Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının arasında yaklaşık 20 yıllık bir dostluk olduğunu, müvekkili ile davalının tesadüfen bir araya geldiklerinde, yaptıkları konuşmada davalının emekli olduğunu ve bir iş yapmak istediğini müvekkiline söylemesi üzerine müvekkilinin de kendisine bir arkadaşının hissedarı olduğu ... A.Ş'ndeki %5 hissesini aracılık ederek müvekkiline satabileceğini söylediğini, davalının müvekkiline ricada bulunarak bu konu ile ilgilenmesini ve hisseyi a
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının arasında yaklaşık 20 yıllık bir dostluk olduğunu, müvekkili ile davalının tesadüfen bir araya geldiklerinde, yaptıkları konuşmada davalının emekli olduğunu ve bir iş yapmak istediğini müvekkiline söylemesi üzerine müvekkilinin de kendisine bir arkadaşının hissedarı olduğu ... A.Ş'ndeki %5 hissesini aracılık ederek müvekkiline satabileceğini söylediğini, davalının müvekkiline ricada bulunarak bu konu ile ilgilenmesini ve hisseyi alıp ortak olabileceğini ifade ettiğini, müvekkilinin de ...A.ş.'nin % 5 hissedarı olan ve hissesini satmak isteyen ... ile irtibata geçtiğini, ... hissesini 112.000,00,-TL'ye devir edeceğini belirtmesi üzerine, davalı ile müvekkilinin tekrar bir araya geldiğini, hisse sahibi ... 112.000,00,-TL'lik hissesini davalıya devredebileceğini söylediğini, bunun üzerine davalının peyderpey toplamda 95.000,00,-TL hisse devri bedeline mahsuben müvekkiline 95.000,00 -TL'yi verdiğini, müvekkilinin ise "Dünyanın bin hali var, ne olur ne olmaz" diyerek tamamen iyi niyet ve dostluk çerçevesi içerisinde 95.000,00.-TL'lik bir senet imza ederek teminat olarak davalıya verdiğini, daha sonra davalının, ... söz konusu şirketin %5'lik hissesini noter huzurunda satın aldığını, Ticaret Sicil Müdürlüğünde de kayıt ve tescilinin yapıldığını, bu şirketin hisse devri sonrasında davalının, müvekkilini dolandırıcılıkla suçladığını ve müvekkiline karşı yapmış olduğu savcılık şikayetine binaen açılan İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/230 E. Ve 2013/336 K. Sayılı dosyasındaki ifadesinde "Kendisini ailecek tanınm ama 20 yıldır kendisiyle görüşmüyorduk, ben de önce 60.000,00.-TL sonra da 30.000,00.-TL verdim. Daha sonra da eşimin bileziklerini bozdurarak 5.000,00 TL verdim. Sonrasında şirketi devraldık. Bu paraları şirketi devralmadan önce verdim. Parayı verdiğimde ne olur ne olmaz diye bir hafta sonra bize senet verdi, kendisine çok güvenmiştik." diyerek ikrarda bulunduğunu, bu beyanı ile bu senedin teminat olarak verildiğini kabul ettiğini, açılmış olan ceza davasında müvekkiline isnat edilen suçun, tacir ve şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı ve özel belgede sahtecilik olduğunu, müvekkilinin sonuçlanan davadan beraat ettiğini, müvekkilinin davalıya vermiş olduğu teminat senedini şirket hisse ve devir ve teslim işlemi yapıldıktan sonra defalarca şifahen tarafına teslim edilmesini istediğini, fakat bugüne kadar senedi iade etmediğini, bu davranışı ile müvekkilini tedirgin ettiğini belirterek davanın kabulü ile, davalının elinde bulunan senedin teminat senedi olduğunun tespitine, dava konusu senedin bedelsiz olduğuna,ilgili senede ilişkin borçlu olmadıklarına, dava sonunda dava konusu senedin bedelsiz olarak taraflarına iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmeslne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Tarafların uzun yıllardır tanışmakta olduğunu, sohbet ettikleri bir gün davacı tarafın durumunun çok sıkışık olduğunu, eğer borç para alabilirse en kısa sürede ödeyeceğini, hatta bu para karşılığında aynı bedelde bîr senet verebileceğini söylediğini ve müvekkilinden borç para istediğini, müvekkilinin de elinde belirli bir miktar para olduğunu, ancak bu paranın kendisini ve ailesinin güvencesi olduğunu, dolayısıyla eğer bu borç parayı verecekse de bunun karşılığında mutlaka bir senet alması gerektiğini belirterek davacıya sırasıyla 60.000,00.-TL, 30,000,00.-TL ve 5.000,00 TL borç para verdiğini, bunun karşılığında da davacıdan dava konusu 25.04.2007 düzenleme tarihli senedi aldığını, davacının aynı dönemde müvekkilinin emekli olduğu İçin başka işler yapması gerektiğini, kendisinin de ortak olduğu Klinik Sağlık Hizmetleri'ne ortak olmasının iyi olacağı zira bu şirketin ileride çok kazançlı işler yapacağı vb. beyanlarla müvekkilinin bahsi geçen şirkete ısrarla ortak yapmak istediğini, ancak müvekkilinin şirkete ortak olmak için birikmiş bir parası olmadığını söylemesi üzerine de şirketin ortaklarından ... hissesini zaten bedelsiz dahi olsa satmak ve ortaklıktan çıkmak istediğini, bunun çok güzel bir fırsat olduğunu ileri sürerek müvekkilini bîr şekilde kandırmayı başardığını, bunun üzerine müvekkilinin ... A.Ş deki hisselerini 2007 yılının haziran ayında bila bedeller devralmak suretiyle şirkete ortak olduğunu, ilerleyen günlerde davacının,müvekkilinden aldığı borcu ödemediğini,kendisini sürekli bugün ödeyeceğim yarın ödeyeceğim diyerek oyaladığını, bu bedelin kendisine hiçbir zaman ödenmeyeceğini anlayan müvekkilinin ise bu senedi dava dışı ... ciroladığı,... ise senedi yine dava dışı ... isimli şahsa ciroladığını, Lehtar ... ise senedin vadesinde ödenmemesi üzerine hem davacı hem de ciranta olan müvekkili ile Mahir Selçuk aleyhinde dava konusu senede istinaden Ankara .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlattığını, davacının 20.01.2012 tarihinde Ankara İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde bu takibe, yetkiye, borca, imzaya itiraz ettiğini, davacının buradaki amacının borcu ödememek için süre kazanmak olduğunu, bu nedenle adresi doğru olmasına rağmen yetkiye, imza kendisine ait olmasına rağmen imzaya dahi itiraz ettiğini, dosyanın, yapılan yetki itirazı üzerine İstanbul Anadolu İcra Dairelerine gönderildiğini, halen İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile açık olduğunu, davacının sırf bu dosyadan haciz vb. işlemlere muhatap kalmamak için Sayın Mahkeme'yi yanıltmak suretiyle tedbir kararı almaya çalıştığını, davacının bu husustan dava dilekçesinde hiç bahsetmediğini, hatta sanki ortada icra takibi yokmuş gibi Sayın Mahkemeyi yanılttığını, senedin icraya koyulmasının önüne geçilmesi için ihtiyati tedbir talebinde dahi bulunduğunu, davacının borca itiraz dilekçesinde imzaya da itiraz ederek söz konusu İmzanın kendisine ait olmadığını, senedin kendisinin tasarrufu dışında tanzim edildiğini beyan ettiğini, huzurdaki davada ise, senedi bizzat kendisinin düzenlediğini ikrar ettiğini, bu durumunda davacının kötü niyetinin bir göstergesi olduğunu, davacının iddialarının doğru olmasının mümkün olmadığını, bu durumun hayatın olağan akışına da tamamen aykırı olduğunu, eğer ortada bir hisse devir bedeli olsa idi, müvekkilinin bu parayı konuyla hiç ilgisi olmayan ...'ye değil hisseyi devreden ... ödemesi gerektiğini, aynca dava dilekçesinde hisse devir bedelinin 112.000,00.-TL yazıldığının, müvekkilinin sözde ödediği bedelin ise 95.000,00.-TL olduğunu, bu hususun doğru olmadığını, eğer doğru olmuş olsaydı, ... bakiye 17.000,00 TL'yi bugüne kadar müvekkilinden talep etmesi gerektiğini, ayrıca davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilinin dava şartlarından olan pasif husumet ehliyeti bulunmadığından, davanın reddinin gerektiğini belirterek davanın görevsizlik ve pasif husumet yokluğundan reddine, davacı aleyhine alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.