T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/817 KARAR NO: 2026/467 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 08/12/2022 NUMARASI: 2020/635 Esas - 2022/905 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 27/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/817 KARAR NO: 2026/467 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 08/12/2022 NUMARASI: 2020/635 Esas - 2022/905 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 27/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; 04/07/2017 günü davalı sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kaza yapması neticesinde müvekkillerinin çocuklarının vefat ettiğini, müvekkilleri için ayrı ayrı 30.000,00'er TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta şirketi dışında kalan davalıdan tahsilini, destekten yoksun kalınma sebebiyle 100,00'er TL olmak üzere 200,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte ...dışındaki tüm davalılardan müştereken tahsilini, 100,00 TL maddi tazminatın (Kasko poliçesi, ferdi koltuk kaza sigortası sebebiyle) davalılardan sadece ...Şirketi'nden tahsili talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacılar ... ve ...'un davalılar ...Sigorta A.Ş., ... ve ... hakkındaki destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminat davalarının hak düşürücü süre nedeniyle ayrı ayrı reddine, davacılar ... ve ...'un davalı ...A.Ş. hakkındaki maddi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine, davacılar ... ve ...'un davalılar ... ve ... hakkındaki manevi tazminat davalarının ayrı ayrı kabulü ile, davacı ... için 30.000,00 TL ve davacı ... için 30.000,00 TL miktarlarındaki manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/06/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin çocuklarını kaybettiğini ancak sigorta şirketinin ibra edildiği miktarın göz önüne alındığında fahiş olduğunu, alacakları destek tazminatının, ibra tutarlarının çok üzerinde olacağının kabulü gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının göz önüne alındığında maddi tazminat yönünden ibra edilmiş tutarların çok düşük kaldığını, Ferdi kaza Kasko sigortası sigortalanan ve 3. Şahısların zararına yönelik teminat sunmakta olduğunu, teminat dışı hallerin ancak sigortalanana etki edecek olup 3. Şahısları etkilemesi mümkün olmadığını, bu itibarla bilirkişi raporunda yapılan tespitleri kabul etmemiz mümkün olmayıp yerel mahkemece müvekkillerin gerçek zararı hesaplattırılarak sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlenmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacılar lehine takdir edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, dava konusu olayda hem davacılardan ...'un hem de müteveffanın müterafik kusurunun varlığından söz edilebildiğini, dosya kapsamında temin edilmiş bilirkişi raporunda dahi açıkça müteveffaya tali kusur atfedilmişken manevi tazminatının isteminin tam olarak kabul edilmesinin, işbu manevi tazminat isteminden indirim yapılmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, olayda dikkat edilmesi gerekilen ve manevi tazminat tutarında indirim yapılmasını gerektiren bir başka hususun ise hatır taşımacılığı olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda mağdur konumunda olduğunu, zira başlarına gelen elem kaza sebebiyle onun da yakın bir arkadaşını kaybettiğini, manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...'nin somut olayda sorumlu gösterilmesinin tek nedeninin araç maliki olması olduğunu ancak hatır taşımacılığının söz konusu olduğu durumlarda araç malikinin ancak genel hükümlere göre sorumlu tutabildiğini, somut olayda hatır taşımacılığı söz konusu olduğundan KTK 87 uyarınca işletenin sorumluluğu genel hükümlere tabii olduğunu, müvekkili ...'nin, araç maliki olup dava konusu olayda yer almadığını, kendisinin manevi tazminata ilişkin sorumluluğu olsa olsa kusur sorumluluğu türü olan haksız fiil sorumluluğu olduğunu, somut olayda hatır taşımacılığı müessesesinin söz konusu olduğunu, müteveffanın diğer müvekkili ...'nin alkollü olduğu bilmesine rağmen tazminat tutarının hem hatalı olarak belirlenmiş hem de indirim yapılmadığını manevi tazminat tutarında indirim yapılmasını gerektiren bir başka hususun ise hatır taşımacılığı olduğunu, müvekkillerinin mağdur konumunda olduğunu, zira başlarına gelen elem kaza sebebiyle ... yakın bir arkadaşını kaybettiğini, manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı, ferdi koltuk sigorta tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “ Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece res'en dikkate alınması gerekir.Somut olayda, davaya konu kaza nedeniyle davalı ...Sigorta tarafından davacılardan 15/01/2018 ibraname alındığı, yapılan ödeme miktarının ibranamede yazılı olduğu, ödemeye ilişkin dekontun dosyada bulunduğu, KTK'nın 111/2. maddesinde yer alan 2 yıllık sürenin, hak düşürücü süre olup resen nazara alınması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava tarihi olan 10/11/2020 tarihi itibarıyla KTK'nın 11/2 maddesinde yer alan 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, ibranamenin hangi sebeple baştan beri hükümsüz olduğu iddiasının da ispatlanamamış olduğu gözetildiğinde Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın davalı ...yönünden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/1671 Esas 2018/1245 Karar sayılı ilamı). Davalılar ... ve ......... cevap dilekçesi sunmamışlardır. Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan hatır indirimi yapılabilmesi için davalının bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir. Davalı tarafın, süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesi bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesince hatır indirimi yapılmamış olmasında bir isabetsizlik yoktur.KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. " maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı).Davalı ... ... plakalı aracın maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından işletilmesi de bu sorumluluğu kaldırmayacaktır. KTK 87. Maddesinin araca gelen hasarlara düzenlendiği bu nedenle mahkemece davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Dosya kapsamına sunulan ... plakalı araç için düzenlenen .......... Ekstra (Genişletilmiş Kosko) Poliçesi'nin incelenmesinde ; Ferdi kaza teminatının bulunduğu, poliçenin ekinde sunulan sürücü ve yolcu için Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlarının 4. Maddesinde kaza sayılmayan hallerin, 5.maddesinde teminat dışı hallerin düzenlendiği belirtilmiştir. Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlarının 4.maddesi "a) Her nevi hastalıklarla bunların neticelerinin ve marazi bir halin, b) Sigortanın şumulüne giren bir kaza neticesinde vukua gelmediği takdirde, suhunetin, donma, güneş çarpması ve konjestion gibi tesirlerinin, c) Herhangi akıl ve ruh haleti ile olursa olsun, intiharın veya intihara teşebbüsün, d) Aşikar sarhoşluğun, sigortanın şumulüne giren bir kazanın icap ettirmediği ahvalde uyuşturucu madde kullanmanın, ilaç ve zararlı madde almanın, e) Sigortanın şumulüne giren bir kazanın icabettirmediği cerrahi; müdahalenin (ameliyatın) ve her türlü şua tatbikinin, tevlit ettiği vefat hali veya cismani arızalar" olduğu açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta alınan bilirkişi raporuna göre tek taraflı trafik kazasının münhasıran alkolün etkisinde olduğunun saptanması karşısında Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlarının 4. maddesinin d bendi uyarınca kaza sayılmayan hallere girmesi nedeni ile mahkemece bu poliçeden kaynaklı tazminat talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında desteğin emniyet kemeri takmadığı belirtilmiş, desteğin yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiği anlaşılmakla somut olayda müterafik kusur şartları oluşmuştur. Ancak manevi tazminat yönünden tazminat miktarının belirlenmesi hakimin takdirinde olduğunduğundan kusur yada müterafik kusurun rakamsal oranda indirimi yapılması mümkün olmayacaktır. Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur ve müterafik kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/2.maddesi kapsamında davacılar lehine belirlenen manevi tazminat miktarlarının, talep edilen tazminat miktarları nazara alındığında manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacılar vekili, davalı ... ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacılar vekili, davalı ... ve davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 359,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 372,20 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.098,60 TL harçtan peşin alınan 2.049,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.049,30 TL harcın davalılar ........ ve ......'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/02/2026