T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2830 KARAR NO : 2025/3333 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/07/2025 NUMARASI : 2023/316 E - 2025/499 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 23/12/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan incelem…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2830 KARAR NO : 2025/3333 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/07/2025 NUMARASI : 2023/316 E - 2025/499 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 23/12/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara İli, Nallıhan İlçesi, Karaköy Mevkiinde bulunan Aladağ Çayı üzerinde kurulacak olan hidroelektrik santrali ile ilgili olarak ... ... Elektrik Üretim Makine İnşaat Proje Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti'ne 49 yıl süreyle faaliyette bulunmak üzere 19.08.2010 tarih ve EÜ/2709- 11/1679 sayılı üretim lisansı verilmesine ilişkin 09.06.2010 tarih ve 2592/4 sayılı EPDK Kurul Kararıyla lisans verildiğini, bu işlemin iptali talebiyle Danıştay 13. Dairesinin 2011/2640 esasına kayden dava açıldığını, açılan dava üzerine Danıştay 13. Dairesi tarafından yapılan yargılama sonucunda verilen 2011/2640 E., 2015/4633 K. ve 17.12.2015 tarihli Kararda; "İlgili mevzuat hükümleri uyarınca, dava konusu üretim lisansının verilebilmesi için gerekli olan "ÇED gerekli değildir" kararının alındığı, bu kararın iptali için açılan davanın da Ankara 10. İdare Mahkemesinin 08.05.2012 tarih ve E:2011/1454, K:2012/790 sayılı Kararıyla reddedildiği ve anılan kararın Danıştay 14. Dairesinin 10.06.2014 tarih ve E:2012/8136, K:2014/6629 sayılı Kararıyla onandığı, bu kararın düzeltilmesi isteminin 22.10.2015 tarih ve E:2014/8289, K:2015/7855 sayılı Kararla reddedildiği göz önüne alındığında, işlem tarihinde yürürlükte bulunan 4628 sayılı Kanun ile 2872 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, Ankara ili, Nallıhan İlçesi, Karaköy mevkiinde bulunan Aladağ Çayı üzerinde kurulacak olan hidroelektrik santraline üretim tesisi verilmesine ilişkin dava konusu Kurul Kararında hukuka aykırılık görülmemiştir." gerekçelerine yer verilerek, davanın reddine karar verilmiş bulunulduğunu, Danıştay 13. Dairesinin sözü edilen kararı davacılar tarafından yapılan başvuru üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen incelenmiş ve anılan Kurul tarafından verilen 2016/1361 E., 2018/2312 K. ve 14.05.2018 tarihli Kararda; "Bu durumda, 17/07/2008 günlü, 26939 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında bulunan lisansa konu proje için ÇED sürecine ilişkin kararlar alınmaksızın, dava konusu lisansın verilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir." gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verildiğini, Danıştay İdari Dava Dairelerinin sözü edilen bozma kararına karşı taraflarından ve davalı EPDK tarafından yapılan karar düzeltme başvurularının ise, anılan Kurul tarafından verilen 07/10/2019 günlü, 2018/4484 E. 2019/4128 K. sayılı kararla reddedildiğini, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun söz konusu bozma kararı üzerine Danıştay 13. Dairesi'nin 2020/164 E., 2022/704 K. Sayılı ve 01/03/2022 tarihli kararı ile "2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46.Maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4 ve 50. maddelerinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmayıp, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır. Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmadığından, bozma kararına uyularak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerekmektedir." gerekçelerine yer verilerek dava konusu işlemin iptaline karar verildiğini, söz konusu iptal kararına dayalı olarak EPDK Elektrik Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından 16.05.2022 tarihli ve 447398 sayılı yazı ile ...üretim tesisinde yapılan elektrik üretim faaliyetinin derhal durdurulması yolunda müvekkili şirkete bildirimde bulunulduğunu,bu bildirim üzerine müvekkili şirketin faaliyetlerini durdurdurduğunu, bilahare söz konusu faaliyetiyle ilgili gerek ÇED olumlu kararının alınması gerekse diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesine dayalı olarak 02.06.2022 tarih ve EÜ/10998-11/05164 sayılı ve 11.08.2022 tarih ve EÜ/11115-9/05197 sayılı Üretim Lisansı'nın; eskisinin devamı niteliğinde olmak üzere EPDK tarafından müvekkili şirkete verildiğini, müvekkili tarafından faaliyetlerinin 16.05.2022 tarihli yazı üzerine durdurulmasının akabinde, 2022 Mayıs ayının (1) ile (16) arasında üretilen ve sisteme verilen elektriğe ilişkin bedelin ödenmesinin ...' tan "24.11.2022 tarihinde talep edildiğini, ... Tarafından bu başvuruya ilişkin verilen cevabi yazıda; bu talebimizin Nisan 2022 dönemine yönelik olarak ...tesisinin 1021770 ID'li sayaç verilerinin GDDK kapsamında sayaç okuyan kurum tarafından Nisan-2022 ayının ilk 18 gününü içerecek şekilde revize edilmesi, 19 Nisan 2022(dahil) tarihinden itibaren ilgili sayaca ilişkin veriş değerlerinin sıfıra çekilmesi gerektiği" gerekçesiyle kabul edilmediğini, oysa ki, Teiaş Genel müdürlüğü tarafından tutulan ve başkent edaş yetkilisi tarafından imzalanan sayaç okuma tutanağına göre müvekkili şirket tarafından 2022 mayis ayinin (1) ile (16) arasında üretilen ve sisteme verilen 47.450 kwh ve toplam enerji miktarı 327.405 kwh elektriğe ilişkin bedelin 2022 mayis ayindan itibaren işletilecek ticari faiz ile birlikte davalı tarafından ödenmesine karar verilmesinin gerektiğini, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun "Kararların sonuçları" başlıklı 28.maddesinde yer alan; ("Madde 28 - l.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay; bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğunu,bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez" hükme göre, idareler tarafından idari yargı kararlarının icaplarına göre işlem tesis edilmesi gerektiğini, nitekim, yukarıda yer alan yargı kararı uyarınca EPDK Elektrik Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından, 16.05.2022 tarihli ve 447398 sayılı yazı ile ...üretim tesisinde yapılan elektrik üretim faaliyetinin derhal durdurulması yolunda müvekkili şirkete bildirimde bulunulduğunu,bu bildirim üzerine müvekkili şirket faaliyetlerini durdurduğunu,dolayısıyla EPDK tarafından bu yönde bir karar alınmadan ve/veya müvekkil şirkete bildirimde bulunulmadan faaliyetlerini durdurması halinde lisans yükümlülüklerine aykırı faaliyette bulunması söz konusu olacağı için bir yaptırımla karşılaşma durumunun dikkate alınmasının gerektiğini, bu nedenle EPDK tarafından, bildirimin yapıldığı 16.05.2022 tarihinden öncesinde müvekkilin faaliyetlerini durdurmasına hukuken olanak bulunmadığının açık olduğunu, dolayısıyla EPDK tarafından yargı kararının yerine getirilmesine dayalı tesis edilen faaliyetin durdurulmasına yönelik işlemin müvekkili şirkete tebliğine kadar geçen süre içerisinde faaliyetlerini yürütmesinde hukuki bir engel bulunmadığı gibi, aksine yürütmeme durumunda EPDK tarafından bir yaptırıma maruz kalma riskinin olduğu hususunun dikkate alınmasının gerektiğini, ... tarafindan satın alınan elektriğin parasının ödenmemesinin, sebepsiz zenginleşme niteliğinde olup, müvekkili şirketin mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, gerek lisans iptali konusunda verilen yargı kararına ilişkin hukuksal sürecin halen devam ediyor olması gerekse şirketleri tarafından lisansa konu proje ile ilgili olmak üzere çed gerekli değildir kararının 11.06.2019 tarihinde alınmış olması gerekse anılan yargı kararının yerine getirilmesi yolunda EPDK tarafından bir karar alınması ve anılan kararın taraflarına tebliğ edilmemiş olması karşısında lisansız üretimden bahsetmenin mümkün olmadığını, her ne kadar EPDK tarafından şirketin üretim lisansının kuruma teslim edilmesi ve faaliyetlerini durdurması hakkında bir işlem tesis edilmiş ise de bu kararın taraflarına tebliğ edilmediği sürece müvekkili şirketin faaliyetlerini devam ettirmesinde hukuki bir engel bulunmadığını, dolayısıyla bu dönemde ürettiği ve sisteme verdiği elektriğin ücretinin de tarafına ödenmemesini haklı kılacak hukuken haklı ve geçerli bir neden de bulunmadığını, EPDK tarafından yazılan 16.05.2022 tarihli yazı dikkate alınacak ise bu takdirde anılan tarihler esas alındığında dahi 2022 Mayıs ayının (1) ile (16) arası olan dönem için taraflarına üretimin karşılığı olan bedelin ödenmesi gerektiği açık olduğunu, bu nedenle 19.04.2022-16.05.2022 tarihleri arasında taraflarınca fiziki olarak üretilen ve ... Genel Müdürlüğüne intikal eden enerjinin karşılığı olan bedelin taraflarına ödenmesinin gerektiğini, gerek yukarıda yer alan gerekse mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle; 2022 Mayıs ayının (1) ile (16) arasında üretilen ve sisteme verilen 47.450 kWh ve toplam enerji miktarı 327405 kWh elektriğe ilişkin bedelin 2022 Mayıs ayından itibaren işletilecek ticari faiz ile birlikte davalı tarafından ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; yargı yolu dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu talebin, davacınin 1-16 Mayis 2022 tarihlerinde ürettiği elektrik bedelinin kendisine haksiz olarak ödenmediği iddiasina dayandığını, ancak davacıya 1-16 Mayis 2022 tarihleri arasında ürettiği elektrik bedelinin ödenmemesinin sebebinin, dava dışı EPDK'nın 16.05.2022 tarihli yazili talimatina göre davacı hakkında duy m.132/g maddesi hükmünün uygulanması olduğunu, EPDK'nın, ekte yer alan 16.05.2022 tarihli yazısında "...Üretim tesisinin 19.04.2022 tarihinden itibaren Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 132/G maddesi çerçevesinde işlem tesis edilmesi"nin müvekkiline bildirildiğini, EPDK 16.05.2022 tarihli yazının ilgili bölümünün, "Danıştay 13. Dava Dairesi bozma kararına uyarak 01/03/2022 tarihli E.2020/164 K:2022/704 kararı ile "dava konusu işlemin iptaline" karar verildiğini, söz konusu iptal kararının uygulanması kapsamında ...üretim tesisindeki faaliyetin derhal durdurulmasının gerektiği 16/05/2022 tarihli ve 447398 sayılı yazıyla şirkete bildirildiğini, ...üretim tesisi için verilen 19/08/2010 tarihli ve EÜ/2709-11/1679 numaralı üretim lisansının anılan kararla iptal edilmesinin sonucu olarak ...üretim tesisinde yapılan faaliyetin usulsüz hale geldiği görüldüğü, bu çerçevede, ...üretim tesisi için söz konusu mahkeme kararının kurumlarına tebliğ edildiği 19/04/2022 tarihinden itibaren Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 132/G maddesi çerçevesinde işlem tesis edilmesi hususunda bilgilerinizi ve gereğini rica ederim." şeklinde olduğunu, EPDK'nın bu yazısına istinaden davacı hakkında DUY 132/G maddesi hükümlerinin uygulandığını, EPDK'nın 16.05.2022 tarihli yazılı talimatına göre davacı hakkında yukarıdaki DUY 132/G maddesi hükmü uygulandığını, müvekkili ...'ın, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma(DUY) mevzuatı çerçevesinde yürüttüğü piyasa işletim faaliyeti kapsamında tek yanlı, kamu gücü kullanarak idari işlemler tesis edebileceğinin yüksek yargı organlarınca kabul edilmiş bir husus olduğunu, Danıştay 13. Dairesinin 29.09.2016 Tarih 2016/1992 E. Ve 2016/3088 sayılı ilamında " statü itibarıyla özel hukuk kurallarına tabi kılınmış olsa da "piyasa işletmecisi" olan ...'ın, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma mevzuatı çerçevesinde tek yanlı, kamu gücü kullanarak idari işlemler tesis edebileceği, dava konusu başvuru incelenirken idarece salt özel hukuk kurallarına göre değil, 14.04.2009 tarih ve 27200 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği"ne göre inceleme yapıldığı anlaşıldığından, davanın görev yönünden reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır." şeklindeki gerekçe ile müvekkili ...'ın DUY uyarınca yerine getirdiği işlemlerin idari nitelikte olmasından ötürü idari yargının görev alanı içinde olduğuna karar verdiğini, müvekkili ...'ın dava dışı EPDK'nın 16.05.2022 tarihli yazili talimatina göre duy m.l32/g maddesi uyarinca gerçekleştirdiği işlemler ancak idari davaya konu olabilecek nitelikte işlemler olduğundan davanin yargi yolu dava şarti yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu idari yargıyı ilgilendiren bir uyuşmazlık olduğundan yargı yolu dava şartı yokluğundan davanın reddine, davacıya EPDK'NIN 16.05.2022 tarih ve E-77386926-110.01.01.99 sayılı yazısı ve buna dayanarak gerçekleştirilen idari işlemlere karşı iptal davası açması için HMK 165/2 maddesi uyarınca süre verilmesine, yargılama sonunda ispat olunamayan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.Mahkeme, "Somut olaya gelince, davacı ve davalı taraf şirket ve özel hukuk tüzel kişisidir. Ancak ...'ın davacıdan istediği işlemin EPDK 'nun kurul kararlarının icrası ve elektrik piyasası mevzuatındaki emredici kuralların uygulanması sonucunda özel hukuku aşan yetkiler kullanılarak yapılmış bir işlemdir. İşlemi tesis eden davalının özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş ve yönetiliyor olması kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemin idari niteliğini ortadan kaldırmayacağından uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği kabul edilerek özel hukuk kurallarına tabi kılınmış olsa da "piyasa işletmecisi" olan davalı ...'ın, 14/04/2009 tarih ve 27200 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği" ile Kurul kararıyla ihdas edilen karar uyarınca tesis ettiği, buna göre davanın çözümünde idarî yargının görevli olduğu" gerekçesiyle; "Davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK 114/1.b ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden REDDİNE" karar vermiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; Müvekkilinin enerji bedeli nedeniyle davalı kurumdan alacaklı olduğu ilişki özel hukuk ilişkisi olup, huzurdaki davada adli yargı mercilerinin görevli olduğu, .... tarafından yürütülen dava konusu uyuşmazlığa konu durum idare hukuku ilke ve kurallarına tabi olmaktan uzak, tamamıyla özel hukuk hükümlerine tabi nitelikte olduğu, uyuşmazlığın faturadan kaynaklanan ve ticari bir ilişkiye dayanan bir alacak davası olmadığı, dolayısıyla bu dava açısından emsal niteliği bulunmadığı,bunun yanında müvekkilinin alacağının YEKDEM ve benzeri nitelikte kamu alacağından değil, özel hukuk hükümlerine göre piyasaya satışı gerçekleşen enerji bedelinden kaynaklanması söz konusu uyuşmazlığın özel hukuk vasfını ortaya koyar nitelikte olduğunu, EPDK'nın yazısının söz konusu ticari alacağın vasfını ve uyuşmazlığın niteliğini değiştirmediğini, söz konusu işlemlerin kaynağının EPDK yazısı olduğunu ifade etmekte ise de, dava dilekçesinde de ifade edildiği üzere EPDK tarafından yazılan yazının bu uygulamayı gerektirmediği,somut olayda uyuşmazlık, EPDK’nın bir idari yazısı üzerine özel hukuk ilişkisi kapsamında doğmuş ticari bir alacak talebine ilişkin olduğu, EPDK bir idari işlem (örneğin lisans iptali, faaliyet durdurma kararı) tesis etmemiş, yalnızca Danıştay kararı doğrultusunda ilgili şirkete faaliyetini durdurması gerektiğini bildiren bir yazı gönderdiği, bu yazının doğrudan bir hak veya borç doğurucu nitelikte idari işlem teşkil etmediği,buna rağmen, bu yazının aksi yöndeki davalı tarafın uygulaması ile geçmişe dönük olarak ticari ilişkiye konu alacaklarda (örneğin elektrik üretimi veya satışına dair bedellerde) değişiklik yapması, geriye dönük kesinti veya ödeme talebinde bulunması gibi işlemlerle müvekkilinin zarara uğramasına yol açtığı, burada tartışma konusu olan husus, EPDK’nın idari işlemi değil, bu idari yazı sonrasında iki özel hukuk kişisi arasında doğan ticari nitelikli alacak uyuşmazlığı olduğu,sorun EPDK yazısından değil, EPDK tarafından ifade edilmediği ve hukuken mümkün olmadığı halde davalı yanın geçmişe yönelik uygulamaları hukuka aykırı olarak uygulamasından kaynaklandığı,söz konusu uyuşmazlık EPDK işleminden değil, davalıdan olan ticari alacak ilişkisinden kaynaklandığı için iş bu davanın idari yargıda değil, adli yargı yerinde görülmesi gerektiğini,huzurdaki dava kapsamında alınan bilirkişi raporu ile haklılıkları ispatlanmış olup, davanın tahkikat aşaması sona ermesine rağmen davanın usulden reddinin adil yargılanma hakkına ve usul ekonomisine aykırı nitelikte olduğunu,ilk inceleme aşamasında değerlendirilmesi gereken yetki/görev hususlarının tahkikat aşaması bitiminde değerlendirilerek usulden red kararı verilmesinin usul ekonomisi ilkesine alenen aykırılık teşkil ettiği,mahkemece görev ret kararı verildiği halde müvvekili aleyhine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu,bu durumda davanın reddi davacının haksızlığından değil, mahkemenin görevli olmamasından kaynaklandığından, görev yönünden ret kararında davacının aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerleşik içtihatlara ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ... tarafından satın alınan elektriğin parasının ödenmemesi sebepsiz zenginleşme niteliğinde olup, müvekkili şirketin mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğundan bilirkişi incelemesi yapılmış olması,bilirkişi raporunun tebliği suretiyle itiraz ve beyanlarının alındığı,rapora dayalı ıslahın yapılmış olması,dosyanın tekemmül etmiş olması karşısında müvekkilinin makul sürede yargılama hakkı kapsamında iki yıl sonra verilen görev ret kararının kaldırılması ve haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, 19.04.2022-16.05.2022 tarihleri arasında davacı tarafça fiziki olarak üretildiği ve ... Genel Müdürlüğüne intikal ettiği ileri sürülen enerjinin karşılığı olan bedelin ödenmesi talebine ilişkindir.Konuya ilişin Danıştay 13.Dairesinin E.2024/53 E.2024/2415 K.sayılı 28/05/2024 tarihli ilamında; " Bu yönüyle kamu ihale sözleşmelerine benzetilebilecek süreçte, iradelerin karşılıklı uyuşmasıyla birlikte kurulan/zeyil edilen sözleşme ilişkisinin ardından, yükümlülüğün yerine getirilmemesi sözleşmeye aykırılık sonucunu doğuracaktır. Diğer bir ifadeyle, Usul ve Esaslar'a uygun davranılması taraflar arasında bulunan sözleşme ilişkisinin gereğidir.Diğer taraftan, Anlaşma'nın idari sözleşme niteliği bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Doktrinde ve yargı kararlarında, idari sözleşmeler, taraflarından en az birisi bir kamu tüzel kişisi olan ve bir kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin ve/veya özel hukuku aşan birtakım hükümler içeren sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 11. maddesi ile kurulan ...'ın özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, yine anılan maddede düzenlenmiştir. Dolayısıyla, özel hukuk hükümlerine tabi davacı şirket ile kamu tüzel kişisi olmayan ... arasındaki bulunan sözleşmenin, idari sözleşme olarak nitelendirilmesine olanak bulunmamaktadır.Bu durumda, dava konusu işlemin tek yanlı ve kamu gücüne dayalı olarak tesis edilen bir idari işlem niteliğinde olmadığı, ticari hayatın gerekleri uyarınca alınan teminattan kaynaklandığı anlaşıldığından özel hukuk hükümlerine tabi Anlaşma'nın uygulanması aşamasında meydana gelen uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır." şeklinde belirtilmiştir.Bu bağlamda davacının üreterek davalıya sattığını ileri sürdüğü elektrik karşılığı bedelin tahsiline yönelik davada,söz konusu alım satım anlaşmasına dayalı işlemin tek yanlı ve kamu gücüne dayalı olarak tesis edilen bir idari işlem niteliğinde olmadığı, ticari hayatın gereği söz konusu elektrik bedelinin ödenmemesi iddiasının ticari alacak iddiasından kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur.O halde özel hukuk hükümlerine tabi sözleşmenin uygulanması aşamasında meydana gelen uyuşmazlığın çözümünde davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiğinden,mahkemece yargılamaya devam edilerek karar verilmesi gerekirken, yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve hukuka uygun bulunmamıştır.Bu nedenle davacının istinaf talebinin kabulü ile karar HMK 353/1a-6.madde gereği kaldırılarak,belirtilen hususlarda yargılamaya devam edilerek karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine geri gönderilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.23/12/2025