Başvuru, ceza davasında sanığın (başvurucunun) hazır bulunma talebi reddedilerek duruşmaya ses ve görüntüyle uzaktan katılımının sağlanması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının ve beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanıkların başvurucu tarafından sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle de tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ceza davasında sanığın (başvurucunun) hazır bulunma talebi reddedilerek duruşmaya ses ve görüntüyle uzaktan katılımının sağlanması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının ve beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanıkların başvurucu tarafından sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle de tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, bireysel başvuru konusu olayların geçtiği tarihte üsteğmen olarak görev yapmaktadır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) "askerî mahrem yapılanması" içerisinde yer alan kişilerin tespitine yönelik soruşturma başlatmıştır. Bu kapsamda, örgütün anılan yapılanmasının bağlı oldukları sivil imam konumundaki örgüt mensuplarının örgütsel toplantıları organize etmek amacıyla İstanbul'un Üsküdar ilçesinde bulunan G. Büfe adlı iş yerine tahsis edilen sabit hattı kullandıkları tespit edilmiştir. Bunun üzerine hâkimlik kararı doğrultusunda bu hat ile yapılan iletişimlerin tespitine dair HTS kayıtları temin edilerek kolluk görevlileri tarafından incelenmiştir. HTS kayıtlarının incelenmesi sonucunda kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 5/12/2017 tarihli HTS Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nda (Tutanak) G. Büfe'ye tanımlanan sabit hat üzerinden yapılan iletişimlerin bazılarının 15/7/2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsünde örgüt adına aktif rol oynayan asker ve sivil kişilerle yapıldığı, bu nedenle söz konusu hattın örgütün sivil imamları tarafından örgütsel amaçla kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Tutanak'ta başvurucu yönünden yapılan tespitler ise şöyledir: i. Anılan sabit hat üzerinden başvurucunun kullandığı GSM hattının 18/8/2013 tarihinde iki kez arandığı belirtilmiştir. ii. Asker olup örgütle irtibatlı oldukları gerekçesiyle bir kısmı kamu görevinden çıkarıldıkları belirtilen U.T., İ.G., S.Y., O.S. ile S.A.G.nin de bu hat üzerinden aynı gün arandıkları tespit edilmiştir. Başvurucu 6/12/2017 tarihinde tutuklanma talebiyle sevk edildiği sorgusunda; Tutanak'ta belirtilen GSM hattını kendisinin kullandığını, kendisiyle G. Büfe'ye ait sabit hattan aranan kişilerden U.T. ve S.A.G. ile askerî okuldan sınıf arkadaşı olduklarını, bu sabit hattan aranan diğer kişileri tanımadığını, tespit edilen görüşmeleri hatırlamadığını, arkadaşlarıyla gezdiği sırada telefonunun şarjı biten bir arkadaşı tarafından da bu görüşmelerin yapılmış olabileceğini, FETÖ/PDY ile herhangi bir irtibatının olmadığını beyan etmiş ve suçlamayı kabul etmemiştir. Başvurucu, sorgusunun ardından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Soruşturma sonucunda Başsavcılık, aralarında başvurucunun da bulunduğu asker kişiler hakkında düzenlediği 12/2/2018 tarihli iddianame ile bu kişilerin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açmıştır. Anılan iddianamede, başvurucunun kullandığı GSM hattının G. Büfeye tahsis edilen sabit hat üzerinden ardışık olarak arandıkları tespit edilen diğer asker kişilerin GSM hatlarından oluşan grup içerisinde yer aldığı, başvurucunun hattının ayrıca yine örgütsel iletişim için kullanıldıkları belirlenen 9 ayrı sabit hattan da farklı tarihlerde arandığı, böylece başvurucunun FETÖ/PDY'nin askerî mahrem yapılanması içerisindeki “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dâhil olmak suretiyle atılı suçu işlediği kanaatine varılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen yargılamanın 9/5/2018 tarihli ilk celsesinde başvurucu, tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumundan getirtilmiş ve müdafii ile hazır bulunmuştur. Başvurucu bu celsede alınan savunmasında da örgütle irtibatının olmadığını, iddianamede belirtilen sabit hatlardan kendisinin kimin hangi nedenle aradığını hatırlamadığını söyleyerek sorgudaki savunmasını yinelemiş; buna ek olarak görüşme içeriklerinin belli olmadığını, söz konusu görüşmelerin atılı suç açısından aleyhe delil olarak kabul edilemeyeceğini, bazı kişilerin dolandırıcılık amacıyla da sabit hatlardan arama yaptıklarını belirterek bu ihtimalin de dikkate alınmasını talep etmiştir. Başsavcılık, örgütün askerî mahrem yapılanmasına ilişkin devam eden farklı bir soruşturma kapsamında aralarında başvurucunun da bulunduğu bazı asker kişilerin tayine tabi olmaları nedeniyle, görev yaptıkları diğer yerlerde de sivil imamlarla sabit hatlarla iletişim kurup kurmadıklarına dair yapılan araştırma sonucunda, ülke genelinde kurulu sabit hatların HTS kayıtlarının incelenmesine dair iddianamede de yer verilen tespitleri içeren raporu dava dosyasına sunmuştur. Yargılamanın 20/9/2018 tarihli celsesinde bu rapor okunmuş; bu celsede de hazır bulunan başvurucu, telefonla arandığı tarihlerde İstanbul'da olmadığını ve herhangi bir örgütsel toplantıya da katılmadığını savunmuştur. Celse sonunda Mahkeme, GSM ve sabit hatlara dair HTS kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar vermiştir. Ankara ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıkları, anılan örgüte üye oldukları iddiasıyla haklarında ayrı soruşturma yürüttükleri E.U.Y. ve Ö.F.Ş.nin şüpheli sıfatıyla alınan ifadelerini, başvurucu hakkında da beyanda bulunduklarını gözeterek Mahkemenin değerlendirmesi için celse arasında dava dosyasına sunmuştur. i. Bu kişilerden E.U.Y. 7/11/2018 tarihinde kollukta müdafii huzurunda alınan savunmasında; 2008 yılında Ö.F.Ş. ile Deniz Harp Okulunda okumaya başladığını, bu süreçte örgütün Ö.F.Ş. aracılığıyla kendisine ulaştığını, Ö.F.Ş.nin kendisini hafta sonu izinlerinde Üsküdar'daki bir eve götürdüğünü, bu evde ismini Y. olarak bildiği bir kişinin olduğunu, 2-3 ay boyunca hafta sonları bu eve gittiklerinde Y.nin kendilerine Fetullah Gülen'in kitaplarını okuyup videolarını izlettiğini, eve gidip geldikleri dönemde başvurucuyu da bu evde 2-3 kez gördüğünü söylemiş ve kendisine gösterilen fotoğraflar içerisinden başvurucuyu teşhis etmiştir. ii. Sahil Güvenlik Komutanlığında üsteğmen olarak görev yapmaktayken kamu görevinden çıkarılan Ö.F.Ş. de benzer şekilde E.U.Y. ve başvurucu ile askerî öğrenci olarak okudukları dönemde Üsküdar'da bulunan bir eve gittiğini beyan etmiştir. Celse arasında E.U.Y. ile Ö.F.Ş.nin tanık sıfatıyla beyanlarının alınması hususunda Mahkemece istinabe talebinde bulunulması üzerine Ö.F.Ş.nin Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinde 10/12/2018 tarihinde tanık sıfatıyla beyanı alınmıştır. Ö.F.Ş. ifadesinde; 2008 yılının Eylül ayında Deniz Harp Okuluna girdiğini, başvurucu ile 2008 yılının sonunda okulda tanıştığını, okula başladıktan sonra FETÖ/PDY'nin kendisiyle bu örgütte yer alan E.U.Y. vasıtasıyla irtibata geçtiğini, sonra Üsküdar'daki bir eve gidip gelmeye başladığını, başvurucuyu da bu evde gördüğünü, başvurucuyla bu eve birkaç kez gidip sohbet adı altındaki toplantılara katıldığını ancak bir süre sonra kendisinin görüşmelere katılmamaya başladığını, bu nedenle örgüt mensuplarının kendisini ankesörlü hattan arayıp neden toplantılara gelmediğini sorduklarını, başvurucunun sonradan toplantılara katılmaya devam edip etmediğini bilmediğini, bu toplantılarda yemek yenilip sohbet edildiğini beyan etmiştir. Yargılamanın 13/12/2018 tarihli celsesinde başvurucunun duruşmaya katılımı, tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumundan ses ve görüntü iletimi (SEGBİS) aracılığıyla sağlanmıştır. Başvurucu, bu celsede HTS kayıtlarına dair savunmasını tekrar etmiş; tanık E.U.Y.nin ifadesinin 2008 yılına ait olup suç unsuru taşıyan bir anlatım içermediğini dile getirmiştir. E.U.Y. celse arasında istinabe yoluyla ve tanık sıfatıyla alınan ifadesinde; başvurucuyla ilkokulda, Heybeliada Deniz Okul Komutanlığında ve Deniz harp Okulunda birlikte okuduğunu, bu nedenle başvurucuyu çocukluğundan beri tanıdığını, kendisi hakkında yürütülen soruşturma sırasında verdiği ifadede başvurucuyla ilgili anlatımlarının doğru olduğunu, başvurucunun örgütle ilişkisinin ne zaman başladığını ve ne zamana kadar devam ettiğini bilmediğini, Harp Okulunda okurken Ö.F.Ş. ile gittikleri Üsküdar'daki evde başvurucuyu 2-3 kez gördüğünü, bu eve gittiklerinde başvurucunun kendileriyle değil de evdeki farklı bir grup içerisinde bulunduğunu, başvurucuya evin içerisinde rastladığını, başvurucunun sabit hatlardan arandığına dair bilgi sahibi olmadığını beyan etmiştir. HTS kayıtlarının tevdi edildiği bilirkişi tarafından düzenlenen 24/12/2018 tarihli raporda; başvurucunun sabit hatlardan aranmasına dair tespitlerin HTS kayıtlarıyla birebir uyumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dosyaya sunulan bu rapor ile istinabe yoluyla alınan tanık beyanları başvurucunun hazır bulunduğu 7/3/2019 tarihli celsede başvurucu ve müdafiine okunmuştur. Başvurucu; önceki beyanlarına ek olarak tanıkların bahsettikleri Üsküdar'daki eve iki kez gittiğini, ancak bu evin örgüt evi olduğunu bilmediğini, tanıkların söylediklerinin aksine, tanıkların kendisini çağırması, derslerinin kötü olması ve üst sınıflardan bir kişinin ders anlatması nedeniyle eve gitmeyi kabul ettiğini, ancak ders notlarında olumlu bir değişiklik olmaması sonucunda eve gitmeyi bıraktığını, o dönemde örgüt mensuplarının kollanıp mezun olmalarının sağlandığını ancak tanıklar sınıfı geçtikleri hâlde kendisi kollanmadığı için sınıfta kaldığını beyan etmiştir. Başvurucu müdafii ise; bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, ayrıca her iki tanığın istinabe mahkemelerince, kendilerinin hazır bulunmadıkları oturumlarda beyanlarının alınması nedeniyle tanıklara soru soramadıklarını dile getirmiştir. Başsavcılık, bu celsede esas hakkındaki mütalaasını sunmuş ve başvurucunun ankesörlü/sabit hatlarla aranmak suretiyle örgütün askerî mahrem yapılanmasına dahil olduğu kanaatiyle atılı suçtan cezalandırılmasını talep etmiştir. Celse sonunda Mahkeme, başvurucuya esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını sunması için süre verilmesine ve 10/5/2019 tarihinde yapılması kararlaştırılan celsede başvurucunun hazır edilmesi için tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumuna müzekkere yazılmasına karar vermiştir. Yargılamanın 10/5/2019 tarihli son oturumunda başvurucu duruşmada hazır edilmeyerek katılımı SEGBİS aracılığıyla sağlanmıştır. Bu celsede başvurucu müdafii, istinabe yoluyla beyanı alınan tanık E.U.Y.nin duruşma salonu dışında hazır bulunduğunu belirterek bu tanığın yeniden ifadesinin alınmasını talep etmiştir. Mahkeme ise; tanığın beyanının istinabe yoluyla usulüne uygun olarak alındığı ve dosyanın esas hakkındaki mütalaaya karşı beyan aşamasında olduğu gerekçesiyle talebin reddine dair ara karar vermiştir. Bu celsede söz alan başvurucu; esas hakkında savunmasını mahkeme huzuruna gelerek vermek istediğini ancak elinde olmayan sebeplerle duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılımının sağlandığından yakınmıştır. Başvurucu ayrıca sabit hatlarla arandığı tarihlerde İstanbul'da görevli olmadığını, aramaların örgütsel amaçla yapılmadığını, tanık beyanlarının da kendisini suçlayıcı nitelikte olmadığını savunmuştur. Yargılama sonucunda Mahkeme, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 13 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkûmiyet kararında; başvurucunun G. Büfe'ye tahsis edilen sabit hattan 18/8/2013 tarihinde O.S. adlı kişi ile bir kez ardışık olarak arandığı, G. Büfe dışındaki diğer sabit hatlardan da 2/3/2013 ila 29/10/2015 tarihleri arasında toplam 53 kez arandığı, bu arama kayıtlarının örgütsel iletişim yöntemleriyle uyumlu olduğu belirtilmiştir. Bunun yanında başvurucu hakkında beyanda bulunan tanıklar E.U.Y. ile Ö.F.Ş.nin ifadelerine de değinildikten sonra bu tanıkların başvurucu ile oldukları döneme ilişkin bilgi ve görgüye dayalı olarak beyanda bulundukları değerlendirilmiş ve tanık beyanları mahkûmiyet için delil olarak kabul edilmiştir. Diğer yandan, tanık beyanları doğrultusunda başvurucunun örgüt içerisindeki konumu, yaptığı görev itibarıyla örgüte sağladıkları fayda ve kastının yoğunluğu dikkate alınarak temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiştir. Başvurucu müdafii -diğerlerinin yanı sıra- beyanları hükme esas alınan tanıkları sorgulayamadıklarını ve hükmün kurulduğu son celsede taleplerine aykırı olarak başvurucunun duruşmaya katılımının SEGBİS aracılığıyla sağlandığına dair itirazlarını ileri sürerek Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi (Daire) 17/10/2019 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Başvurucu müdafii Daire kararına karşı istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyerek temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay Ceza Dairesi, 25/10/2021 tarihinde Dairenin esastan ret kararını onamıştır. Anılan kararda başvurucu hakkında yer verilen açıklamalar şöyledir:"Her ne kadar mahkeme tarafından sanık Emre Sunar’ın ardışık aramaya dahil olduğu kabul edilmiş ise de; bu aramanın yukarıda anlatılan kriterlere uymaması, tekil aramalar ve tanık beyanları nazara alındığında sonuca etkili görülmemiştir....İl Merkezindeki kontörlü telefon ve ankesörlü telefon olarak kullanımda olduğu tespit edilen telefon hatlarına yönelik CMK'nın 135/ maddesi gereğince iletişimin tespiti kararları alındığı, bu kararlara dayanılarak (HTS) kayıtlarının incelenmesinde (soruşturma konusu suç ile ilgileri bulunmayan üçüncü kişilere ait veriler ayıklanarak);Ayrıntıları hükme esas alınan 2018 tarihli bilirkişi raporunda açıklandığı üzere; ...Sanık Emre Sunar’ın [...] nolu hatlardan 53 kez tekil olarak arandığı, ...Tespit edilmiştir.Sanıklar, aşamalarda alınan savunmalarında, söz konusu aramalara ilişkin makul bir açıklama getirememiştir.Tüm bu açıklamalar karşısında somut olay irdelendiğinde;Hukuka uygun olarak elde edilen (HTS) kayıtlarının incelenmesinde, '[...] sanıkEmre Sunar’ın [...] GSM nolu hattının İstanbul İl Merkezinde bulunan ücret karşılığı kullanıma sunulan farklı farklı kez sabit hatlı telefonlardan, (2012 – 2015) tarihleri arasında toplam 53 kez tekil [...] olarak arandığının' anlaşılması karşısında, arama sayısı, [ardışık ve periyodik olarak arandıkları tespit edilen diğer sanıklar açısından] aramaların ardışık ve periyodik olması, ardışık aranan kişilerin aynı rütbeden olması, aramaların gerçekleştirildiği zaman, konuşma süreleri, sanıkların farklı sabit hatlardan aranması, aranmaların makul görünmemesi nazara alındığında, sanığın örgütün iletişim metotlarından olan 'ankesörlü/sabit hatlardan aranma' gizli iletişim sistemine dahil oldukları dikkate alındığında, mahkemenin sanıkların örgüt üyesi olduklarına ilişkin kabulünde bir isabetsizlik olmadığı [anlaşılmıştır.]" Başvurucu, nihai hükmü 9/12/2021 tarihinde öğrendikten sonra 28/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon; adli yardım talebinin kabulüne ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma ile tanık sorgulama hakları dışındaki şikâyetlerinin kabul edilemez olduğuna, anılan haklara ilişkin şikâyetlerinin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.