYK maddi ve manevi tazminat, kardeşi ... tarafından manevi tazminat istemi ile açılan iş bu davada mahkemece kazaya karışan araç sürücüleri yönünden kusura dair inceleme yapılmış olmakla en son kazandırılan 30/08/2021 tarihli rapor kanaatleri göz önünde bulundurulduğunda her iki araç sürücüsünün de kusurlu oldukları ve davanın ve talebin mahiyeti gereği davalılar yönünden müteselsil sorumluluk iddiası kapsamında talep konusu tazminatların ileri sürüldüğünün kabul edilerek davacılar yönünden davalıların müteselsil sorumluluk ilkesi kapsamında sorumlu oldukları, kazandırılan 26/05/2023 tarihli aktüer raporuna göre ise davacı ... lehine 272.115,59 TL, ... lehine ise 23,581,96 TL şeklinde hesaplama içeren rapor hükme elverişli bulunarak maddi tazminatın tam, manevi tazminatın ise kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı ... şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsünün kusuru oranında sorumludur 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/3042 E.- 2021/1562 K. sayılı içtihatı). Somut olayda, KTK'nın 97. maddesi uyarınca davacılar vekilince davalı ... şirketine dava açılmadan önce yapılan başvuruda evrak eksikliğinden bahsedilmekle birlikte yargılama aşamasında eksiklik tamamlanabileceğinden, davacının başvurusunun sonuçsuz kaldığı, anılan maddede düzenlenen başvuru dava şartının gerçekleştiği kabul edilerek, olayda dava şartı noksanlığı olmadığı kabul edilmiştir. 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı kanunun 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hâkimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, araç malikinin karine olarak kabul edilen işleten sıfatının bulunmadığının ispatı için taraflar arasında üçüncü kişileri de bağlayacak güçte bir sözleşmenin varlığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, varsa kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği önem arz etmektedir. Her ne kadar davalı ... tarafından ... plaka sayılı aracın uzun süreli olarak kiralandığı ve dolayısı ile işleticisinin değiştiği ve bu sebeple sorumlu olunmayacağı belirtilerek bu yönden eksik inceleme yapıldığı belirtilmekte ise de aracın uzun süreli olarak kiralandığına yönelik az önce belirtilen şekilde üçüncü kişileri de bağlayacak mahiyette bir bilgi ya da belge olmadığı gibi esasen ZMMS'nin de araç için yapıldığı sabit olmakla davalı ... sigortanın işletenin değiştiği iddiasıyla sorumluluktan kurtulması yönündeki savunmasının içeriği itibariyle de doğru olmadığından bu yönden ileri sürülen savunmanın yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Konu trafik kazasından kaynaklı başlatılan soruşturma kamu davasına dönmekle Antalya 5. AĞCM'nin 2017/221 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada araç sürücülerinin kusuruna yönelik rapor kazandırılmakla araç sürücüleri olan gerek ... gerek .... yönünden taksirle yaralama suçundan mahkumiyet kararı verildiği, iş bu dava dosyasında ise mahkemenin kusura yönelik İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan 19/11/2015 tarihli raporu kazandırılmakla bahse konu rapor içeriğinde....'ın % 40, ....'nin ise % 60 kusurlu oldukları yönündeki kanaate itiraz üzerine Genişletilmiş Uzmanlar heyetinden rapor istenilmekle 30/04/2021 tarihli raporda da aynı kusur oranının benimsendiğinin belirtilmesi üzerine ceza dosyasında alınan rapor kanaati ile az önce belirtilen rapor kanaatleri farklı olmakla aralarındaki çelişkinin giderilmesine dair bu sefer İTÜ Trafik kürsüsünde görevli heyetten rapor alınmasına karar verilmekle sunulan 28/02/2021 tarihli raporda ise ... yönünden % 70, ... yönünden ise % 30 kusur oranı olduğunun belirtilmesi üzenine şimdi de mahkemece alınan raporlar arası çelişkinin giderilmesine dair karayolları Fen heyetinden rapor istenilmesi üzerine sunulan 30/08/2021 tarihli raporda .... yönünden % 50, ... yönünden ise % 50 kusur oranı belirtilmekle istinaf isteminde bulunan davalılarca halen daha kusura yönelik çelişkinin giderilmediği, kusurun net tespitinin yapılamadığı ve bu yönlerden eksik inceleme yapıldığı belirtilmiş ise de gerek ceza dosyasında alınan raporda gerekse de İDM'ce alınan raporda araç sürücüleri davalıların her ikisinin de olayda kusurlu oldukları en azından kusursuz olmadıkları anlaşılmakla birlikte müteveffanın araçta yolcu olması ve talebin müteselsil sorumluluk kapsamımda ileri sürülmesi nedeniyle davalılar yönünden olayda müteselsil sorumluluk ilkesi kapsamında değerlendirme yapıldığından ve kusurun net tespitinin ise davalılar yönünden iç ilişkide ayrıca açılacak başka bir davada ileri sürülüp değerlendirilmesi gerektiğinden İDM'ce bu yönde başkaca bir değerlendirme yapılmaması yerinde olduğu gibi kusura yönelik yapılan inceleme ve tespitlerin yeterli olduğu anlaşılmakla kusura ilişkin belirtilen yönlerden yapılan istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dava konusu DYK tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD 23.03.2021 tarih 2020/6173 E. - 2021/3121 K. Sayılı ilamları) Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. HD 22.06.2021 tarih 2021/3089E, 2021/3441K). Bu kapsamda dosyaya birden fazla aktüer raporu kazandırılmış ise de mahkemenin takdirinden anlaşıldığı üzere müteveffanın dava dışı... .. Şti'nde ortak ve temsilcisi olması sebebiyle aktüer bilirkişisi yanına SMMM bilirkişisi de katılarak şirket kayıtlarının incelenmesi suretiyle müteveffanın gerçek gelirinin tespiti ile birlikte hükme en yakın tarihli olduğu anlaşılan 2023 yılı verileri ile hazırlanan 26/05/2023 tarihli aktüer raporunda talep konusu DYK tazminat hesabına yönelik hesaplama yöntemi doğru olmakla bu yönden mahkemenin ek rapor alarak sonuca ulaşmasına dair takdirinin ve incelemesinin yerinde görüldüğü, söz konusu 26/05/2023 tarihli raporun denetime ve hükme elverişli olduğu anlaşılmakla İDM'ce bu yöndeki takdire iştirak edilmekle bu rapordan önceki raporların gerek gerçek gelirin net tespitinin yapılamamış olması gerekse de hükmün aksine 2022 yılı verileri ile hazırlanmış olması karşısında hüküm kurmaya elverişli olmadığından ve bununla birlikte hükme esas alınan raporda eski eşe de pay ayrılmak suretiyle hesaplama yapıldığından davalı ... ve ... tarafından aktüer hesabının yerinde ve doğru olmadığı yönündeki savunmasına itibar edilmemiştir. Öğretide hatır taşıması konusunda bir kavram birliği olmadığı gözlemlenmekte, ancak "hatır için ücretsiz taşıma" ve "aracı hatır için ücretsiz kullandırma" tamlamalarının benimsendiği görülmektedir. Hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup, süresinde verilecek cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK'nın 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 51) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenceden indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Yargıtay 17. HD'nin yerleşmiş içtihatlarına göre ancak müteveffanın yolcu olarak bulunduğu araçla ilgili olarak hatır taşıması mümkün olup karşı araç sürücüsü, işleteni ve sigortacısının hatır indiriminden yararlanamayacağı, eldeki davaya konu olayda mahkemece hatır taşıması indirimi yapılmamış olmakla uygulanması gerektiği belirtilmiş ise de davalı ... tarafından bu yönde bir definin ileri sürülemeyeceği, davalılar ... ve ... tarafından bu yönde bir defi ileri sürülebilecek ise de davalı ...'ın cevap vermediği ve davalı ... sigortanın ise cevap dilekçesinde bu hususu ileri sürmemiş olduğu göz önüne alındığında İDM'ce hesaplanan tazminat tutarları yönünden ayrıca hatır taşıması indirimi yapılmamasına yönelik tespit ve değerlendirmelerin yerinde olduğu, davalılar .... ve ... yönünden bir an için aksi düşünülüp süresinde bu yönden bir hususun ileri sürüldüğünün kabulünde ise.... plaka sayılı aracın ticari vasıfta ve dava dışı ... Şti'ye ait olduğu görülmekle aracın vasfı ve sigortalının sıfatı göz önüne alındığında ticari amaçla kullanılacağından bu amaca aykırı nitelikteki hatır taşıması olgusu iddia edenin ispatına bağlı bir hal olarak kabulü ile dosya kapsamımda ileri sürülen bu definin iddiadan öteye geçemediği anlaşılmakla bu yönden tazminatta indirim yapılmasını gerektiren bir hal olmadığından bu yönlerden ileri sürülen istinaf isteminin de yerinde olmadığı kabul edilmiştir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.(Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E.-1966/7 K.) Olay nedeni ile davacıların manevi zarara uğrayacağı yadsınamaz bir gerçekliktir. Somut olayın özelliği, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak T.M.K'nun 4. maddesi uyarınca hakim tarafından takdir ve tayin edilir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak gösterilmelidir. Bu itibarla, somut olayda davacıların maruz kaldığı bu acı ve elem ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararlarına karşılık, takdir edilen manevi tazminat miktarına yönelik davacı yanca azlığı, davalılar ... ve ... tarafından ise yüksekliği istinaf sebebi olarak ileri sürülmekte ise de az önce belirtilen kriterlere göre İDM'ce manivi tazminatın takdir ve tayinine yönelik görüşünün dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gibi yerinde ve yeterli görüldüğü kanaatiyle bu yönlerden ileri sürülen istinaf isteminin de yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Toplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, dava konusu istemlere ilişkin davalılar yönünden teselsül hükümleri uygulanması yönündeki talebin kabul edilmesi ve bu kapsamda değerlendirme yapılmasına dair mahkeme kanaatinin yerinde olmasına, bu kapsamda kusura yönelik yapılan inceleme ve değerlendirmenin yeterli olmasına, 26/05/2023 tarihli aktüerya bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacılar ... ve ....'nin müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarından DYK tazminatına hak kazanmasına, davacıların gelirinin soysal ve ekonomik durumuna uygun düşecek şekilde saptanmasına, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplanmasına, pay dağılımına ilişkin ilkelere uygun düşecek şekilde davacıların hak kazandığı tazminatın tespit edilmesine, aktüer hesabı yapılırken dava dışı eski eşe de pay ayrılmasına, eski eş tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu kararı kapsamında davalı ... aleyhine hak kazandığı tazminatın aktüer hesabından düşülmeden hesaplama yapılmasının teselsül hükümleri gereği yerinde olmasına, sigorta tarafından ödenen tutarın limiti etkileyeceğinden bunun infaz aşamasında gözetilmesi gerektiğinden bu aşamada ayrıca inceleme yapılmasına gerek olmamasına, kusur ve destekten yoksun kalma zararın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şeklline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, hatır taşımasından kaynaklı bir indirimin yapılmamış olmasının yerinde görülmesine, tazminatın tamamına davalıların sıfatına göre belirlenenen temerrüt tarihinden faiz işletilmesine dair kanaatin yerinde görülmesine, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı ... şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, maddi olay ve davacıların mevcut yaralanmasına uygun düşecek şekilde manevi tazminatın takdirine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi mütalaa olunur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ...Ş Genel Müdürlüğü vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 29.762,51 TL'den peşin alınan 7.440,62 TL'nin mahsubu ile bakiye 22.321,89 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ...Ş Genel Müdürlüğü yönünden istinaf karar harcı olan 20.199,11 TL'den peşin alınan 7.440,62 TL'nin mahsubu ile bakiye 12.758,49 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 29.762,51 TL'den peşin alınan 7.440,62 TL'nin mahsubu ile bakiye 22.321,89 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 23/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.