4. Hukuk Dairesi 2022/17160 E. , 2023/7994 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/134 E., 2022/85 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafınd…
**4. Hukuk Dairesi 2022/17160 E. , 2023/7994 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/134 E., 2022/85 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait taşınmaza komşu dere yatağının davalı şirket tarafından yapılan çalışma ile yönünün değiştirildiğini ve dere yatağından gelen sel sularının aktarılmasını sağlayan menfezin davalı şirket tarafından kapatıldığını, sel suları ile gelen taş ve molozların taşınmaz üzerinde biriktiğini ve taşınmazın kullanılamaz hale geldiğini, taşınmazda tarımsal faaliyette bulunulamadığını, Şenkaya Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/3 D. İş sayılı tespit dosyasında taşınmazın yaklaşık 1.490,67 m2'lik kısmının tarıma elverişsiz hale geldiğinin ve taşınmazın eski hale getirilmesi ve zirai faaliyete başlanması için tespit tarihi itibariyle yaklaşık 5.100,00 TL masraf yapılması gerektiğinin belirlendiğini belirterek 1.000,00 ecrimisil ve 5.100,00 TL eski hale getirme bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket tarafından yeni bir yol çalışması ya da menfez inşaatı yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 21.01.2013 tarihli, 2010/184 Esas ve 2013/9 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu taşınmaza zarar verdiği iddia edilen toprak yığınlarının davalının kusuru veya davranışı sonucunda oluştuğu iddialarının ispatlanamadığı, menfez veya büzün tıkanması ve sonucunda sel taşkını meydana gelmesi ile taşınmazda oluşabilecek zarardan menfezin bakımı ve temizlenmesi ile görevli olan kurumun sorumlu olacağı, davalı şirketin yakınında bulunan derenin ve yolun bakımına ilişkin görevi bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 25.06.2014 tarihli, 2013/16791 Esas ve 2014/10584 Karar sayılı ilamı ile; ''...Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden; Şenkaya Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/3 D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi raporlarında, davacının taşınmazına komşu kuru dere yatağının yönünün iş makinesi kullanılarak değiştirildiğinin, dava konusu taşınmazın bir kısmına toprak yığınlarının döküldüğü ve tarıma elverişsiz hale getirildiğinin ve dere yatağının dolmasına taşınmazın yaklaşık 100 metre aşağısında bulunan dere yatağını geçmek için kullanılan iki adet menfezin yetersizliğinin ve bakım temizleme işlemlerinin yapılmamış olmasının neden olduğunun tespit edildiği, keşif sırasında ve duruşmada dinlenen tanıkların anlatımlarında ise dere yatağına davalı şirket tarafından hafriyat döküldüğünü ve dökülen bu hafriyatın menfez ve boruların tıkanmasına neden olduğunu ifade ettikleri anlaşılmaktadır. Şu durumda, tüm dosya kapsamından, mahallinde yapılan keşiften ve dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları ve dinlenen tanık anlatımlarından, davacının taşınmazına komşu dere yatağına davalı şirket tarafından hafriyat dökülerek menfez ve boruların tıkanmasına neden olunduğu ve davacının taşınmazında zarar meydana geldiği anlaşılmaktadır. Şu halde mahkemece, zararın kapsamı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle ile karar bozulmuştur. Mahkemenin 14.09.2017 tarihli, 2014/84 Esas ve 2017/135 Karar sayılı ilamı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; taşınmazın eski hale getirilme bedeline ilişkin olarak dosya içerisinde yer alan Şenkaya Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/3 D.İş sayılı dosyasında alınan 26.07.2010 tarihli İnşaat Mühendisi bilirkişisi ve 26.07.2010 tarihli Ziraat Mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporları ile taşınmazın kullanılamamasından kaynaklanan ecrimisil bedeline ilişkin olarak alınan 14.07.2017 tarihli Ziraat Mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınarak, davacının taşınmazında meydana gelen zarara karşılık 5.100,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve dava tarihinden itibaren geriye doğru 5 yıl (2010-2005 yılları arası) için belirlenen 288,27 TL ecrimisil bedelinin her dönem için dönem sonu itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemizin 04.07.2018 tarihli, 2017/5088 Esas ve 2018/5263 Karar sayılı ilamı ile; ''...a-)Somut olayda davacının talep edebileceği tazminat miktarı taşınmazın eski hale getirilmesi nedeniyle hesaplanacak zarar miktarı kadardır. Haksız fiildeki tazminat sorumluluğunun kapsamı, gerçek zarar ile sınırlı olup; zarar da, haksız eylemden önceki ve sonraki durum arasındaki farktan ibarettir. Gerçek zararın giderilmesi ilkesi çerçevesinde eski hale getirme bedeli istenebilir. Dava konusu olayda, taşınmazın fiziki yapısına zarar verilmiştir. Haksız eylem nedeniyle taşınmaza fiziki olarak zarar verilmesi durumunda, zarar miktarı, taşınmazın zarar gören kısmının değerini de geçemeyeceğinden, dava konusu taşınmazın haksız fiil tarihindeki sürüm (rayiç) değeri belirlenmeli ve taşınmazın değerini geçmeyecek biçimde tespit edilecek tazminata karar verilmelidir. Yerel Mahkemece, açıklanan ilkeler kapsamında değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir. b-) 6100 sayılı HMK'nın 297/2 nci maddesi uyarınca; (1086 sayılı HUMK 388 inci maddesi) hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Mahkemece, ecrimisil bedelinin her dönem için dönem sonu itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. HMK 297/2 nci maddesine aykırı şekilde çelişki yaratacak ve infazda tereddüt oluşturacak biçimde faiz başlangıcının, her dönem sonu olarak gösterilmesi ve açıkça belirtilmemesi doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma ilamında da belirtildiği üzere eski hale getirme bedelinin el atılan taşınmazın rayiç değerini geçemeyeceği, dosyada bulunan bilirkişi raporlarına göre tespit edilen bedeller mukayese edildiğinde dava konusu taşınmazın eski hale getirme bedelinin ilgili taşınmazın el atılan kısmının rayiç değerinden fazla olduğunun anlaşıldığı, bu itibarla taşınmazın el atılan kısmının rayiç değerini geçmeyecek şekilde tazminata hükmedilmesi gerektiği, davalı şirketin bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar davacının taşınmazındaki zararı gidermek için herhangi bir faaliyette bulunmadığı, talep konusu ecrimisil bedelleri yönünden ise Ziraat Mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen 10.01.2020 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.773,90 TL tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ecrimisil bedelleri yönünden; 2005 yılı (4 aylık) ecrimisil bedeli olan 10,89 TL'nin 31.12.2005 tarihinden, 2006 yılı ecrimisil bedeli olan 36,16 TL'nin 31.12.2006 tarihinden itibaren, 2007 yılı ecrimisil bedeli olan 32,16 TL'nin 31.12.2007 tarihinden itibaren, 2008 yılı ecrimisil bedeli olan 43,96 TL'nin 31.12.2008 tarihinden itibaren, 2009 yılı ecrimisil bedeli olan 53,94 TL'nin 31.12.2009 tarihinden itibaren, 2010 yılı (8 aylık) ecrimisil bedeli olan 59,12 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu zarar ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm tesis edildiğini ve davacı lehine fazla vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasının devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd. maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi (6098 sayılı TBK’nın 49 uncu maddesi). 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın, mahkemeye gönderilmesine,15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.