4. Hukuk Dairesi 2023/1198 E. , 2023/9568 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1522 E., 2022/1897 K. HÜKÜM/KARAR : Davacılar vekili ile Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne / davanın kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/91 E., 2021/407 K. Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kıs…
**4. Hukuk Dairesi 2023/1198 E. , 2023/9568 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1522 E., 2022/1897 K. HÜKÜM/KARAR : Davacılar vekili ile Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne / davanın kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/91 E., 2021/407 K. Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 16.11.2014 tarihinde davalıların işleteni ve sigortacısı olduğu ambulansın şoförünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kaza sonucu davacıların desteğinin vefat ettiğini belirterek açılan belirsiz alacak davasında davacı eş ... için 100.000,00 TL manevi ve diğer davacıların her biri için 60.000,00'er TL manevi tazminat olmak üzere davacılar için toplam 520.000,00 TL manevi, davacılardan ... için 10.000,00 TL, Hacer için ise 5.000,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsilini talep etmiş, 02.05.2017 tarihli bedel artırım dilekçesi ile davacılardan ... için talep ettiği maddi tazminat talebini 386.061,56 TL 'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; görev ve yetki itirazı ile birlikte esasa ilişkin beyanlarındada dava dilekçesinde yalnızca ambulans sürücüsü ile idarenin kusurlu olduğunun ifade edildiği, istenilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğu, ambulansın amaçlanan acil hizmetler görevini üstlendiği, bu doğrultuda kusurun ayrıca dğerlendirilmesi gerekeceği haksız olan davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen aracın davalı şirkete poliçe ile sigortalı olduğunu, zararın şahıs başına 269.000,00 TL olduğunu, manevi tazminatın poliçe kapsamında bulunmadığını, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olabileceği gerçek zararın belirlenmesi için bilirkişi incelemesinin gerekip, kusur oranın tespit edilip, aktüer hesabının yapılması gerektiği, davacının belirlenebilir ücretinin olmaması halinde asgari ücretin baz alınacağı, ödeme olup olmadığınında tespit edilip haksız olan davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul 19 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/76 esasında açılan davada 27.12.2015 tarihinde verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/532 esasına kaydedilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 05.06.2017 tarih ve 2015/532 E. sayılı ilk karar Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılarak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi sonrasında İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ikinci kararı ile istinaf kararında belirtildiği ve araştırıldığı üzere müteveffanın vergi kaydının olmadığı, 2000 yılında emekli olduğu ve faaliyetlerini vergi kaydı olmadan sürdürdüğü anlaşılmakla, güncel asgari ücret üzerinden yapılan hesap ve aktüer bilirkişinin bu doğrultudaki ek raporun benimsendiği gerekçesiyle davanın davacı ... yönünden kısmen kabulü ile 92.521,92 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya verilmesine, bu bedele davalı ... yönünden kaza tarihi olan 16.11.2014 tarihinden davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına; davacı ... için 20.000,00 TL, çocuklar yönünden ise 10.000,00 TL'şer olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.11.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ... Bakanlığından tahsili ile davalılara verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi 31.03.2022 tarihli tavzih kararıyla; vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının 9 uncu bendinin tavzihine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davacıların desteğinin 1990 yılından kaza tarihine kadar taze sebze ve meyve perakende ticareti ve balık ticareti yaptığı hususunun dosya kapsamıyla sabit olduğunu, vergi mükellefiyetinin emeklilik nedeniyle sonlandırıldığını, bu nedenle evvelce celp edilen emsal ücretler nazara alınarak davanın 386.061,56 TL üzerinden kabulü gerektiğini, manevi tazminat yönünden ise gerek olayın gerçekleşme biçimi ve gerekse somut olayın diğer özellikleri nazara alındığında takdir edilen manevi tazminatın oldukça düşük kaldığını, vekalet ücreti bakımından da her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru olmadığı gibi reddedilen maddi tazminat bakımından sadece ...'ın sorumlu tutulması gerektiğini açıklayarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili asıl ve ek karara karşı istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunda beklenen yaşam süresi ile aktif çalışabileceği dönemin raporda ayrıştırılmamasının doğru olmadığını, bu hususa dikkat edilmeden beklenen yaşam süresinin sonuna kadar aktif yaşayabileceği varsayılarak hazırlanan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve ayrıca davacı ... bakımından 5.000 TL maddi tazminat talep edilmiş olmasına rağmen buna ilişkin hüküm kurulmamasının doğru olmadığını, tavzih kararının yerinde olmadığını açıklayarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müteveffanın aylık ne kadar gelir elde ettiği konusunda davacının soyut beyanı ve bu beyan doğrultusunda bildirilen oda yazı cevapları ve soyut tanık anlatımlarından başka bir delil bulunmadığı, vergi mükellefiyet kaydının kazadan 14 yıl önce terkin ettirilmesi ve desteğin, yaşı itibarıyla pasif dönem içerisinde olması karşısında asgari ücretin 5,61 katı üzerinde gelir elde ettiği hususunun ispat edilemediği, bu durumda asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmış olmasında ve müteveffanın kalan 9 yıllık yaşam süresine ilişkin farazi olarak yapılan aktif dönem/pasif dönem değerlendirmesinde usule aykırılık bulunmadığı, manevi tazminat tutarlarının, tarafların mali ve sosyal durumu, kaza tarihindeki paranın alım gücü ve hakkaniyet ilkesi gözetildiğinde uygun olduğu ancak her bir davacı bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmemesi ve yine kısmen reddedilen maddi tazminat davasında vekalet ücretinin davacıların tamamına tahmil edilmesi, yetişkin ve ölenin desteğine muhtaç olmayan kişilerden olan Hacer yönünden davanın reddine karar verilip davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı, hükmün tavzihi suretiyle vekalet ücretine karar verilemeyeceği, tavzih koşullarının bulunmadığı, bu nedenle, davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı ... vekilinin davacı ... ve tavzih kararı yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun kabulüne, tarafların kabul edilen istinaf itirazları nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında kararla davalı ... vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusu bulunmadığından ötürü oluşan usuli kazanılmış hak gereği vekalet ücretine ilişkin ilk derece mahkemesi kararında hükmedilen miktarın karar altına alındığına işaret olunarak karar verildiği gerekçesiyle; davacı ... yönünden açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 92.521,92 TL destekten yoksun kalma tazmınatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya verilmesine, bu bedele davalı ... yönünden kaza tarihi olan 16.11.2014 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacı ... Yöndemir'in maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat talepleri yönünden davacı ... için 20.000 TL, çocuklar yönünden ise ayrı ayrı 10.000 TL olmak üzere toplam 90.000 TL'nin kaza tarihi olan 16.11.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ... Bakanlığından tahsili ile davalılara verilmesine karar verilmiştir V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili ile davalı ... vekili istinaf dilekçelerinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, davalı Bakanlığın ise işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 53 ve 56 ıncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 86, 88, 89 ve 90 ıncı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi hükmüne göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, kaza neticesinde vefat eden desteğin yaya konumunda olması, olayın oluş şekli dikkate alındığında davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarları düşük olup bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. VI.KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin tüm, davacıların diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davalı ... Bakanlığından harç alınmamasına Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.09.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, davalı ... nezdinde trafik sigortalı ve davalı ... Bakanlığının işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacıların eşi/babası olan yaya/desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar vekili dava dilekçesinde belirsiz alacak davası olarak davacı eş Hacer için 10.000,00 TL maddi, davacı çocuk Hacer için 10.000,00 TL maddi tazminat ile davacı eş ... için 100.000,00 TL manevi ve diğer 7 davacı çocuğun her biri için 60.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuş; 02.05.2017 tarihli bedel artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini davacılardan davacı eş ... için 386.061,56 TL'ye yükseltmiştir. İlk Derece Mahkemesince davacı eş ...'ın maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, davacı çocuk Hacer'in maddi tazminat isteminin reddine, davacı eş ve diğer davacı 7 çocuk olmak üzere tüm davacıların manevi tazminat istemlerin kısmen kabulüne karar verilmiş; kararın davacılar vekili ile davalı Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların sadece vekalet ücreti yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında kurulan hükümde; davacı ... için 92.521,92 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline, davacı ...'in maddi tazminat davasının reddine, davacı eş Hacer için 20.000,00 TL ve davacı 7 çocuğun her biri için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar ile davalı ... vekillerince temyiz edilmiştir. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, davacı eş ... için talep edilen miktarın tamamına hükmedilmesi gerektiğini, desteğin gelirinin hatalı olduğunu, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğunu ileri sürmüş; davalı Bakanlık vekili ise temyiz dilekçesinde, destek hesabının hatalı olduğunu, her bir davacı lehine Bölge Adliye Mahkemesince ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar yönünden temyiz sınırı her bir dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenecektir. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Şu hâlde; davacı çocuk Hacer'in maddi tazminat talebinin reddine yönelik karara karşı istinaf ve temyiz başvurusu olmadığı da gözetilerek, davacı 7 çocuk için reddedilen ve temyize konu edilen miktarlar ayrı ayrı 50.000,00'er TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile HMK'nın 362 nci maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla, davacı 7 çocuğun manevi tazminata ilişkin temyiz dilekçelerinin miktardan reddine karar verilmesi düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun kararın tüm davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarları düşük olduğundan bozulmasına dair kısmına katılmıyorum.