T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1024 - 2025/1314 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1024 KARAR NO : 2025/1314 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/11/2023 NUMARASI : 2022/726 Esas - 2023/790 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 23/10/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 21/11/2025 Mahalli mahkemesince veril…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1024 - 2025/1314 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1024 KARAR NO : 2025/1314 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/11/2023 NUMARASI : 2022/726 Esas - 2023/790 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 23/10/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 21/11/2025 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde, 11/08/2021 tarihinde davacı sigorta şirketi tarafından ZMM sigorta poliçesi ile sigortalanan davalıya ait aracın seyir halinde olduğu sırada park halinde bulunan ... plaka sayılı araçlara çarpmasıyla meydana gelen kazada araçlarda maddi hasar meydana geldiğini, kazanın ardından emniyet ekiplerince tutulan alkol raporuna göre sigortalı aracın dava dışı sürücüsü ...'nun kanındaki alkol miktarının 2.54 promil olduğunun belirlendiğini, davacı şirket tarafından zarar gören üçüncü kişilere çeşitli tarihlerde toplamda 87.669,62 TL hasar tazminatı ödendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile üçüncü kişilere ödenen 87.669,62-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın kabulüne,araç hasar tazminatı olan 87.669,62 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde, hükmedilen tazminata ödeme tarihlerinden itibaren avans faizinin uygulanması gerektiğini gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davaya konu olayda davalının işleten sıfatı bulunmadığını bu nedenle husumet yöneltilemeyeceğini, sorumluluğun tamamen sürücü ile kiracıda olduğunu, sürücünün alkollü olmasının tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmeyeceğini, kazanın sadece alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediğinin araştırılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan taraf vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, davacı tarafından ZMMS kapsamında sigortalanan aracın, karıştığı kaza nedeniyle zarar görene yapılan ödemenin KTK'nın 95/2 maddesi ve ZMMS Genel Şartları B.4 maddesi (sürücünün alkollü araç kullanması) gereğince sözleşmeye dayalı olarak rücuen akidinden (sigortalıdan) tahsili istemine ilişkindir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”, 85/son maddesinde ise; “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş ve kanun koyucu 91/1. maddede işletenlerin, bu Kanun’un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır. Anılan maddede düzenlenen ve uygulamada “trafik sigortası” olarak da adlandırılan zorunlu mali mesuliyet sigortası, karayollarında motorlu araç işletenin üçüncü kişilere verdiği bedensel zararlar ve eşya zararlarından dolayı onun mali ve hukuki sorumluluğunu üçüncü kişilere karşı güvence altına alan, bir yandan sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan dolayı sigorta ettirenin mal varlığındaki azalmayı önlemeyi, diğer yandan da sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini amaçlayan, hem sigorta ettiren hem de onun eylemiyle zarar gören kişilerin menfaatlerini dengeleyen kendine özgü bir sigorta türüdür (Rauf Karasu: Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Ankara 2016, s. 22). 2918 sayılı Kanun’un 95. maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır. Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Işıl Ulaş: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010 ). Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95/2. maddesine dayalı olarak görülen rücu davası (menfi tespit) yönünden hüküm ifade etmez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2023 tarih ve 2022/4-1129 Esas, 2023/1234 Karar sayılı ilamı). Sigorta Genel Şartları'nda sigortanın, sigortalıya rücu hakkı, "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili maddede; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: ...c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar..." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde Sigorta Şirketi yapılan zarar ödemesini rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Talebin dayanağı 2918 sayılı Kanun’un 95/2 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4-c maddesi olup ileri sürülen bu sübjektif hakkın muhatabı, “sigorta ettiren” yani davalı olduğundan davalının taraf sıfatının bulunduğu açıktır. Davalının aracı üçüncü kişiye uzun süreli kiraya vermesi nedeniyle işleten sıfatını haiz olmaması söz konusu madde anlamında husumeti ortadan kaldırmaz. Bu çerçevede, 01/06/2015 tarihinden önceki sigorta genel şartlarından kazanın münhasıran alkol etkisi ile meydana gelmiş olması aranırken, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren sigorta genel şartlarında kazanın, aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelmesinin rücu için yeterli olması, ileri sürülen rücu hakkının muhatabının sigorta sözleşmesinin tarafı olan "sigorta ettiren" olması nedeni ile davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Bununla birlikte, somut olayda kaza sonucu 3.kişilere ait birden fazla aracın hasar gördüğü, rücu hakkı bulunan davacının, yapmış olduğu ödemeleri, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile talep edebileceği ve dosya kapsamında açıklama içermeyen birden fazla ödeme dekontunun bulunduğu gözetildiğinde, mahkemece davacı vekilinden zarar görenlere yapılan her bir ödemenin açıklaması, tarihleri ve buna ilişkin ödeme belgelerinin eksiksiz olarak dosyaya sunulması için mehil verilmesi, neticeten her bir ödemeye ilişkin ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği nazara alınarak hüküm kurulması gerekirken bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde hükmedilen tazminata dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, mahkemece mahkemece davacı vekilinden zarar görenlere yapılan her bir ödemenin açıklaması, tarihleri ve buna ilişkin ödeme belgelerinin eksiksiz olarak dosyaya sunulması için mehil verilmesi, neticeten her bir ödemeye ilişkin ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği nazara alınarak hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-a-6.maddesi uyarınca KABULÜ İLE; Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 08/11/2023 tarihli, 2022/726 Esas - 2023/790 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, kararın kaldırılma sebebine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, dava dosyasının yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, II-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, III-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde yatırana iadesine, IV-İİK'nın 36.maddesi gereğince, Beykoz İcra Dairesinin 2023/10664 Esas sayılı dosyasına yatırılan 167.956,81 TL nakit teminatın yatıran tarafa iadesine, V-HMK.359/4.maddesi uyarınca Dairemiz kararının mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.