Başvuru, protesto eylemi esnasında polis tarafından yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğuna dair şikâyetin sonuçsuz kalmasının insan haysiyeti ile bağdaşmayacak muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, protesto eylemi esnasında polis tarafından yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğuna dair şikâyetin sonuçsuz kalmasının insan haysiyeti ile bağdaşmayacak muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 6/1/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. İkinci Bölümün 17/6/2016 tarihinde yaptığı toplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görülen başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuru tarihinde Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Batman milletvekilidir. Başvurucu, Yüksek Seçim Kurulunun 12 Haziran 2011 tarihli Dönem Milletvekili Genel Seçimi'ne ilişkin almış olduğu bazı kararlarını protesto etmek amacıyla 21 Nisan 2011 tarihinde BDP Batman İl Teşkilatının organize ettiği protesto yürüyüşüne katılmıştır. Polis Batman Belediyesi önünde başlayan gösteri yürüyüşü bilgisini haber alarak yürüyüş güzergâhında gerekli güvenlik önlemlerini almıştır. Güvenlik gerekçesiyle yürüyüşe izin vermeyen polis, kendisine taşlarla saldıran gruba gaz bombalarıyla müdahale etmiştir. Başvurucu, içinde bulunduğu topluluğa yönelik olarak polis tarafından gerçekleştirilen müdahalede orantısız güç kullanılması sonucunda yaralandığını ileri sürerek sorumlu polis amiri ve memurlarından şikâyetçi olmuştur. Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca ilgililer hakkında görevi kötüye kullanma suçundan soruşturma izni talep edilmiş, Batman Valilik Makamının 16/4/2012 tarihli ve 2418 sayılı görevlendirme emri ile alınan ön inceleme raporuna dayanılarak Batman İl İdare Kurulu tarafından 4/5/2012 tarihli kararıyla soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir. Anılan karara karşı yapılan itiraz, Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesinin (BİM) 5/10/2012 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Bu kararın başvurucunun vekiline tebliğ edilip edilmediği başvuru dosyasından anlaşılamamıştır. Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 9/1/2013 tarihli kararı ile BİM'in anılan kararı gerekçe gösterilerek kamu adına inceleme yapılmasına yer olmadığına itiraz yolu açık olmamak üzere karar verilmiştir. Kesin olarak verilen Cumhuriyet Başsavcılığı kararına karşı başvurucu 13/2/2013 tarihinde itirazda bulunmuştur. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 4/4/2013 tarihli kararı ile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen incelemeye yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Anılan ret kararı başvurucuya 10/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 6/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Soruşturma izni yetkisi;...b) İlde ve merkez ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında vali,....Yokluklarında ise vekilleri tarafından bizzat kullanılır. Yetkili mercilerin saptanmasında, memur veya kamu görevlisinin suç tarihindeki görevi esas alınır." 4483 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cumhuriyet başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikâyet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikâyette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler." 4483 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Yetkili merci, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikâyetçiye bildirir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikâyetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi, yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür. İtiraza, 3 üncü maddenin (e), (f), (g) (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerinde sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesi, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesi bakar. İtirazlar, öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır. Verilen kararlar kesindir." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi şöyledir:"(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir (Değişik ibare: 08/12/2010-6086 S.K./mad.) menfaat , sağlayan kamu görevlisi, (Değişik ibare: 08/12/2010-6086 S.K./mad.) altı aydan iki yıla kadar, hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir (Değişik ibare: 08/12/2010-6086 S.K./mad.) menfaat, sağlayan kamu görevlisi, (Değişik ibare: 08/12/2010-6086 S.K./mad.) üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."