8. Hukuk Dairesi 2019/4230 E. , 2021/3324 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı, müvekkili ile davalı ve dava dışı ...’un 263 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazda paydaş olduğunu, birinci katında davalının oturduğunu ancak k
**8. Hukuk Dairesi 2019/4230 E. , 2021/3324 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı, müvekkili ile davalı ve dava dışı ...’un 263 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazda paydaş olduğunu, birinci katında davalının oturduğunu ancak kira bedeli ödemediğini, Turhal 1. Noterliğinin 22.12.2010 tarihli ve 6443 yevmiye numaralı ihtarname ile men edildiğini ileri sürerek müvekkilinin hissesine düşen 5.688,89 TL ecrimisilin kanuni faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, taşınmazda davacı gibi kendisinin de hissesi olduğunu, 3 kardeş bir araya gelerek taksimat yaptıklarını, kendisine 1. kat ve merdiven altı küçük dükkan olmak üzere iki küçük dükkan düştüğünü, ağabeyi ...'a 2 kat ve köşe dükkan düştüğünü, davacı ...'a 3 adet büyük dükkan olmak üzere zemin dükkanlarından 3/4 düştüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 263 ada 1 parsel sayılı taşınmazın altında 4 dükkanı olan kargir ev niteliğinde olduğu, davacının 32/72, davalının 20/72 ve dava dışı ...'un 20/72 payının olduğu, dava konusu taşınmazda tarafların paydaş oldukları, tarafların tanık deliline dayanmış olduğu, ön inceleme duruşmasında davalının bildirdiği tanıkların hazır edilmesi halinde keşifte dinlenmesine, hazır edilmediği takdirde dinlenmelerinden vaz geçilmiş sayılacağının ihtar edildiği, Mahkemece taşınmazda paydaş olanların birbirlerinden intifadan men edilmedikçe ecrimisil isteyemeyecekleri kuralının aksine bağ, bahçe gibi doğal ürün getiren ya da başkalarına kiralanmak suretiyle hukuksal semere elde edilen taşınmazlarda istisnai olarak intifadan men koşulu aranmadan ecrimisil davası açılabileceği, davacının dava konusu taşınmazda 32/72 hisse ile pay sahibi olduğu, bu haliyle 31.10.2014 tarihinde dosyaya sunulan inşaatçı ve mülk bilirkişisi raporunda, davacı ...'un hissesi oranında kira alacağının 5.422,22 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği sabittir. 1.Eldeki davada, davalı yan tanık deliline dayanmış olup, tanık dinletme talebinden de vaz geçmiş değildir. 09.01.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında davalıya tanıklarını hazır etmesi, hazır etmemesi halinde tanık dinletme talebinden vaz geçmiş sayılması yönünde ara karar tesis edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Her ne kadar 6100 sayılı HMK’nin 243/1. maddesi “ (1) Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir. Şu kadar ki, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir. ” hükmünü ihtiva etse de davalının açık bir talebi bulunmadığı da ortadayken, keşifte tanıkları hazır etme yükümlülüğünün de sadece davalı yana yükletilerek ara karar tesis edilmiş olması; öte yandan, ilk ara karar akabinde keşif yapılamamış olup sonraki oturumlarda 09.01.2014 tarihli ara karara atıfta bulunularak bilahare keşif kararı verilmesi de doğru görülmemiştir. 2.6100 sayılı HMK’nin 281.maddesi “ (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler… ” hükmünü içermektedir. Mahkemece yukarıda belirtilen kanuni düzenleme hilafına olarak inşaat ve mülk bilirkişi raporuyla fen bilirkişi raporlarını taraflara tebliğe çıkarmaksızın hüküm tesis edilmiş olması da doğru değildir. 3.Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) Somut olaya gelince; dava konusu 1 parsel sayılı taşınmazda tüm paydaşları bağlayan fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa çekişmeli bölümün kim veya kimlerin paylarına isabet ettiği ve kimler tarafından kullanıldığı, oluşmamışsa davacının kullanabileceği yer bulunup bulunmadığı ortaya konulmuş değildir. Hâl böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeleri kapsar biçimde araştırma ve inceleme yapılması, tarafların bildirdikleri tüm delillerin toplanması, intifadan men hususu üzerinde de durularak, yerinde uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak tüm paydaşları bağlayan fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise kimin nereyi kullandığının belirlenip krokiye yansıtılması, fiili kullanma biçimi oluşmamışsa davacının payına karşılık taşınmazda kullandığı veya kullanabileceği yer bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanarak harici bir taksim anlaşması varsa davanın reddedilmesi, yoksa davacının payı oranında ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.