(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/534 E. , 2007/1471 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.07.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incel…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/534 E. , 2007/1471 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.07.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, harman yeri iddiasıyla Hazine tarafından açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece çekişme konusu taşınmazın imar planı kapsamına alınan harman yeri olup bu tür yerlerin mülkiyeti Hazineye ait olacağından davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı ... temyiz etmiştir. Dosya kapsamında toplanan delillere göre, çekişme konusu 3155 parsel sayılı taşınmazın 1963 yılında yapılan tapulama tespitinde harman yeri niteliği ile sınırlandırıldığı yörede 1991 yılında imar planı uygulaması yapıldığı ve dava konusu yerin halen 4800 m2 yüzölçümünde ziraat teknisyenliği binası yapılmak üzere tapuda davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü gibi dava konusu taşınmazın öncesi köy halkının yararlandığı kamu malı özelliği taşıyan genel harman yeridir. Gerçekten, harman yerleri köy halkının tümünün yararlandığı harman yapılmak üzere ya yetkili mercii tarafından tahsis edilen ya da, ... kullanma biçimi harman yeri olan köy orta malı taşınmazlardandır. Bu gibi yerlerin yararlanma hakkı ilgili köy ve belde halkına ait ise de, kuru mülkiyeti Devlete aittir. Yine hemen belirtilmelidir ki, harman yerlerinin özellikleri mera, yaylak ve kışlakların özelliklerinden farklı değildir. Her ne kadar 4342 sayılı Mera Kanununun değişik geçici 3. maddesinde Belediye ve mücavir alan sınırları içersinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içersindeki yerleşim yeri olarak işgal edilen ve mera olarak kullanımına artık olanak bulunmayan taşınmazların tahsis amacının değiştirilmesi suretiyle Hazine adına tesciline olanak sağlanmışsa da bu hüküm ancak öncesi mera olan ve yasada öngörülen unsurları taşıyan taşınmazlar bakımından uygulanabilir. Anılan hükmün genişletilmiş yorumla mera dışındaki yaylak, kışlak ve somut olayda olduğu gibi harman yerlerine taşınma imkânı yoktur.