4. Hukuk Dairesi 2023/12184 E. , 2024/7678 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/2 E., 2023/273 K. DAVA TARİHİ : 07.02.2014 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bozmasına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksik
**4. Hukuk Dairesi 2023/12184 E. , 2024/7678 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/2 E., 2023/273 K. DAVA TARİHİ : 07.02.2014 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bozmasına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin İnegöl Vergi Dairesinde müdür ve müdür yardımcısı olarak görev yaptıklarını, davalının önceki müdür olduğunu ve emekliye ayrıldıktan sonra mali müşavir olarak çalışmaya başladığını, davalının mükelleflerinin şikâyeti üzerine Bursa Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası tarafından 18.08.2011 tarihli ve 2011/2549 sayılı kararı ile 6 ay süre ile meslekten men edildiğini, bu karara istinaden Gelirler İdaresi Başkanlığı Uygulama ve Veri Yöntemi Daire Başkanlığı tarafından davalının elektronik beyanname gönderme yetkisi ile şifresinin iptaline karar verildiğini, davalının kendi hatasından müvekkillerini sorumlu tutarak suç duyurusunda bulunduğunu, Bursa Valiliği tarafından yapılan ön inceleme sonucunda düzenlenen rapor uyarınca soruşturma izni verilmediğini, davalının sürekli ve sayısız şikâyetlerde bulunarak müvekkilleri hakkında iftiralarda bulunduğunu ileri sürerek müvekkillerinin her biri için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL manevi tazminatın 19.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davacıların görevlerini kötüye kullandıklarını, 2005 yılında müşterisi olan dava dışı... Ltd. Şti. için yapılan inceleme sonucunda 55.000,00 TL usulsüzlük cezası kesildiğini, İnegöl Vergi Dairesi Müdürlüğüne bu cezadan sorumlu tutulamayacağına dair yazı yazdığını, ancak yazının reddedilerek kesinleştiğini, İnegöl Vergi Dairesince mallarına haciz konulduğunu, Maliye Bakanlığına ve Bursa Vergi Dairesi Başkanlığına şikâyetlerini bildirdiğini, yapılan incelemeler sonucunda verilen özel usulsüzlük cezasının iptaline karar verildiğini, bunun üzerine İnegöl Vergi Dairesince haksız çıkma harcı adı altında 9.467,00 TL ödeme emrinin tarafına gönderildiğini, bu işleme yönelik Bursa İdare Mahkemesine açtığı dava sonucunda işlemin iptal edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.05.2015 tarihli ve 2014/130 Esas, 2015/233 Karar sayılı kararı ile davalının şikâyet konusu ile ilgili davacılar tarafından yapılan işlemlerin yasal mevzuata uygun olduğu gibi davalı aleyhine gecikme tespit edilemediği, davacıların davalıya karşı kasti bir davranışlarının bulunmadığı, davalının sıradan bir vatandaş olmayıp mesleği gereği vergi dairesinin ve vergi işlemlerinin işleyişiyle ilgili konuları bilebilecek konumda olduğu, davalının yasal şikâyet hakkını hukuka aykırı şekilde kullandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacılardan her biri için ayrı ayrı 3.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL'nin 19.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 06.07.2017 tarihli ve 2015/11123 Esas, 2017/4624 Karar sayılı kararı ile “… Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır, 25. maddesinde, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı belirtilmiş, BK’nın 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir. Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır. Dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacılar hakkında yapılan şikayetlerle ilgili olarak Kaymakamlık tarafından suç unsuruna rastlanmadığından bahisle soruşturma izni verilmemesi üzerine C.Başsavcılığınca da davacılar hakkında işlem yapılmasına yer olmadığına dair kararın verildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, davalının, davacılar hakkında, aleyhine yaptıkları usulsüz işlemler nedeniyle mağdur olduğu düşüncesiyle şikayetçi olduğu, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonunda, izin verilmemesi nedeniyle işlem yapılmasına gerek olmadığına karar verildiği; soruşturmanın esastan incelenmediği nazara alındığında, davalının, şikayetinin hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı kabul edilerek, istemin tümden reddi gerekirken, şikayet hakkını hukuka aykırı şekilde kullandığından bahisle istemin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin 15.05.2018 tarihli ve 2018/65 E., 2018/124 K. sayılı kararı ile önceki karar gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. C.Daire Kararı 1.Mahkeme direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2.Dairenin 19.11.2018 tarihli ve 2018/4411 Esas, 2018/7096 Karar sayılı ilamıyla, bozma ilamında düzeltilecek bir husus bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesi direnme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. D. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2022 tarihli ve 2019/4-20 Esas, 2022/1197 Karar sayılı ilamıyla; "... davacıların İnegöl Vergi Dairesinde müdür ve müdür yardımcısı olarak görev yaptıkları, davalının ise önceki müdür olup emekliye ayrıldığı, davalının emekli olduktan sonra malî müşavir olarak çalışmaya başladığı, davalının davacıların usulsüz işlemler yaptıkları iddiasıyla İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığına, Bursa Valiliğine ve İnegöl Kaymakamlığına şikâyet dilekçeleri verdiği, davacılar hakkında davalı tarafından yapılan şikâyetlerle ilgili olarak Kaymakamlık tarafından suç unsuruna rastlanmadığından bahisle soruşturma izni verilmemesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca da davacılar hakkında işlem yapılmasına yer olmadığına dair kararın verildiği anlaşılmaktadır. Davalının, sırf davacılara zarar vermek kastıyla şikâyet ettiğine ilişkin delil bulunmadığı, aleyhine yapılan usulsüz işlemler nedeniyle mağdur olduğu düşüncesiyle şikâyet dilekçeleri verdiği, şikâyetin hukuken korunması gereken bazı emarelere dayandığı ve yasal sınırlar içinde kalarak yapıldığı, bu nedenlerle davacıların kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği sonucuna varılmıştır. Sonuç itibariyle, şikâyet hakkını yasal sınırları içinde kullanan davalı aleyhine manevi tazminat istemli açılan davanın reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile davalının sorumlu olduğunun benimsenmesi yerinde değildir. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.... " gerekçesiyle direnme kararı bozulmuştur. E. Mahkemece Direnme Kararına Uyularak Verilen Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca 29.09.2022 tarihinde davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına karar verildiği gerekçesiyle bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalının uzun yıllar vergi dairesinde müdürlük yaptığı dikkate alındığında davaya konu hususlarda gerekli bilgi ve donanıma sahip olduğunu, karşı bir husumet beslenmediğini, dolayısıyla kendisine karşı kasıtlı bir tavır içine girilmesinin söz konusu olmadığını, kendisinin incelemeye tabi tutulmasında da bir kasıt söz konusu olmayıp idare, mükellefleri ile ilgili çeşitli bilgi ve belgeler ışığında değerlendirmeler yaparak bu bilgileri Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı’nın ilgili birimleri ile paylaştığını ve bu mükellefler hakkında yapılacak işlemlere Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı’nın ilgili birimlerinin karar verdiğini, bu kapsamda ödevli ... hakkında yapılan araştırmada da 2011, 2012 ve 2013 takvim yıllarındaki gelir gider oranları değerlendirilmiş ve giderlerinin gelirlerine oranının yüksek olduğu görülerek ihbar ve inceleme taleplerini değerlendirme komisyonuna sevk edildiğini, davalı hakkında inceleme yapılıp yapılmayacağına karar veren birim Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı bünyesinde oluşturulan komisyon olup incelemenin de Bursa Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı tarafından yapıldığınıdavacıların sadece ilgili mevzuat hükümlerini uygulamasına rağmen davalının tamamen iftira niteliğindeki suçlamalarına maruz kaldıklarını, yapılan haksız suç isnadı ve haksız şikayetlerin de savunma sınırlarını aştığını ve davacıların mesleki açıdan zarara uğradığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kişilik haklarına saldırı ve haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427, 438 ve 439 uncu maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 12,17 ve 36 ncı maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 41 ve 49 uncu maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddesi), 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle verilen kararın bozmaya uygun olmasına, bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen hususların yeniden incelemeye konu yapılamamasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.