Başvuru, icra mahkemesine yapılan şikâyette cevap dilekçesi ve duruşma gününün tebliğ edilmemesi, icra ve mahkeme dosyasının onaylı suretlerinin verilmemesi suretiyle dosyadaki bilgi ve belgelere ulaşılamaması nedeniyle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin, mahkemece delillerin eksik, hatalı değerlendirilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, derece mahkemesi ve Yargıtay kararlarında esasa etkili itirazların cevaplanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, karar düzeltme ta
Başvuru; icra mahkemesine yapılan şikâyette cevap dilekçesi ve duruşma gününün tebliğ edilmemesi, icra ve mahkeme dosyasının onaylı suretlerinin verilmemesi suretiyle dosyadaki bilgi ve belgelere ulaşılamaması nedeniyle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin, mahkemece delillerin eksik, hatalı değerlendirilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, derece mahkemesi ve Yargıtaykararlarında esasa etkili itirazların cevaplanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, karar düzeltme talebinin reddedilmesiyle birlikte para cezasına hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, başvurucu şirketin unvanı ve temsilcisinin mensubu olduğu dinin ve ırkın sembol isimlerinden olmasından dolayı yargı makamlarının ön yargılı hareket etmeleri nedeniyle tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, mahkemenin duruşma gününü kanunun belirlediği süreden sonraya bırakması, Yargıtay kararlarının kanunda belirlenen süreden sonra verilmesi ve yargılama sürecinin uzun sürmesi nedenleriyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 17/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 17/12/2015 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 21/1/2016 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 30/7/2012 tarihli sözleşme ile Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan taşınmazını İ.Y. isimli şahsa kiralamıştır. Kiracı İ.Y. 19/9/2012 tarihli ihtarname ile kira sözleşmesini feshetmiş ve kiralananı 19/10/2012 tarihinde başvurucuya teslim etmiştir. Kiracı İ.Y., Ankara İcra Müdürlüğünün E.2012/15035 sayılı dosyasında ödediği kira bedelinin on aylık tutarı, depozito bedeli ve elektrik güvence bedelinden oluşan toplam 911,68 TL alacak üzerinden 8/11/2012 tarihinde genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatmıştır. Ödeme emri 9/11/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu, ödeme emrinde gösterilen alacak kalemlerinin mevzuata ve kira şartlarına aykırı olduğunu belirterek 13/11/2012 tarihli dilekçesini icra dosyasına sunmuş; İcra Müdürlüğünce kanuni şartları taşıyan usulüne uygun bir itirazyapılmadığı gerekçesiyle takibe devam edilmiştir. Başvurucu 26/11/2012, 3/12/2012, 7/12/2012, 10/12/2012, 14/12/2012, 24/12/2012, 24/1/2013 tarihli yazılı ve sözlü başvurularının İcra Müdürlüğü tarafından tutanakla tespit edilmediğini; bu taleplerine cevap verilmediğini, dosyadaki borç miktarının tespit edilerek kendisine bildirilmediğini, takas taleplerinin kabul edilmediğini, dosyadaki belgelerin onaylı suretleri verilmediği gibi fotoğraf ve görüntülerinin çekilmesine de izin verilmediğini, bu şekilde dosyaya erişimi engellenerek itirazlarını sunma imkânının elinden alındığını belirterek yapılan uygulamalara engel olunması için gerekli tedbirlerin alınmasına, mevzuat gereği uygun isteklerin İcra Müdürlüğünce yerine getirilmesinin emredilmesine, ayrıca bu başvurunun suç duyurusu olarak kabul edilip mevzuat gereği görevi ihmal fiilini işleyen memurlar hakkında gerekli yasal takibin yapılmasına karar verilmesi talebiyle Ankara İcra Hukuk Mahkemesinin E.2013/73 sayılı dosyasında şikâyet yoluna başvurmuştur. Mahkeme 30/1/2013 tarihli tensiple 7/3/2013 tarihinde duruşma yapılmasına karar vermiş ve başvurucunun şikâyet dilekçesinde bildirdiği adresine duruşma gün ve saatini bildirir davetiye çıkarmıştır. Başvurucuya çıkarılan tebligat, aynı adreste oturduğunu belirten K. isimli şahsın beyanı ve mahalle muhtarının imzalı beyanı ile muhatabın adresten taşındığı belirtilerek tebliğ edilmeden Mahkemeye iade edilmiştir. Mahkeme 7/3/2013 tarihli duruşmada davetiye gönderilen adresin şikâyet dilekçesinde bildirilen adres olduğunu belirterek yeniden tebligat çıkarılmasına yer olmadığına karar vermiş, dosyayı esas yönden değerlendirmiştir. Mahkeme 7/3/2013 tarihli ve E.2013/73, K.2013/223 sayılı kararla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...İcra dosyasında; 8/11/2012 tarihinde icra takibi yapıldığı, 7 örnek ödeme emrinin 9/11/2012 tarihinde tebliğ edildiği, bu dosyada borçlu olan davacı tarafın 13/11/2012 , 3/12/2012, 10/12/2012, 7/12/2012, 24/12/2012, 24/1/2013 Tarihli dilekçeler verdiği, icra dosyasının fotokopisinin istendiği, icra müdürlüğünün masrafın karşılanması durumunda fotokopi verileceğini belirlediği, herhangi bir masraf verilmediği bu sebeple talebin gerçekleştirilmediği, davacı tarafın takas talebinin kabule şayan olmadığı, takas edilebilecek duruma gelmiş alacak gözükmediği tüm dosya kapsamından anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar vermek yönünde vicdani kanaat hasıl olmuştur." Mahkemenin gerekçeli kararı, başvurucunun şikâyet dilekçesinde belirttiği adrese gönderilmiş; ancak, evrak 25/3/2013 tarihinde tebliğ edilemeden Mahkemeye iade edilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/7/2013 tarihli ve E.2013/16853, K.2013/24948 sayılı ilamıyla onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 24/10/2013 tarihli ve E.2013/26556, K.2013/33312 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Ret kararı, 18/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu tarafından 17/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun maddesi şöyledir: "Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir." 2004 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:"İcra mahkemesine arzedilen hususlar ivedi işlerden sayılır ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanır. Şu kadar ki, talep ve cevaplar dilekçe ile olabileceği gibi tetkik merciine ifade zaptettirmek suretiyle de olur.Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir. Duruşma yapılmayan işlerde icra mahkemesi, işin kendisine geldiği tarihten itibaren en geç on gün içinde kararını verir. Duruşmalar, ancak zorunluluk Halinde ve otuz günü geçmemek üzere ertelenebilir." 2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun'un maddesiyle 2004 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre yürürlükte bulunan 2004 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Tetkikat, temyiz edilen karara hasredilir ve on beş gün içinde karara bağlanır" 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir: "Dava açılması ve davaya cevap verilmesi dilekçe ile olur.Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler." 6100 sayılı Kanun'un maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:"Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkrada belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de duruşma günü belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir." 6100 sayılı Kanun'un maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:"Duruşma günü kararı verilemeyen işlerin en geç bir ay içinde karara bağlanması zorunludur."