T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 08/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/04/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ...- ... VEKİLİ : Av. ...- ... DAVALI : ... -... ... VEKİLİ : Av. ...- ... DAVANIN KONUSU : İtirazın…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 08/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/04/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ...- ... VEKİLİ : Av. ...- ... DAVALI : ... -... ... VEKİLİ : Av. ...- ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 08/01/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin çeşitli adresler de bulunan müşterilerine firması bünyesinde bulunan elektronik ürünlerin toptan satışını gerçekleştirdiğini, davalı borçlu, müvekkilinin çalışanı ... ile iletişime geçerek müvekkilinden; “Samsung Galaxy A32 1286B 6GB Mavi (6 adet), Samsung Galaxy A32 128GB Siyah (7 adet), Samsung Galaxy A13 64 GB 4 GB Siyah (2 adet), Samsung Galaxy A13 64 GB 4 GB Beyaz (2 adet), Samsung Galaxy A13 64GB 4 GB mavi (11 adet), Xiaomi Redimi 10 2022 128GB 4GB Gri (3 adet) ve Xiaomi Redmi 10 2022 128GB 4GB Beyaz (2 adet)” markalı ürünleri satın almak istediğini belirttiğini, satın alınmak istenen ürünlerin o zamanki fiyatları toplamının 211.585,00 TL değerinde olduğunu, davalı bu miktarı müvekkiline 15/04/2023 tarihinde ödeyeceğini taahhüt ettiğini, öneriyi icazet eden müvekkilinin, sipariş edilen ürünleri 31/03/2023 tarihinde ... kargo aracılığıyla ... gönderi koduyla ... İletişim'e teslim etmek üzere kargolamış olduğunu, ürünler 01/04/2023 tarihinde bizzat ... belge numaralı gönderi ile ... İletişim'e teslim edildiğini, bu ürünler için müvekkili tarafından 31/03/2023 tarihli .... no.lu fatura ile 31/03/2023 tarihli TEE ... no.lu fatura düzenlenmiş olduğunu, bahsi geçen faturalar müvekkilinin ve davalı borçlunun ticari defter kayıtlarında yer almakta olduğunu, süresi içinde herhangi bir itirazı kayıt bulunmadığını faturaların TTK m.21 hükmü uyarınca kesinleşmiş olduğunu, bu durumun ticari defter kayıtları incelenmesi neticesinde ortaya çıkacağını, davalı borçlu ...'nün, 15/04/2023 tarihinde ödemeyi taahhüt ettiği 211.585,00 TL'yi vadesi gelmesine rağmen ödemediğini, müvekkilinin alacağını tahsil amacıyla icra takibi başlatılmış olduğunu, ancak icra takibi davalı borçlunun 17/05/2023 tarihli itiraz dilekçesi ile durdurulmuş olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile itirazın iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava kapsamında davacı ... Bilişim Teknolojileri San. Tic. Ltd. Şti tarafından sunulmuş olan yegane dayanak ... ve ... fatura no'lu E-arşiv faturalar ve cari hesap dökümleri olduğunu, bu faturalar ve cari hesap dökümleri; tek taraflı düzenlenmiş ve imza ve tebliğden yoksun olarak var olan soyut belgeler olduğunu, ilgili faturalar kapsamında talepte bulunan şirket ile müvekkil arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmamakta olup bu faturalarda yer alan ürünler müvekkiller tarafından hiçbir şekilde sipariş edilmemiş ve teslim de alınmamış olduğunu, talepte bulunan şirket ile müvekkil arasında bu hususa ilişkin bir anlaşma bulunmadığını, bu faturalara ilişkin müvekkile herhangi bir bildirim-tebliğ mevcut olmamasına ve bu sebeple müvekkil ilgili faturadan bihaber olmasına rağmen, şirket yetkililerince müvekkili aranarak ödeme yapmasının talep edildiğini, şirket yetkililerinin bu talebi ile birlikte faturalardan sözlü olarak haberdar olan müvekkilin .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 02/05/2023 tarihinde süresi içerisinde bu faturalara itiraz ettiğini, halihazırda müvekkilleri tarafından bu faturalara ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... Soruşturma no'lu dosyası kapsamında VUK 359. Maddesi kapsamında naylon/sahte fatura suç duyusunda da bulunulduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde beyan ettiği üzere; ...isimli şahıs davacı şirketin belirtilen dönemde bölge satış sorumlusu olduğunu, ilgili şahsın adı, haricen aldıkları duyumlara göre davacı şirket çalışanı olduğu dönemde birtakım suçlara karışmış olup şuan firari olduğunu, kendisi hakkında ... CBS ... Soruşturma no'lu dosyası kapsamında dolandırıcılık suçuna ilişkin soruşturma devam etmekte olup hakkında yakalama kararı çıkarıldığını, müvekkilin haricen edindiği duyumlar; ...'ın faaliyetleri sonrasında davacı şirketin zarara uğradığı ve bu sebeple zararını "bir şekilde" karşılamak istediği yönünde olduğunu, müvekkilin davanın kendisine yönetilmesinin sebeplerinden birinin bu olduğunu düşündüğünü, davacı şirketin gönderdiğini iddia ettiği ve 5 desilik en ufak boy kutudan ibaret olduğu tutanağa yazılan içeriği dahi belirli olmayan bu kargoya ilişkin olarak davacı, müvekkil aleyhine dayanaksız fatura düzenleyerek icrai ve dava yoluyla tahsil etmeye çalışmakta olduğunu, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, takibin haksız ve kötü niyetli olması sebebi ile davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ile bilirkişi raporları birlikte değerlendirilmek suretiyle, davacının davalıya ürünleri satıp teslim ettiğini ispat edemediği, yemine dayanmaktan da vazgeçtiği gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE," dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Yerel mahkeme kararının ve bu karara dayanak edilen gerekçenin usul ve yasalara aykırı olduğunu, usulüne uygun tutulmayan davalı ticari defter ve kayıtlarının hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... Kargo firması tarafından gönderilen cevabi yazıda davacı şirket tarafından davalıya 31/03/2023 tarihinde telefon gönderildiği ve 01/04/2023 tarihinde davalıya teslim edildiğinin bildirildiğini, buna rağmen yerel mahkemece ıslak imzalı teslim/tesellüm belgesi aranmasının hukuki hiçbir dayanağı bulunmadığını, yine ... Kargo firmasindan gelen cevabi fatura konusu telefonların teslim kodu gönderilerek davalı tarafa teslim edildiği bildirilmesine rağmen mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığını, müvekkilce tutulan ticari defter ve kayıtlar müvekkil lehine delil oluşturmakta olup davalı tarafın düzeltme beyannamesi vermek suretiyle ticari defter ve kayıtlarında değişiklik yapmış olması sebebiyle davalı ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalı taraf, fatura bedellerinin tahsili istendiğinde ticari defter ve kayıtlarına işlenen dava konusu iki faturanın ticari defter ve kayıtlarından silinmesi amacıyla ilgili maliyeye düzeltme beyannamesi verdiğini, usulüne uygun olarak tutulan davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtların hükme esas alınmaması, dava konusu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesine rağmen fatura konusu telefonların teslim edildiğinin ispat edilemediğinin değerlendirimesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece yapılan araştırmada ve bilirkişice yapılan tespitlerde, davalı yanın sisteminde görülen BA formlarında belirtilen hadlerin aynı tutar ve belge sayısı, davacı yanın BS formlarında da görüldüğünü, BA-BS formları dikkate alınmaksızın fatura konusu telefonların teslim edildiğinin ispat edilemediği değerlendirmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/04/2025 tarihli ...Esas ve ...Karar sayılı ilamının kaldırılarak haklı davalarının kabulüne, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Cevap dilekçesini tekrarla, davacı tarafından sunulmuş olan yegane dayanağın e-arşiv faturalar ve cari hesap dökümleri olduğunu, bu faturalar ve cari hesap dökümlerinin tek taraflı düzenlenmiş ve imza ve tebliğden yoksun soyut belgeler olduğunu, herhangi bir belge, kanıt, sözleşme, kesin delil olmaksızın, içeriği ve teslim alanı dahi belirli olmayan 5 desilik en küçük boyutta 1 adet kutuyu içeren kargo bilgisi ile müvekkil aleyhine düzenlenen yüzbinlerce Türk Lirası bedelli dayanaksız faturalar ile müvekkil aleyhine borç isnadında bulunulmasının Yargıtay içtihatlarına ve kanunun amir hükümlerine alenen aykırı olduğunu, davacı taraf, istinaf dilekçesinde ısrarla BA formlarına ilişkin bir beyanda bulunmuşsa da; ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında da belirtildiği üzere; "BA formunun vergisel yükümlülüğe ilişkin olduğu, ticari defter kapsamında bulunmadığı, BA formundaki miktarın dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olduğunun da net olmadığı, ticari defterlerin kesin delil niteliğinde bulunmasına rağmen BA formunun takdiri delil olarak kabul edilebileceği" bilinmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte düzeltme beyannamesi verilmiş olması da herhangi bir delil anlamı ifade etmediğini, ek olarak davacı yanın dava dilekçesinin hukuki deliller kısmında da de BA/BS formlarına ilişkin bir dayanak yer almadığını, bu noktada BA/BS formalarına ilişkin bir inceleme dahi yapılmasının hukuka uygun olmadığını, davacının davasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, bu nedenlerle haksız istinaf kanun yolu başvurusunun reddine ve yargılama giderlerinin başvuran davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, faturadan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinde vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dosyanın incelenmesinde, davacı tarafın davalı adına, takip ve davaya konu 31.03.2023 tarihli ... sıra nolu 182.585,00.-TL. Bedelli ve 31.03.2023 tarihli ... sıra nolu 29.500,00.-TL. bedelli 2 adet faturayı düzenleyerek davalı aleyhine icra takibine giriştiği, davacının davalıya telefon sattığını ve bu telefonları kargo aracılığı ile davalıya gönderdiğini iddia ettiği; davalının ise akdi ilişkiyi inkar ettiği ve davanın reddini talep ettiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında tarafların tacir olduğu anlaşılmakla; mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış; davalı defterlerinin incelenmesi neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporunda; dava ve takip konusu faturaların davalı ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olmadığı; fakat dosya kapsamında vergi kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davalıya ait BA formlarında iş bu faturaların mal alış faturası olarak kayıtlı olduğu; yine davalının bu faturalar .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 02.05.2023 tarihinde itiraz ettiğinin görüş ve mütalaa olunduğu; davacı defterlerinin incelenmesi neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporunda ise; taraflar arasında 2021 ve 2022 yıllarında ticari ilişki bulunduğu, 2021 ve 2022 yıllarında davacı tarafından davalı adına faturalar tanzim edildiği ve tanzim edilen fatura bedellerinin davalı tarafça ödenerek ilgili yıla ait hesabın sıfırlandığı, davacı tarafından davalı adına 2023 yılında ise takibe konu edilmeyen 16/03/2023 tarihli bir fatura ile takibe konu edilen 31/03/2023 tarihli 2 adet faturanın tanzim edildiği; davalı tarafından yapılan ödemeler ile, 16/03/2023 tarihli fatura bedeli tahsil edilmiş ise de 31/03/2023 tarihli faturaların davalıdan tahsil edilmediği; davacı defter kayıtlarına göre davacının davalıdan icra takip tarihi itibari ile 31/03/2023 tarihli iki fatura bedeli toplamı olan 211.585,00 TL tutarında alacaklı olduğu; davacının davalı adına düzenlediği faturaların e-arşiv fatura olup; alıcı firmaların e arşiv faturalarını elektronik ortamda almak istediklerini herhangi bir iletişim aracıyla dahi olsa talep etmeleri durumunda satıcının düzenlediği e arşiv faturalarını elektronik ortamda iletilmesinin yeterli olduğu, taraflar arasında 2021 – 2022 yılında ki ticari alışveriş nedeniyle davacı tarafından davalı yana düzenlenen e-arşiv faturalar dikkate alındığında, davalıya ait elektronik posta adresin taraflarca düzenlenen faturaların iletildiği ve kabul edildiği adres olarak belirlendiği; bu durumda: davalı tarafından ....Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 02.05.2023 tarihinde itiraz edilen icra takibine konu faturalara TTK. 21. Maddesi kapsamında yasal 8 günlük süre geçtikten sonra itiraz edildiği; malların teslimi hususunda takdirin mahkemeye ait olduğunun görüş ve mütalaa olunduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın davalı hakkında .... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde dolandırıcılık ve hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçlarından yaptığı suç duyurusu neticesinde açılan ... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekinin davacı şirket, şüphelinin ise davalı olduğu, yapılar ceza soruşturması sonucunda taraflar arasında sebepsiz zenginleşme ve taşınır satış sözleşmesinden kaynaklanan hukuki bir uyuşmazlık olduğu, dolandırıcılık suçunun kanuni unsurları itibariyle oluşmadığı, zira olayda hileli bir davranış bulunmadığı, sözleşme ilişkisinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıkların çözüm yerinin adli yargı içinde faaliyet gösteren Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesi ile şüpheli hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, kararın 11/01/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Dosya kapsamında alınan raporlara göre davacı tarafından tanzim edilen 2 adet e-arşiv faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, fakat davacının defterlerinde kayıtlı olduğu görülmektedir. Davalı taraf, taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkar etmekte, icra takibine konu faturaların kendisine tebliğ edilmediğini, faturalardan davacının kendisine telefonla ulaşarak ödeme yapmasını talep ettiğinde haberdar olduğunu belirtmekte ve faturalara konu cihazların kendisine kesinlikle teslim edilmediğini savunmaktadır. Bu noktada öncelikle davacının akdi ilişkiyi ispatlaması gerekmektedir. İcra takibi ve davaya konu 31/03/2023 tarihli faturaların e-arşiv fatura olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere dijital faturalar, e-arşiv fatura ve e-fatura olarak ikiye ayrılmaktadır. E-fatura, elektronik fatura mükelleflerine düzenlenen dijital faturadır. E-fatura elektronik ortamda oluşturularak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından alıcıya elektronik ortamda gönderilip muhafaza edilmektedir. E-arşiv fatura ise, e-fatura mükellefi olmayan kişi ve kuruluşlara düzenlenen dijital faturadır. E-fatura, Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi içinde saklanmakta, e-arşiv fatura ise işletmenin kendi sisteminde veya özel entegratörde saklanmaktadır. 19/10/2019 tarihli ve 30923 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’ninde Arşiv Fatura Uygulaması : Bu Tebliğde yer alan şartlara uygun şekilde ve Başkanlık tarafından belirlenen standartlara uygun olarak e-Arşiv Faturanın elektronik ortamda oluşturulması, elektronik ortamda muhafazası, ibrazı ve raporlamasını kapsayan uygulamayı, Elektronik Arşiv Fatura (e-Arşiv Fatura): Bu Tebliğde yer alan şartlara uygun şekilde elektronik ortamda oluşturulan ve e-fatura dışında kalan elektronik faturaları şeklinde tarif edilmiş devamında tebliğ kapsamında Başkanlıktan e-Arşiv Fatura uygulamasına dahil olma izni alan mükellefler, e-fatura uygulamasına kayıtlı olmayan kullanıcılara (vergi mükellefleri veya vergi mükellefi olmayanlar) düzenleyecekleri faturaları da elektronik ortamda e-Arşiv Fatura olarak oluşturur, alıcının talebine göre e-Arşiv Faturayı kağıt veya elektronik ortamda iletir ve düzenleyene ait nüshayı ise elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edecekleri Elektronik ortamda oluşturulan faturanın, alıcısına kâğıt olarak gönderilen veya elektronik ortamda iletilen şekli belgenin aslı, düzenleyen tarafından muhafaza edilen elektronik hali ise ikinci nüsha hükmünde olacağı, bu Tebliğde düzenlenen e-Arşiv Fatura belgesinin, yeni bir belge türü olmayıp, kağıt ortamdaki“Fatura” belgesi ile aynı hukuki niteliklere sahip olacağı, e-Arşiv Fatura uygulamasına kayıtlı mükelleflerin, bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde, eFatura uygulamasına kayıtlı mükelleflere gerçekleştirmiş olduğu mal satışları ile hizmet ifalarında faturayı e-Fatura olarak, e-Fatura uygulamasına kayıtlı olmayan vergi mükellefleri ile vergi mükellefi olmayanlara gerçekleştirmiş olduğu mal satışları ile hizmet ifalarında ise faturayı e-Arşiv Fatura olarak düzenlemeleri zorunlu olduğu düzenlenmiştir. 526 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Tebliğiyle 509 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine "V.10. e-Belgelere İlişkin İptal/İtiraz, İhbar ve İhtarların Bildirilmesi" başlıklı bölüm eklenmiş olup, söz konusu bölüm uyarınca, 509 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ kapsamında düzenlenen e-Belgelere ilişkin olarak 6102 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak KEP sistemi ile yapılan ihbar veya ihtarlar ile e-Belge iptal işlemlerinin 01/05/2021 tarihinden itibaren, ebelge.gib.gov.tr adresinde yayımlanacak kılavuzda belirtilen usul, esas ve süreler içinde, elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığı bilgi işlem sistemine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Öte yandan; YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK md. 21/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki (6102 Sayılı TTK m. 21/2-3) karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, davalı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK m. 222. maddesi (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur.( Yargıtay 3. ...2014/2171 Esas, 2014/7539 Karar sayılı ilamı) Dosya kapsamında, davalının e fatura sistemine kayıtlı olduğuna dair delil bulunmadığı, takip ve davaya konu faturaların e-arşiv fatura olarak düzenlendiği; fatura tarihleri 31/03/2023 olmakla birlikte davacı ticari defterlerinin incelenmesinde taraflar arasında 2021 ve 2022 yıllarında da ticari ilişki bulunduğu; 11/09/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı tarafından icra takibine konu edilen 2 adet e-arşiv faturanın özel entegratör (Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından belirlenmiş koşulları karşılayarak kazandıkları yetki ile mükellef adına e-Fatura, e- Defter, e-Arşiv Fatura, e-Bilet gibi elektronik kayıtları oluşturabilen aracı kurum) programı ile davalıya ait "[email protected]" adresine davalı yana 31.03.2023 tarihinde gönderildiğinin program üzerinden tespit edildiğinin görüş ve mütalaa olunduğu gibi, taraflar arasında önceki yıllara ait ticari ilişkiye ilişkin itiraz edilmeyen ve davalı tarafından bedeli ödenen faturaların da e-arşiv faturası olarak düzenlendiği ve elektronik ortamda tebliğ edildiği;bu nedenle davalı tarafından, e-arşiv faturaların kendisine kağıt ortamında hazırlanarak fiziken tebliğ edilmediği yönündeki savunmanın dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı; nitekim davalının da davacıya faturaya itiraz mahiyetinde çektiği ihtarnamede faturaların davalı tarafından e-arşiv portal sisteminde 27/04/2023 tarihinde görüldüğünün beyan edildiği anlaşılmakla faturaların davalıya 31/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği kanaatine varılmış; davalının ise bu faturalara 02/05/2023 tarihli noter ihtarı ile itiraz ettiği anlaşılmakla, davalının faturalara itirazının süresinde olmadığı da görülmüştür. Fakat yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz; ancak sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. Fatura münderecatının kesinleşmesinden anlaşılması gereken husus budur. Yine fatura münderecatının kesinleşmesi de malın teslim edildiği veya hizmetin verildiğini ispat etmez. Malın teslim edildiği veya hizmetin verildiğini, malı satan veya hizmeti veren ispat etmelidir. Somut olayda, faturalar davalıya tebliğ edilmiş ve davalı her ne kadar faturalara süresinde itiraz etmemiş ise de; davalının söz konusu faturaları ticari defterlerine kaydetmediği; BA formları ile sözkonusu faturalara dair davacıdan alım yapıldığı hususunun Vergi Dairesine davalı tarafça bildirildiği hususu davacı tarafça iddia edilmiş ise de; 25.01.2021 tarihinde 31375 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:396)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 523) ile 01.07.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, e-Belge (e-Fatura ve e-Arşiv Fatura) olarak düzenlenen belgelerin, Form BA ve Form BS bildirimlerine dâhil edilmeyeceği, bir kişi veya kurumdan yapılan mal ve/veya hizmet alış tutarları ile bir kişi veya kuruma yapılan mal ve/veya hizmet satış tutarlarına ilişkin 5.000 TL tutarındaki haddin belirlenmesinde, elektronik olarak ve kâğıt ortamında düzenlenen tüm belgelerin birlikte değerlendirileceği; söz konusu haddin aşılması halinde sadece kâğıt ortamında düzenlenen belgelerin bildirimlere dahil edileceği; yani 396 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde 543 sıra numaralı tebliğ ile yapılan değişiklikle 1.1.8.maddesine göre elektronik ortamda verilen belgeler yönünden BA bildiriminin ayrıca yapılmasına dair uygulamanın kaldırıldığı, kağıt ortamındaki belgeler yönünden BA bildiriminin ayrıca yapılması uygulamasına devam edildiği, tüm belgelerin elektronik olması halinde aynı tebliğin 3.2.4.maddesi gereği BA bildiriminin boş olarak verileceğinin düzenlendiği; somut olayda, faturaların e-arşiv fatura olup 2021/07 dönemi sonrasını içerdiği; davalı yanın sisteminde görülen BA formlarında belirtilen hadlerin aynı tutar ve belge sayısı davacı yanın BS formlarında da görülmekte ise de oluşturulan ve kontrol edilen tutarların oluşturulan elektronik belgelerin vergi dairelerinin sistemine düşen tutarları göstermekte olup davalı yanın beyanını içermediği; bu durumda adına e-fatura veya e-arşiv fatura düzenlenen kişi ve kurumların adına oluşturulan BA formlarındaki tutarların 2021/7 döneminden itibaren sistem tarafından otomatik olarak oluşturulmakta olup, tarafların alım yaptıklarına ilişkin kendi beyanlarını içermediği ve davalıdan sadır olmadığından davalının aleyhine delil olmayacağı; bu nedenle söz konusu faturalara ilişkin davacının akdi ilişkiyi ve sonrasında da teslim hususunu ispat edemediği kanaatine varılarak; mahkemece davanın reddinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/04/2025 tarih,.... Esas ...Karar sayılı kararına karşı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL eksik harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.08/01/2026 ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.