Başvuru, sınır dışı kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, sınır dışı kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 19/2/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin 29/3/2019 tarihli kararıyla ilgili bilgi ve belgeler toplandıktan sonra yeniden değerlendirilmek üzere başvurucunun ülkesine sınır dışı edilmesine dair işleminin geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Suriye vatandaşı olan başvurucu 2014 yılından bu yana Türkiye’de ikamet etmektedir. İstanbul Valiliğinin (Valilik) 24/5/2018 tarihli kararıyla 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi (kamu güvenliği açısından tehdit oluşturma) uyarınca sınır dışı kararı verilmiştir. Başvurucu, sınır dışı kararının iptali istemiyle 19/6/2018 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde sınır dışı etme kararının hukuka aykırı olduğunu, çalışma izni bulunması nedeniyle mağdur olacağını öne sürmüştür. Başvurucu, sınır dışı edilmesi durumunda yaşamının tehlike altında olacağına ya da kötü muameleye maruz kalacağına dair bir iddiada bulunmamıştır. İdare Mahkemesi 26/10/2018 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Ret kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: “…Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, Mahkememizin 2018 tarihli ara kararı ile davacının terör örgütleri ile irtibatlı veya iltisaklı olduğunu gösterir bilgi ve delillerin sunulmasının istenildiği, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün 2018 tarihli, 26312 sayılı cevabi yazısında davacının Kilis İli'nde çatışma bölgeleri ile bağlantılı illegal döviz transferi işlemi yapan şahıslarla ve İzmir İli'nde Daeş Terör Örgütü ile iltisaklı olarak para havaleciliği yapan şahıslarla irtibatlı olduğu, irtibatları arasında çatışma bölgeleriyle iltisaklı FEC/NC yanlısı faaliyet gösteren şahısların bulunduğu yönünde istihbari bilgilerin intikal ettiğinin bildirildiği, devletin hükümranlık yetkisi uyarınca, ülke için tehlike oluşturacağı kanaatine varılan yabancıları sınır dışı etme yetkisi bulunduğu, kuvvetler ayrılığı ilkesini benimseyen devletlerin hükümranlık yetkisini yasama, yürütme ve yargı erkleri eliyle kullandığı, ülke sınırları içerisine kabul edilecek ve ülke sınırları dışına çıkarılacak yabancılar hakkında uygulanacak kuralları kanun koyucunun belirleyeceği, bu kapsamda somut olayın özelliklerine göre yapılacak değerlendirmeler ve alınacak tedbirler konusunda kanun koyucu tarafından idareye takdir yetkisi tanındığı, takdir yetkisinin kullanılmasının söz konusu olduğu durumlarda ise, kuvvetler ayrılığı prensibinin gereği olarak, yargısal denetimin, kamu yararı, hizmetin gerekleri ve ölçülülük ilkeleri ile sınırlı olarak yapılabileceği, somut olayda davacının hakkında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma bulunmasının kamu güvenliği açısından tehdit oluşturması için yeterli olduğu,kamu güvenliği açısından tehdit oluşturma hususunda ayrıca bir yargı kararı da aranmayacağından, davalı idarece kanun koyucu tarafından tanınan takdir yetkisi kapsamında tesis edilen dava konusu sınır dışı etme işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır....” İlgili hukuk için bkz. A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 28-