Başvuru, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz uygulamasının uzun süredir devam etmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz uygulamasının uzun süredir devam etmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru süresi içinde yapılmıştır. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.A. Başvurucuların Mülkleri Üzerinde Uygulanan İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Süreci Başvurucuların yakını ve B. Plastik Ticaret A.Ş.nin (Şirket) muhasebe çalışanı Y. ile başvurucular aleyhine Şirket tarafından açılacak davaya esas olmak üzere Kartal Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/9/2008 tarihli ve E.2008/30 İş sayılı kararı gereği başvurucu Kadim Yılmaz adına İzmir ili Torbalı ilçesi 424 ada 11-12-13 parselde tapuda kayıtlı taşınmazlarla, Muhammet Ali Yılmaz adına tapuda kayıtlı İzmir ili Buca ilçesi 10226 ada 1 parselde 17 No.lu bağımsız bölümün üçüncü kişilere devrinin ve temlikinin önlenmesi amacıyla tedbir konulmuştur. Şirket ve yurt dışı kaynaklı S.T. Ltd. Şti isimli şirket, Y.nin çalışanlara dağıtılmak üzere şirket işleri nedeniyle kendisine verilen veya hesabına gönderilen paraları Yılmaz soyadlı kişilere aktarmak suretiyle kendilerini maddi ve manevi zarara uğrattığını iddia ederek aralarında başvurucuların da olduğu şahıslar aleyhine 9/10/2008 tarihinde Kartal Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmış; Mahkeme 20/10/2008 ve 23/10/2008 tarihli ara kararları gereği başvurucu Kadim Yılmaz adına trafikte kayıtlı 34 ER 0006 plakalı aracın üçüncü kişilere devrinin ve temlikinin önlenmesi amacıyla araca tedbir koymuştur. Başvurucular Kadim Yılmaz ile Muhammet Ali Yılmaz tarafından Kartal Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açılmış, Mahkeme 12/4/2011 tarihli kararıyla dosyayı Kartal Asliye Hukuk Mahkemesinin dava dosyası ile birleştirmiştir. Mahkeme 1/3/2011 tarihli celsede ihtiyati tedbir kararının verildiği tarihten itibaren yasal olarak öngörülen on günlük süre geçtikten sonra dava açıldığını belirterek Kartal Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/9/2008 tarihli ihtiyati tedbir kararını kaldırmış, 20/10/2008 ve 23/10/2008 tarihli tedbirlerin dava açıldıktan sonra verildiğini belirterek tedbirlerin dava sonuçlanıncaya kadar aynen devamına karar vermiştir. Davacı tarafın yeniden ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebini değerlendiren Mahkeme 1/3/2011 tarihinde, davanın maddi ve manevi tazminat davası olduğunu, olumlu sonuçlanması hâlinde alacağın karşılıksız kalmaması için 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun vd. maddeleri gereğince dava sonuçlanıncaya kadar 20/10/2008 ve 23/10/2008 tarihli ihtiyati tedbirler de nazara alınarak başvurucuların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar vermiştir. 12/4/2011 tarihli celsede ihtiyati haciz kararını İzmir ili Torbalı ilçesi 424 ada 11-12-13 parselde tapuda kayıtlı taşınmazlar ile İzmir ili Buca ilçesi 10226 ada 1 parselde kayıtlı 17 No.lu bağımsız bölüm yönünden sınırlandırarak başvurucular adına kayıtlı diğer mal varlıklarının üzerindeki ihtiyati haciz kararını kaldırmıştır. Kartal Adliyesinin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararı ile kapatılması üzerine dosya, İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Başvurucuların ihtiyati haciz kararlarına yaptıkları itirazlar reddedilmiştir.B. Anayasa Mahkemesine Yapılan Bireysel Başvuru Başvurucular 30/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine (B. No: 2014/8403) bireysel başvuruda bulunmuş, bireysel başvuru formunda ihtiyati tedbir ve haciz kararının uzun süredir devam etmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi 10/10/2019 tarihinde başvuruyu karara bağlamıştır. Anılan kararda mülkiyet hakkını sınırlandıran tedbirin taşınmazlar için yaklaşık 10 yıl 11 ay, araç içinse 10 yıl 10 aydır sürdüğü, bu sürenin makul olmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle mülkiyet hakkını sınırlandıran tedbirin başvuruculara aşırı külfet yüklediği, başvurucuların mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin olarak somut olay bağlamında devletin pozitif yükümlülüklerini tam ve etkin bir biçimde yerine getirmediği sonucuna varılmıştır. Anayasa Mahkemesi, ihtiyati haciz ve tedbirin uygulanmasının makul bir süreyi aşması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Somut başvuruda ihlalin yargı kararından kaynaklandığı anlaşılmış, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için etkin giderim yolu olan manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. İhlal Kararından Sonraki Süreç İhlal kararı sonrasında başvurucular bireysel başvuruda bulunarak ihtiyati haciz ve tedbir uygulamasının devam ettiğini, Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmadığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararı sonrasında Mahkemece toplam on duruşma yapılmış; duruşmaların her birinde başvurucular ve vekilleri Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmasını, mülklerinde bulunan ihtiyati tedbir ve hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkeme oturumlarda verdiği ara kararlarında anılan taleplerin daha sonra değerlendirilmesine, tedbirler hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve taleplerin reddine karar vermiştir. Başvuruya konu davanın yargılaması devam etmektedir. Başvurucu 7/2/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.