Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemeleri sırasında alınan Savcılık görüşünün bildirilmemesi, tutukluluğun devamı yönündeki kararlara itiraz taleplerinin değerlendirilmemesi ya da kararların tebliğ edilmemesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma aşamasında arama ve elkoyma işle
Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemeleri sırasında alınan Savcılık görüşünün bildirilmemesi, tutukluluğun devamı yönündeki kararlara itiraz taleplerinin değerlendirilmemesi ya da kararların tebliğ edilmemesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma aşamasında arama ve elkoyma işlemlerinin yöntemince yapılmaması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının; soruşturma sürecindeki birtakım uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin; ceza infaz kurumundaki uygulamalar ve kısıtlamalar nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 12/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından darbe teşebbüsü sonrasında Bolu Orman Bölge Müdürlüğünde orman muhafaza memuru olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatılmış ve başvurucu bu kapsamda 20/9/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 22/9/2016 tarihinde Düzce Emniyet Müdürlüğünde ve 23/9/2016 tarihinde Başsavcılıkta ifade vermiş, ifade alma işlemleri sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadelerinde FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Başvurucu 23/9/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Düzce Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusu Düzce Sulh Ceza Hâkimliği tarafından aynı tarihte yapılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:"Şüphelinin üzerine atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, şüphelinin üzerine atılı suçun 5271 sayılı CMK.nın 100/maddesinde sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle tutuklama nedenlerinin varsayıldığı, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, ileride verilmesi beklenen muhtemel cezanın miktarı ve korunan hukuki değer ile menfaat karşılaştırıldığında adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı, işin önemi, verilmesi beklenen ceza miktarı göz önünde tutulduğunda verilecek tutuklama kararının ölçülülük ilkesini ihlal etmeyeceği, özgürlüklerin esas, sınırlanmasının ise istisna olduğu evrensel ilkesi bilinmekte ise de, dosya kapsamından talebin ve suçun mahiyeti gereği, mevcut delil durumu karşısında istisnai halin, istisnai önlemi haklı kılacağı anlaşılmakla konuya ilişkin şartlar oluştuğundan Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 23/9/2016 tarihli talebinin kabulü ile şüphelinin üzerine atılı suçtan 5271 sayılı CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca TUTUKLANMASINA ... [karar verildi.]" Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Bolu Sulh Ceza Hâkimliği 10/11/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucunun tutukluluk durumunu inceleyen Düzce Sulh Ceza Hâkimliği 20/12/2016 tarihinde tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucu bu karara 4/1/2017 tarihinde itiraz etmiş, Bolu Sulh Ceza Hâkimliği 16/2/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Anılan karar başvurucuya 15/3/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 12/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başsavcılık 30/5/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkin genel açıklamaların da yer aldığı iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına, hukuka aykırı hangi tür eylemlerde bulunduğuna ve başvurucunun eylemlerine değinilmiştir. İddianamede başvurucu yönünden suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. Başvurucunun FETÖ/PDY'ye üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı olduğu gerekçesi ile orman muhafaza memurluğu görevinden çıkarıldığı belirtilmiştir.ii. Başvurucunun çocuklarının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı nedeniyle kanun hükmünde kararname (KHK) ile kapatılan eğitim kurumlarında eğitim gördükleri bildirilmiştir.iii. FETÖ/PDY'nin finans kaynağı olan ve örgütle bağlantısı nedeniyle kapatılan Bank Asyada hesabının bulunduğu belirtilmiştir.iv. FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı Düzce Köylerini Zirai Bilinçlendirme Dayanışma ve Kültür Derneği ile Ufuk Tarım Orman Sen isimli sendikaya üye olduğunun tespit edildiği ileri sürülmüştür.v. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduğu yönünde beyanların yer aldığı belirtilmiştir. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak A.R.S. isimli tanığın başvurucunun FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin sohbet adını verdikleri toplantıya katıldığına ilişkin beyanına dayanılmıştır. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"Silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun 5237 sayılı TCK'nın 314/ maddesinde düzenlendiği örgüt üyeliği için örgüt ile bağ kurup örgüt amacı doğrultusunda süreklilik ve çeşitlilik gösteren faaliyetlerde bulunmak gerektiği, örgüt üyeliğinin oluşması için örgüt ile kurulan bağın isteyerek ve iradi olmasının gerektiği, örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasına gerek bulunmadığı, örgüte üye olmanın fiili bir katılma olduğu, tek taraflı irade ile örgüte katılmanın mümkün olduğu, bu kapsamda, şüphelilerin FETÖ'ye müzahir Bank Asya'da hesaplarının bulunması, şüpheli İlhami İzmirli'nin çocuğunu FETÖ'ye müzahir okula göndermiş olması, şüpheli İlhami İzmirli'nin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyelerinin sohbet adını verdikleri toplantıya katılmış olması, şüpheli İlhami İzmirli'nin FETÖ'ye müzahir dernek ve sendikaya üyeliğinin bulunması, şüphelilerin FETÖ ile irtibatı ve iltisakından ötürü mesleğinden ihraç edilmiş olmaları birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerin üzerlerine atılı suçları işlediklerine yönelik kamu davası açmaya yeter delil ve şüphe bulunduğu anlaşıl[mıştır.]" Düzce Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 31/5/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2019/487 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkemece 31/5/2017 tarihinde yapılan tensip incelemesinde başvurucunun tutukluluğunun da devamına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:"Tutuklu sanık İlhami İzmirli'nin üzerine atılı Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasına dair; dosya içerisinde bulunan belge ve dokümanlar, Bank Asya'ya ait hesap hareketleri, sanığın kovuşturma aşamasında henüz savunmasının alınmamış olması, kuvvetli suç şüphesinin varlığı, bu suçun 5271 Sayılı CMK'nın 100/3 maddesinde tutuklama nedeni olarak öngörülen katalog suçlardan olması, tutuklulukta geçen süre ile kovuşturma konusu suçun yasada öngörülen cezasının alt ve üst sınırları arasında ölçülülük bulunması, adli kontrol hükümlerine uymanın sanığın iradesine bırakılması ve bu aşamada yetersiz kalma ihtimali nedeniyle tutukluluğun devamı halinde mağduriyete neden olunmaması dikkate alınarak CMK'nın 100 ve devamı maddeleri gereğince tefhim tarihinden itibaren 7 günlük süre içerisinde Düzce Ağır Ceza Mahkemesi'ne itiraz yolu açık olmak üzere tutukluluk halinin devamına... [karar verildi.]" Mahkemece 22/11/2017 tarihinde yapılan ilk duruşmada başvurucunun savunması alınmış ve iddia makamının talebine de uygun olarak başvurucu tahliye edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Tutuklu sanık İlhami İzmirli'nin üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak, yargılamanın bundan sonraki safahatı açısından tutuklama sebeplerinin var olmasına rağmen, adli kontrol hükümlerinin yeterli olacağı sonucuna varılmakla ... tahliyesine... [karar verildi.]" Mahkeme, tanık A.R.S.yi talimat yoluyla dinlemiştir. Adı geçen tanığın ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"... İlhami İzmirli Yığılca Orman İşletme Müdürlüğünde orman muhafaza memuru olarak 2010 yılında görev yapıyordu diye biliyorum. 2010 yılında cemaat olarak adlandırılan fakat şu anda terör örgütü olduğu ortaya çıkan cemaatin toplantılarında 2010 yılında Yığılca ilçesinde yaklaşık 5-10 sohbetine katıldım. Bu sohbetlerin bir çoğunda İlhami İzmirli de vardı. Benim İlhami İzmirli ile alakalı başka bir bilgim yoktur. İlhami İzmirli'nin himmet adı altında para verip vermediğini bilmiyorum. O tarihlerde sohbete katıldığımız yerin adresi, Yığılca müftülüğünün karşısındaki iki katlı binanın ikinci katında cemaat denilen terör örgütünün derneği vardı. Derneğinin adını şu anda hatırlamıyorum. Orada Ramazan ayında iftar yapılıp, iftardan sonra dini sohbet yapılıyordu. Sohbetin en başında Fethullah Gülen'in kitaplarından bölümler okunuyordu. İlhami İzmirli ile beraber sohbette bulunduğumuz yerlerden bir tanesi de Yığılca ilçesindeki Arıkan petrolün yanındaki depo tarzında evden bozma, tek katlı bir yapıydı." Diğer taraftan Başsavcılıkça başka kişilerle ilgili olarak yürütülen soruşturmalarda başvurucunun adının geçtiği ifadeler ve teşhis tutanakları Mahkemeye gönderilmiştir. Mahkemece 13/9/2018 tarihli duruşmada başvurucuya okunan ifadelerin ilgili kısmı şöyledir:- B.A. 18/6/2017 tarihli beyanında başvurucuyla ilgili olarak "Ormancıdır. Fetö kapsamında tutuklandı diye biliyorum. Kızı Fem Dershanesinde öğrenci idi. Cemaatin faaliyetlerine aktif olarak katılırdı." şeklinde ifade vermiştir.- E.B. 8/2/2018 tarihli ifadesinde "Bana göstermiş olduğunuz şahıs ismini İlhami İzmirli olarak bildiğim yine Akçakoca ilçesi örgütün mütevelli heyetinde faaliyet gösteren şahıstır" şeklinde beyanda bulunmuştur. - Ö.A. 13/2/2018 tarihli beyanında "... Bu şahıslarla görüştüğüm dönem içinde Yığılca'daki sohbet gruplarına giderek zaman zaman giderek sohbetlerine katıldım. Bu grupta A.P., B., A.K., İlhami İzmirli, S.Ö. olduğunu bildiğim şahıslarla birlikte sohbet toplantıları düzenlenmesi amacı ile kiralandığını düşündüğüm evde ve Yığılca merkezdeki okuma salonunda düşünüyorduk. Katılmış olduğum sohbet toplantıları tamamen dini içerikli idi" şeklinde ifade vermiştir. Mahkeme 13/9/2018 tarihli kararıyla başvurucunun ve müdafiinin hazır bulunduğu duruşmada başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgi kısmı şöyledir: "...Sanık savunması, sanığın 17-25 Aralık olaylarından sonra da örgüt ile organik bağını devam ettirmesi, dernek ve sendika üyeliklerinin 15 Temmuz Darbe Girişimine kadar devam etmesinin bu hususun somut bir delili olduğu, tanık beyanlarına göre sanığın mütevelli sıfatı ile sohbetlere sürekli iştirak eden ve örgüt bağlılığı kuvvetli olan örgüt üyelerine yönelik olarak organize edilen karar ve himmet toplantılarına katıldığı, ayrıntılı tanık beyanlarının birbirleri ile ve dosya kapsamı ile uyumlu oldukları, diğer aleyhe deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın, örgüt amacını benimsediği, örgüt hiyerarşisi adı altında verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tam bir teslimiyet duygusu ile yerine getirdiği, örgüte sadece sempati duymayıp örgüt içinde yer aldığı, örgüt bünyesinde süreklilik, çeşitlilik, yoğunluluk gerektiren örgüt faaliyetlerine katıldığı bu sebeplerle sanığın Fetö/Pdy terör örgütü üyesi olarak kabulü gerektiğinden bahisle sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir." Başvurucunun 27/9/2018 tarihli istinaf talebi, yasal süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle Mahkemece 28/9/2018 tarihli ek kararla reddedilmiştir. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı istinaf başvurusu ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 23/11/2018 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiş ve böylelikle mahkûmiyet hükmü kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Düzce Ağır Ceza Mahkemesinin 13/9/2018 tarih ve 2017/239 esas, 2018/220 karar sayılı kararı ile sanık İlhami İzmirli'nin üzerine atılı 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık ve sanık müdafinin yüzüne karşı verildiği, istinaf dilekçesinin 7 günlük süre geçtikten sonra 27/9/2018 tarihinde verildiği gerekçesiyle Düzce Ağır Ceza Mahkemesinin 28/9/2018 tarih ve 2017/239 esas, 2018/220 sayılı ek kararı ile istinaf talebinin CMK'nın 276/ maddesi gereğince reddine karar verildiği, CMK'nın 276/ maddesi gereğince bir karar verilmesi için sanık müdafii tarafından dilekçe verildiği, dosya içerisinde mevcut Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığının 31/8/2018 tarih ve 11017 sayılı yazısı ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararda isabetsizlik görülmediğinden, Sanık müdafiinin başvurusunun reddine... [karar verildi.]" İlgili hukuk için bkz. Emre Soncan, B. No: 2016/73490, 11/3/2020, §§ 32-