Başvuru, emeklilik başvurusunun karara bağlanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, emeklilik başvurusunun karara bağlanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, 2011 yılında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (Hâkimler ve Savcılar Kurulu/HSK) tarafından Yargıtay üyeliğine seçilmiştir. 1/7/2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanun'un maddesiyle 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'na eklenen geçici maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesiyle 6723 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte Yargıtay üyelerinin üyelikleri sona erdirilmiştir. Başvurucunun Yargıtay üyeliği 6723 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle 23/7/2016 tarihinde kendiliğinden sona ermiştir. Başvurucu emekli olma talebiyle 25/7/2016 tarihinde Yargıtay Başkanlığına başvurmuştur. Başvurucu 17/8/2016 tarihinde aynı taleple HSK'ya da müracaat etmiştir. HSK Genel Kurulu 24/8/2016 tarihinde başvurucunun meslekten çıkarılmasına karar vermiştir. Başvurucunun yeniden inceleme talebi HSK Genel Kurulunun 29/11/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. HSK Genel Sekreterliği 15/12/2016 tarihli yazıyla başvurucunun meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin kesinleşmesinden sonra ilişiğinin kesilmiş olması sebebiyle emeklilik talebiyle ilgili bir işlemin yapılmadığını, başvurucunun Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmesi gerektiğini Yargıtay Genel Sekreterliğine bildirmiştir. Anılan yazı, Yargıtay Birinci Başkanlığının 27/12/2016 tarihli yazısı ekinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 20/2/2017 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. İdare Mahkemesi 9/3/2017 tarihinde usulüne uygun olmadığını tespit ettiği dava dilekçesinin reddine karar vermiştir. Başvurucu 28/4/2017 tarihinde dava dilekçesini yenilemiştir. Yargıtay Başkanlığı ve HSK'ya husumet yöneltilerek açılan davada, HSK'nın 15/12/2016 tarihli yazısı ile Yargıtay Birinci Başkanlığının 27/12/2016 tarihli yazısının iptali istenmiştir. Başvurucu, emeklilik talebinin başvurunun yapıldığı tarihteki mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmemesi nedeniyle emeklilik hakkının ortadan kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. İdare Mahkemesi 27/11/2017 tarihinde davayı, kesin ve yürütmesi zorunlu bir idari işlem bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, 15/8/2016 tarihli ve 673 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasıyla 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun emeklilik taleplerinin incelenme süresi ile ilgili özel bir süre düzenlemesi yapıldığı ve söz konusu sürenin olağanüstü hâl döneminde işlemeyeceğinin hükme bağlandığı belirtilmiştir. Kararda, başvurucunun emeklilik talebi hakkında inceleme süresinin devam ettiği ve idari işlemin henüz oluşmadığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Başvurucu bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 7/11/2018 tarihinde istinaf istemini, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesini değiştirmek suretiyle esastan ve kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişiminden sonra emeklilik taleplerinde yaşanan yoğunluğa dikkat çekilerek bir aylık sürenin uygulanmamasının makul olduğu ifade edilmiştir. Kararda, 5510 sayılı Kanun'un geçici maddesine vurgu yapılarak başvurucunun 24/8/2016 tarihinde kamu görevinden çıkarılmış olması nedeniyle açıkta iken emeklilik talebinde bulunacak iştirakçi konumuna geldiği belirtilmiş; bu sebeple başvurucunun emeklilik talebinin davalı idare tarafından sonuçlandırılmamasında hukuka aykırılık bulunmadığı açıklanmıştır. Nihai karar 7/1/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.