Başvuru, yazarı ve yayımcısı olduğu kitapta bir siyasetçiye yönelik kullandığı ifadeler nedeniyle cezalandırılan başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yazarı ve yayımcısı olduğu kitapta bir siyasetçiye yönelik kullandığı ifadeler nedeniyle cezalandırılan başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1953 doğumlu olan başvurucu; kendisini siyaset bilimci, siyasi iletişim danışmanı ve yayıncı olarak tanıtmaktadır. Başvurucu, sosyolog eşi N.Ö. ile birlikte Gezi Parkı olaylarını inceleyen "Bireyselleşme ve Demokrasi: Gezi Fenomeni" isimli bir kitap kaleme almıştır. Bahse konu kitap 2013 yılının Mayıs ayında başlayan ve Gezi Parkı olayları (Gezi Parkı olaylarına ilişkin özet bilgi için bkz. Özge Özgürengin, B. No: 2014/5218, 19/4/2018, § 10; Ali Ulvi Altunelli, B. No: 2014/11172, 12/6/2018, § 28; Yonca Verdioğlu Şık, B. No: 2014/17177, 19/4/2018, § 8) olarak bilinen toplantı ve gösterilerin devam ettiği bir dönem olan 2013 yılının Temmuz ayında basılmıştır. Başvuru konusu kitap 261 sayfadan ibarettir. Kitaba "Muhteşem Gezi: Sloganlar-Duvar Yazıları-Pankartlar" başlıklı bir bölüm eklenmiştir. Kitabın bu bölümünün 217 ile sayfaları arasında Gezi Parkı olayları sırasında kullanılan sloganlara, yazılan duvar ve pankart yazılarına liste halinde yer verilmiştir Kitabın yazıldığı tarihte başbakan olarak görev yapan Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatları anılan ekler kısmında yer alan duvar yazılarından dördünün doğrudan müvekkillerini hedef aldığını ileri sürmüşlerdir. Müştekinin avukatlarının değerlendirmelerine göre şikayete konu ifadelerin kitaba alınması ile müvekkillerinin itibarına zarar verilmiştir. Bahsi geçen duvar yazılarının kitaba alınması nedeniyle yayınevi sahibi ve kitabın yazarlarından olan başvurucu hakkında kamu görevlisine görevi nedeni ile basın yoluyla hakaret suçundan ceza davası açılmıştır. Yargılamayı yapan İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi 23/9/2014 tarihinde, başvurucunun hakaret suçundan 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı vermiştir. Mahkeme gerekçesinde, öncelikle başvuru konusu kitabın "Muhteşem Gezi: Sloganlar-Duvar Yazıları-Pankartlar" başlıklı üçüncü kısmında yer alan hakaret suçuna konu ifadeler değerlendirilmiştir. İfadelerde kullanılan dilin saldırgan olduğu, söz konusu ifadelerin kullanımındaki tek amacın yönelmiş olduğu kişiyi aşağılamak olduğu belirtilerek bahsi geçen ifadelerin yazıda kullanılmasının zorunlu olmadığı saptamasında bulunulmuş ve bu ifadeler ile eleştiri sınırının aşıldığı tespit edilmiştir. Mahkeme 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun maddesinde eser sahibinin belli olmadığı hâllerde yayımcının sorumlu olacağı şeklinde düzenleme bulunduğunu, anılan olayda suça konu ifadelerin sahibinin belli olmadığının kabulü hâlinde dahi kitabın yayımcısı olan başvurucunun bu sözleri kitaba alıp yayımlamak sureti ile cezai sorumluluğunun doğduğunu belirtmiştir. Mahkeme tarafından suçu işlediği sabit kabul edilen başvurucunun kamu görevlisine görevi nedeni ile basın yoluyla hakaret suçundan mahkûmiyetine, 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve HAGB'ye karar verilmiştir. Başvurucunun bu karara itirazı İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince 13/11/2014 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı 28/11/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Bireysel başvuru İstanbul ve Adalar'ı etkileyen kuvvetli lodos nedeni ile deniz ulaşım seferlerinin iptal edilmesi ve Adalar Adliyesinde harç almaya yetkili adliye personelinin kalmaması sebebi ile 13/1/2015 tarihinde İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılabilmiştir. Komisyonun 30/4/2015 tarihli kararı ile bu durumun başvurucu bakımından haklı bir mazeret olduğu değerlendirilmiş ve başvurucunun mazeretinin kabulüne karar verilmiştir.