Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/1033 E. , 2024/3427 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/1033 Karar No:2024/3427 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü (E-Tebligat) V0EKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:... Petrol Taşımacılık İnşaat…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/1033 E. , 2024/3427 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/1033 Karar No:2024/3427 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü (E-Tebligat) V0EKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:... Petrol Taşımacılık İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. (... Petrol) adına Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve... sayılı kararıyla verilen 134.400,00-TL idari para cezasının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca, kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... tarih ve...sayılı Kurul kararı ile ... Petrol'e 134.400,00-TL idari para cezası verildiği, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yönünde Dairemizce verilen 21/11/2011 tarih ve E:2009/6445, K:2011/5171 sayılı kararın, kanun yolları aşamalarının tamamlanarak kesinleştiği, şirket adına düzenlenen 19/03/2014 tarihli ödeme emrine konu borcun süresi içinde ödenmediği, idarece yapılan araştırmada alacağın şirketin mal varlığından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, anılan şirketin 11/08/2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacının şirket müdürlüğü yetkisinin iptal edilerek şirkete 10 yıl süre ile müdür olarak M.D.'nin atandığı, bu kararın 19/08/2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, her ne kadar davacının, idari para cezasına konu fiilin işlendiği tarihte şirketin kanuni temsilcisi olduğu görülmekte ise de; bahse konu kamu alacağının tahsilinin 6183 sayılı Kanun uyarınca ödeme emri ile şirketten istendiği tarihten önce davacının şirket müdürlüğü sıfatının sona erdiği, bu durumda, söz konusu kamu alacağından davacının kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutulmasınının hukuken mümkün olmadığı anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının idari para cezasına konu fiilin işlendiği tarih itibarıyla şirketin kanuni temsilcisi olduğu, dolayısıyla söz konusu kamu alacağının ödenmesinden kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğu bulunan davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, şirketin yönetim ve idaresinde hiçbir zaman yer almadığı, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Bayilik lisansı sahibi ...Petrol'e... tarih ve ...sayılı Kurul kararıyla 134.400,00-TL idari para cezası verilmiş, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada Dairemizce davanın reddi yönünde verilen 21/11/2011 tarih ve E:2009/6445, K:2011/5171 sayılı kararın temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/12/2012 tarih ve E:2012/1093, K:2012/2901 sayılı kararıyla temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş, bu karara yönelik kararın düzeltilmesi istemi ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 25/12/2013 tarih ve E:2013/3675, K:2013/4684 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Ardından, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun ...tarih ve ... sayılı yazısıyla "anılan idari yaptırım kararının kesinleşmiş olması nedeniyle" idari para cezasına konu kamu alacağının 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince tahsil edilmesi Aydın Vergi Dairesi Başkanlığından istenilmiştir. Bunun üzerine ... Petrol adına ... tarih ve ... sayılı ödeme emri düzenlenmiştir. Anılan şirkete yönelik yapılan mal varlığı araştırması sonucunda şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan söz konusu alacağın 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. ", 54. maddesinin birinci fıkrasında, "Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. (...)"; 55. maddesinin birinci fıkrasında, "Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir 'ödeme emri' ile tebliğ olunur."; 58. maddesinin birinci fıkrasında, "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. (...)" düzenlemeleri yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk hali kusursuz sorumluluktur. Yani mükerrer 35. madde kapsamında sorumlu tutulacak olan kanuni temsilci kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. Kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanuni temsilci olarak görev yapması, kanuni temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. Ancak bu madde kapsamında kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle asıl borçluya başvurulacak ve borcun asıl borçludan tahsil edilememiş ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekecektir. Bu bakımdan 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi, kamu alacağını güvence altına alan, sorumluluğu genişleten bir yapıya sahiptir. Kanuni temsilci, kamu alacağının doğmasına yol açan işlem veya fiilin nihai sorumluluğunu taşıyan kişi olup sahip olduğu imkan ve gücü kullanarak, alacağı doğuran işlem veya fiilin ortaya çıkmasını önleyebilecek veya doğan kamu alacağının ödenmesini temin edebilecek en etkin konumdaki kişidir. Bu nedenle, ticari şirketleri yöneten, şirketi temsilen iş ve işlemler yapan kanuni temsilcilerin şirketten tahsil imkanı bulunmayan kamu alacaklarından müteselsil sorumluluk esasına göre sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararı ile 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesine 5766 sayılı Kanun'la eklenen 5. ve 6. fıkraları iptal etmiş olup Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararı itiraz yoluyla yapılan başvuruya konu olayla ilişkilendirilerek değerlendirilmelidir. Sözü edilen olayda kanuni temsilcilik görevinde bulunan şahsın şirketi temsil ettiği dönemde vergi ve diğer mali ödev ve sorumluluklarını tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiği, ancak kanuni temsilcilik görevinden ayrıldıktan sonra vergi borçlarından sorumlu tutulduğu görülmektedir. Anayasa Mahkemesi ise, " ... amme alacağının doğduğu veya ödenmesi gerektiği zamanlarda kanunî temsilcilerin farklı kişiler olabileceği gerçeği göz önüne alındığında, kural ile getirilen düzenleme vergi ve diğer mâlî ödev ve sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yerine getiren kanunî temsilcilerin, sonradan kendilerinin görevde olmadığı ve müdahale şanslarının bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen bir eylemden müteselsilen sorumlu tutulmaları sonucunu doğurmaktadır. Adalet ve hakkaniyet ilkeleri karşısında, bireyin bu şekilde belirsiz ve güvencesiz bir biçimde kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle, başkalarının eylem veya ihmali sonucu oluşacak sorumluluğa ortak olması adalet ve hakkaniyetle bağdaşmaz. Dolayısıyla, itiraz konusu kural hukuk devleti ilkesine aykırıdır." gerekçesiyle 5. fıkrayı iptal etmiştir. Ancak, anılan kararda kamu alacağının doğuşuna kendi kusuruyla sebebiyet veren kanuni temsilcinin sorumluluğuna ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, kanuni temsilcilerin kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle başkalarının eylem veya ihmali sonucu oluşacak sorumluluğa ortak olmasının adalet ve hakkaniyetle bağdaşmayacağını vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesinin mükerrer 35. maddenin 5. fıkrasını iptal etmiş olması, zarara kendi kusuruyla sebep olan fiil tarihindeki kanuni temsilcilerin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Zararı doğuran olayın gerçekleştiği tarihte görev yapan kanuni temsilci, kamu alacağının doğmasına yol açan işlem veya fiilin sorumluluğunu taşıyan kişi olup, sahip olduğu imkan ve gücü kullanarak, alacağı doğuran işlem veya fiilin ortaya çıkmasını önleyebilecek en etkin konumdaki kişi olduğundan, kamu alacağından sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu itibarla, kamu alacağının doğmasına sebep olan fiil tarihindeki kanuni temsilci amme alacağının ödenmesinden sorumludur. Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına ilişkin ...tarih ve... sayılı Kurul kararı 15/01/2009 tarihli fiil sebebiyle tesis edilmiştir. ... Petrol'e ait Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarına bakıldığında, 18/01/2008 tarih ve 6980 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, davacının "ilk 20 yıl süre ile şirket müdürü olarak seçildiği" ve "münferit imzası ile şirketi her sahada temsil ve ilzam etmesine oy birliği ile karar verildiği" hususunun ticaret siciline tescil edildiği; 19/08/2009 tarih ve 7379 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, davacının "müdürlük yetkisinin iptali ile kendisine verilmiş münferit imza yetkisinin iptaline" karar verildiği hususuna ilişkin 11/08/2009 tarih ve 2009/2 no.lu Ortaklar Kurulu kararının 13/08/2009 tarihinde tescil edildiği ilan edilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, kamu alacağının doğmasına sebep olan 15/01/2009 tarihinde şirket müdürü sıfatıyla kanuni temsilci olan davacının, şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan söz konusu kamu alacağının ödenmesinden 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 19/09/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY: 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir." kuralına yer verilmiştir. Bu maddeye göre kanunî temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için iki şartın gerçekleşmesi gerekecektir. Bunlar; kamu alacağının asıl borçlunun mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması hâlleridir. Dolayısıyla kanunî temsilciler için kusursuz sorumluluk hâli kabul edilmiştir. Madde metnine göre amme alacağından sorumlu tutulabilmek için alacağın asıl borçlunun ödeme yükümlülüğünün doğduğu anda kanuni temsilcilik görevinde bulunmak sorumluluk açısından yeterli olacaktır. Kanunî temsilcinin sorumlu tutulabilmesi için görev yaptığı dönemde doğmuş veya ödenmesi gereken bir borç bulunmalıdır. İdarî para cezalarında ise borç idarî para cezasının tebliği ile doğmaktadır. İdarî para cezasına konu fiilin işlendiği tarihte ise henüz doğmuş bir borç bulunmamaktadır. Kamu alacağının doğuşuna kusuru ile yol açan kanunî temsilcinin sorumlu tutulmasını gerektiren hukukî bir neden de söz konusu olmadığından fiil tarihindeki kanunî temsilcinin sorumluluğunun kabulünün hukukî bir dayanağı bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararıyla 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur." düzenlemesi; "Ancak amme alacağının doğduğu veya ödenmesi gerektiği zamanlarda kanunî temsilcilerin farklı kişiler olabileceği gerçeği göz önüne alındığında, kural ile getirilen düzenleme vergi ve diğer mâlî ödev ve sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yerine getiren kanunî temsilcilerin, sonradan kendilerinin görevde olmadığı ve müdahale şanslarının bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen bir eylemden müteselsilen sorumlu tutulmaları sonucunu doğurmaktadır. Adalet ve hakkaniyet ilkeleri karşısında, bireyin bu şekilde belirsiz ve güvencesiz bir biçimde kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle, başkalarının eylem veya ihmali sonucu oluşacak sorumluluğa ortak olması adalet ve hakkaniyetle bağdaşmaz. Dolayısıyla, itiraz konusu kural hukuk devleti ilkesine aykırıdır." gerekçesiyle iptal edilmiştir. Söz konusu iptal gerekçesine göre de fiil tarihi itibarıyla kanunî temsilciden amme alacağının tahsil edilmesini beklemek imkânsızlaşmaktadır. Çünkü fiil tarihi itibarıyla henüz ödenecek bir borçtan söz edilemeyeceğinden kanunî temsilcinin amme alacağını ödeme noktasında müdahale şansı bulunmamaktadır. Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına ilişkin ... tarih ve... sayılı Kurul kararı 15/01/2009 tarihli fiil sebebiyle tesis edilmiş, anılan Kurul kararı şirkete 13/08/2009 tarihinde tebliğ edilmiştir. ... Ltd. Şti.'ye ait Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarına bakıldığında, 18/01/2008 tarih ve 6980 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, davacının "ilk 20 yıl süre ile şirket müdürü olarak seçildiği" ve "münferit imzası ile şirketi her sahada temsil ve ilzam etmesine oy birliği ile karar verildiği" hususunun ticaret siciline tescil edildiği; 19/08/2009 tarih ve 7379 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, davacının "müdürlük yetkisinin iptali ile kendisine verilmiş münferit imza yetkisinin iptaline" karar verildiği hususuna ilişkin 11/08/2009 tarih ve 2009/2 no.lu Ortaklar Kurulu kararının 13/08/2009 tarihinde tescil edildiği ilan edilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu ödeme emrinin dayanağı Kurul kararının tebliğinden önce 11/08/2009 tarihli Ortaklar Kurulu kararıyla şirket müdürlüğü görevinden ayrılan davacının, kanuni temsilciği sona erdikten sonra şirkete tebliğ edilen davaya konu kamu alacağının ödenmesinden 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.