Başvuru, hizmet tespiti davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, hizmet tespiti davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 18/2/2014 tarihinde yapılmıştır.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:Başvurucu, 1984-2007 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Konya, Seydişehir ve Selçuklu Halk Eğitim Merkezlerinde belirli aralıklarla ücretli usta öğretici olarak görev yapmıştır. Başvurucu 7/2/2008 tarihinde Konya İş Mahkemesine (Mahkeme) açtığı davada, Halk Eğitim Merkezlerinde görev yaptığı dönemde tam süreli çalıştığını, aylık 30 gün üzerinden sigorta primlerinin yatırılması gerektiği hâlde Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) eksik bildirimde bulunulduğunu, yine kursların sona erdiği dönemlerde yapılan sergilerde görevlendirildiğini ancak buna ilişkin herhangi bir ücret ödenmediği gibi primlerinin de SGK'ya bildirilmediğini belirterek sigorta primine esas hizmet sürelerinin tespitini talep etmiştir. Mahkeme 11/11/2010 tarihli kararında, yasalarda haftalık çalışma süresinin 45 saat olarak belirlendiğini, haftalık 30 saatin altında bir çalışma süresinin tespiti durumunda kısmi süreli iş sözleşmesinin kabul edileceğini, davacıya ait Seydişehir ve Selçuklu ilçeleri Halk Eğitim Merkezi Müdürlükleri tarafından işyeri kayıtları ve puantaj kayıtlarının getirtildiğini, yapılan bilirkişi incelemesi ile resmî kayıtlara göre haftalık 30 saati aşan sürelerde davacının tam süreli olarak çalıştığı kabul edilerek eksik bildirilen sürelerin hesaplandığını ayrıca ibraz edilen belgelere göre davacının sene sonlarında yapılan sergilerde ortalama 3 gün çalıştığını ve bu sürelerin Kuruma bildirilmediğini belirterek davacının, Konya Seydişehir Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğüne ait iş yerinde Kuruma bildirilen süreler dışında 1/11/1981-30/4/1986 ve 10/6/1986-30/6/1989 tarihleri arasında toplam 544 gün, Selçuklu Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğüne ait iş yerinde Kuruma bildirilen süreler dışında 21/10/1991-1/1/1992, 15/1/2004-22/6/2004, 15/1/2005-16/6/2005 ve 17/1/2007-22/6/2007 tarihleri arasında toplam 322 gün süreyle çalıştığının tespitine karar vermiştir. Davalı tarafın temyizi üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 21/3/2011 tarihli kararıyla bozulmuştur. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Bu konuda ortaya çıkan uyuşmazlık sonucu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen 17/9/2008 tarihli ve E.2008/10-555, K.2008/530 sayılı kararda da; “dinlenen tanıkların da aynı davacı gibi başka köylerde usta öğretici olarak çalışan kişiler olduğu, resmi belgeler ve davacının imzasını taşıyan belgelerle çelişkili tanık beyanlarınaitibaredilemeyeceğianlaşıldığından;tamgünesasıveaylıkkarşılığı olmayan çalışmaların, günlük çalışma saatine göre ve kısmi zamanlı çalışma olması nedeniyle bu çerçevede değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmek gerektiği” belirtilmiş olup, bu şekildeki bir çalışma ilişkisinde, tam süreli çalışmaya ilişkin hakların doğduğunu kabule olanak yok ise de; yasa ve sözleşmelerde belirtilen sınırlamalara aykırı, tam süreli hizmet sözleşmesinin unsurlarının gerçekleştiği bir çalışma durumunun, eylemli olarak oluştuğunun iddia edilip kanıtlanması olanak dahilinde bulunmaktadır. Ancak, bu yöndeki iddia, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin niteliği gözetilerek kanıtlanmalı; işverenin resmi Kurum niteliği, ücret ödemelerinin kayıtlara dayalı olma gerekleri dikkate alınarak, Kurum kayıtlarına yansıyan bilgilerin aksinin kanıtlanmasına yönelik kanıtların hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı, sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesine yönelik davanın özelliklerinin gerektirdiği duyarlılık uyarınca denetlenmelidir. Dava konusu bir kısım dönemlerde davacının, resmi belgelerde belirtilen ders saatlerinden sonra kursta kalmasının haklı bir gerekçesinin bulunduğu, tam süreli ve ayda 30 gün süreyle çalıştığı sonucuna varılırken, bilirkişinin kişisel kanaatine dayanılmış olup; anılan dayanak, davanın yukarıda sıralanan nitelikleri uyarınca iddianın kanıtlanması açısından gerekli olan araştırma ilkelerini karşılamaktan uzak olup; eksik araştırma ve yetersiz kanıtlardan hareketle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. ..." Bozma kararına uyan Mahkeme 11/9/2012 tarihli kararında; dava dilekçesi, davaya verilen cevap, davacının şahsi sicil dosyası, kurum kayıtları ve dosyaya sunulan bilirkişi raporu; Yargıtay bozma ilamına göre davacının 1990 yılından 2007 yılına kadar her yıl mayıs ayında SGK'ya bildirilen çalışmasının 3 gün daha fazla olduğunu, toplam 17 yıl boyunca 51 iş günü eksik bildirildiğini belirterek bu süre üzerinden hizmet tespitine karar vermiştir. Davalı tarafın temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 18/3/2013 tarihli kararında, davalı işverenin resmî kurum niteliği,ücret ödemelerinin kayıtlara dayalı olma gerekleri dikkate alındığında Kurum kayıtlarına yansıyan bilgilerin aksinin ispatlanamadığını belirterek hükmü bozmuştur. Bozma kararına uyan Mahkeme 25/6/2013 tarihli kararında Yargıtay bozma kararındaki gerekçeyi (bkz. § 14) tekrarlayarak davayı reddetmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 7/10/2013 tarihli kararıyla onanmıştır. Onama kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilâmına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,..." Onama kararı 23/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve başvurucu 18/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.