T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/816 KARAR NO: 2026/814 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 24/12/2025 NUMARASI: 2025/1044 Esas DAVANIN KONUSU: Tespit KARAR TARİHİ: 26/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme so…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/816 KARAR NO: 2026/814 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 24/12/2025 NUMARASI: 2025/1044 Esas DAVANIN KONUSU: Tespit KARAR TARİHİ: 26/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşınmazında yer alan bağımsız bölümlere mülkiyetinin müvekkiline ait olduğu trafo sayesinde elektrik sağlandığını, eski malik döneminde bu trafodaki aboneliğin binada eski malik tarafından yönetilmediğini, bu sebeple davalı taraf adına abonelik üzerinden tesis işleminin yapıldığını ve trafonun davalı şirketin bahçe kullanım alanına yerleştirildiğini, ana aboneliğin davalı şirket adına olduğundan müvekkiline ve taşınmazda yer alan diğer kiracılara süzme saat üzerinden elektrik arzının sağlandığını, davalı tarafından da fatura döneminde süzme saatlerdeki değerlerin baz alınarak müvekkiline ve diğer kiracıya mail atıldığını, kullanım bedeline ilişkin fatura kesilerek elektrik kullanım bedelinin tahsil edildiğini, müvekkili tarafından davalının faaliyetini yürüttüğü taşınmazın müvekkili tarafından mülkiyetinin satın alınmasından sonra müvekkili tarafından davalı aleyhine birden çok hukuki sürecin başlatıldığını, müvekkilinin dava dışı ... nezdinde trafodaki abonelik işlemlerinin yeni mülkiyet durumuna uyarlanması ve aboneliğin artık kendi adına tesisi için yasal başvurunun yapıldığını, bu durum üzerine davalı tarafın müvekkiline husumet beslemeye başladığını, 12.11.2025 tarihinde müvekkilinin süzme saatine verilen elektrik arzının kötü niyetli olarak usul ve yasaya aykırı şekilde sonlandırdığını, müvekkilinin, davalının bu tutumu nedeniyle ticari faaliyetlerine devam edemez hale geldiğini, ticari kayıplar yaşadığını, müvekkiline 6 gündür davalı tarafça elektrik verilmediğini, bu sebeple HMK 390.maddesi gereğince davalı tarafa tebligat yapılmaksızın müvekkilinin taşınmazına elektrik arzı veren süzme saate karşı yapılan müdahalenin sonlandırılması ve elektrik arzının yeniden sağlanması yönünde takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından " ihtiyati tedbir talep eden tarafın, dava dilekçesi ve ekinde yer alan iddiasını ispata yarar belgeleri ve tüm dosya kapsamına göre, ihtiyati tedbir yasal şartlarının oluştuğu, ihtiyati tedbirin niteliği gereği iddianın tam olarak ispat edilmesi aranmamakla birlikte, iddianın haklılığı hususunda Mahkemede kanaat uyandırılması yeterli olacağı gözetilerek ayrıca davacı vekilinin adreste elektirik kesintisinin yapılmamasına dair dava sonuçlanana kadar bir ihtiyati tedbir kararı ile sağlanması yönündeki bu talebinin ileride haklı çıkma ihtimalinde davacının telafisi güç zararının oluşmaması adına kabulü uygun görülmüş olup bu yönde ihtiyati tedbir kararı verilmiştir." gerekçeleriyle; 1-İhtiyati tedbir isteminin KABULÜ ile; dava dışı kurumun yasal iş ve işlemleri yönünden sınırlandırılmamak ve takdiren 300.000,00-TL teminatın ikmali kaydı ile tüketimin olduğu İstanbul İli, .... İlçesi, ... Mahallesi, .... Ada,.. Parselde bulunan taşınmazın elektriğinin yeni karar ihdası ve/veya yargılama sonucuna kadar kesilmemesi/kesilmiş ise açılması yönünde ihtiyati tedbir konulmasına, 2-6100 sayılı HMK 393/1. maddesi gereği süresi içinde teminat yatırılarak kararın uygulanması talep edildiğinde, gereği için ilgili kuruma yazı yazılmasına, 3-HMK 393/1 maddesi gereği ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının, verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmediği takdirde tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının ihtarına, karar verilmiştir. 20.11.2025 tarihli ek kararla ise " Mahkememiz 18/11/2025 tarihli ihtiyati tedbir ara kararının 2 numaralı maddesinde "6100 sayılı HMK 393/1. maddesi gereği süresi içinde teminat yatırılarak kararın uygulanması talep edildiğinde, gereği için ilgili kuruma yazı yazılmasına" hususunun belirtildiği, ancak "ilgili kurum" ibaresi tedbirin ifası noktasında tereddüt veya yanılgı oluşturabileceği anlaşılmakla; ara kararın gerekçesi de nazara alınarak mahkememizin 18/11/2025 tarihli ara kararının 2.maddesi aşağıdaki gibi tavzihine karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle; 1-Davacı vekilinin ara kararın tavzihi talebinin kabulü ile; -Mahkememizin 18/11/2025 tarihli ara kararının 2.Maddesinin "6100 Sayılı HMK 393/1.Maddesi gereği süresi içinde teminat yatırılarak uygulanması talep edildiğinde, gereği için başvuru yapılan icra müdürlüğüne elektrikçi teknik bilirkişi marifetiyle davalı şirket nezdinde davacıya elektrik arzı sağlayan tesisat/süzme sayaç üzerinde davalı şirkete gidilerek işlem tesis edilmesi adına müzekkere yazılmasına ve tedbirin uygulanmasının sağlanmasına'' şeklinde tavzihine, karar verilmiştir. Karara itiraz üzerine duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda " Somut olayda mahkememizce ihtiyati tedbir verilmesindeki koşullarda bir değişiklik bulunmadığı görülmüştür. Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararlarında usule aykırılığın bulunmadığı, yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada davacı tarafından sağlandığı, ihtiyati tedbir kararının somut olayın özelliklerine uygun ve ölçülü olduğu" gerekçeleriyle itirazın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; tedbire itirazın duruşmalı olarak incelenmesine karar verilmiş olmasına rağmen, taraf vekilleri e-duruşma yoluyla bağlantı kurmaya çalıştığını, ancak UYAP kaynaklı teknik arıza sebebiyle duruşmaya bağlanılamadığını, tarafların beyanları alınmadan ve itirazlarının açıklanmasına imkân tanınmadan itirazın reddine karar verildiğini, mahkemece enerji mevzuatını ve kamu düzeninin tamamen göz ardı edilerek karar verildiğini, elektrik enerjisinin; kesilmesi, verilmesi, sayaçlara müdahale edilmesi işlemleri, 6446 sayılı Kanun ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca özel hukuk kişilerine bırakılmadığını, davalı şirketin bu yönde bir yetkisi bulunmadığı hâlde, ihtiyati tedbir kararı ile; mevzuata aykırı, kabahat niteliği taşıyan, kamu düzenini ilgilendiren bir fiilin sürdürülmesi zorunlu kılındığını, elektrik kesintisi davacının kendi başvurusundan kaynaklanmış olup, davacı açık kötü niyetle hareket ettiğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde; ... A.Ş. (...) nezdinde yaptığı başvuruda trafodaki elektrik aboneliğinin kendi adına devrini talep ettiğini beyan ettiğini, ancak davacı, söz konusu başvuruyu yaparken; dava konusu taşınmazda müvekkilinin ve diğer kiracıların aktif şekilde faaliyet gösterdiğini, mevcut elektrik aboneliğinin halen müvekkili adına yürürlükte olduğunu ve müvekkilinin taşınmazı tahliye etmediğini bildiği hâlde, bu hususları bilerek ve isteyerek bildirmediğini, davacının bu tek taraflı, eksik ve yanıltıcı bilgilendirmeye dayalı başvurusu, dağıtım şirketinin mevzuat gereği rutin kontrol ve kesme prosedürünü başlatmasına sebebiyet verdiğini, elektrik kesintisi aşamasında işlem yapan dağıtım şirketi personelinin de, taşınmazdan müvekkilin tahliye edildiği bilgisi doğrultusunda hareket ettiklerini açıkça beyan ettiğini, davacının müvekkili adına mevcut elektrik aboneliğini haksız ve usulsüz beyanlarla iptal ettirdiğini, akabinde kendi adına elektrik aboneliği tesis ettirdiğini, bu idari işleme itiraz edilmiş; ancak ... A.Ş. tarafından verilen 19/12/2025 tarihli, ........ sayılı cevap ile itirazımız reddedildiğini, davacı şirketin, hukuki ve teknik zemini bulunmayan taleplerle dağıtım şirketini yönlendirdiğini, müvekkilinin iradesi ve fiili olmaksızın gelişen bir idari sürecin sonuçlarını müvekkiline yüklemeye çalıştığını, davacının uzun süredir müvekkili taşınmazdan tahliye etmek amacıyla sistematik biçimde hukuki ve idari süreçler başlatmakta olduğunu, müvekkilinin kira sözleşmesine dayalı kullanım hakkı bulunduğu ve fiilen kullandığı alanlar bakımından dahi yersiz ve dayanaksız başvurularla müvekkili yıpratmayı, ticari faaliyetlerini sekteye uğratmayı ve baskı altına almayı hedeflemekte olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, davalı ile birlikte üzme sayaçla yapılan elektrik kullanımının davalı tarafından kesintiye uğratıldığı iddiasına dayalı muarazanını giderilmesi istemine ilişkindir.Davacı davalı şirketle beraber elektrik kullanımının ortak saatle yapıldığını, bilahare paylaşıldığını, bireysel abonelik başvurusunda bulunmaları üzerine elektriğin davalı tarafından kesildiğini ileri sürmektedir.Davalı ise, kesintinin davacının abonelik başvurusu ve üzerine dava dışı elektrik şirketi tarafından yapıldığını, davacının bu başvuru sırasında diğere kullanıcıların bildirmemesi nedeniyle kendilerinin de mağdur olduğunu, tedbirin uygulanmasının fiilen mümkün olmadığını savunmaktadır.İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 389/1. Maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir. Somut olayda, davacının bireysel aboneliğe geçme konusunda başvuru yaptığının her iki tarafın da kabulünde olduğu, dava dilekçesi ve eklerinden kesintinin davalı şirket tarafından yapıldığı noktasında yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği, davacının abonelik başvurusu yapıp yapmadığı, süzme sayaçla kullanılan elektriğin dava dışı elektrik dağıtım ve perakende şirketi tarafından kesilip kesilmediğinin bu noktada belirsiz olduğu anlaşılmakla mahkemesince kararın infazının mümkün olup olmadığı değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-b-2 md gereğince ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak yeniden itiraz hakkında, itirazın kabulüyle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile karar HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile yeniden ara karar hakkında; 1-İtirazın kabulüyle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine , Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/03/2026