Başvuru, ceza davasında verilen kararın sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ceza davasında verilen kararın sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 3/2/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmamasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu ve arkadaşları ile başka bir grup arasında 30/3/2008 tarihinde çıkan kavgada Ö.K. bıçakla yaralanmıştır. 1982 doğumlu olan Ö.K., soruşturma evresindeki beyanında "...göğsüne kimin vurduğunu bilmediği bir bıçak yarası aldığını" belirtmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu ve diğer dört şüpheli hakkında Ö.K.ye karşı nitelikli yaralama suçunu işledikleri iddiasıyla aynı yer Asliye Ceza Mahkemesine (Mahkeme) hitaben iddianame düzenlemiştir. Aynı iddianamede başka suç ve şüphelilere de yer verilmiştir. Ö.K. duruşmadaki beyanında, soruşturma evresinde verdiği ifadesini tekrar ettiğini ve kimseden şikâyetçi olmadığını belirtmiştir. Mahkeme 14/2/2012 tarihli ve E.2009/305, K.2012/72 sayılı kararıyla başvurucu ve sanıkların atılı suçtan cezalandırılmasına karar vermiştir. Anılan karar, başvurucu ve diğer sanıklar tarafından temyiz edilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Neticeten yapılan yargılama, sanık savunmaları, alınan kati raporlar ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların sabit olan atılı suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay Ceza Dairesinin 18/11/2013 tarihli ve E.2013/2041, K.2013/40752 sayılı kararı ile diğer dört sanığın "atılı suçu kabul etmedikleri, Ö.K.nin kendisini kimin yaraladığını söylemediği nazara alındığında hangi sanığın ne şekilde eyleme iştirak ederek suçu işlediğini[n] delillerle ilişkilendir[ilmediği]" gerekçesiyle anılan hüküm bozulmuştur. Başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmü ise onanmıştır. Başvurucu, anılan karardan 14/1/2014 tarihinde haberdar olmuş ve 3/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Suçun kanunî tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur." Aynı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"(1)Kasten yaralama fiili, mağdurun;...d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,...Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hâllerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hâllerde beş yıldan az olamaz."