T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1187 - 2026/699 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1187 KARAR NO : 2026/699 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18.07.2024 NUMARASI : 2020/352 Esas 2024/440 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 17.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 13…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1187 - 2026/699 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1187 KARAR NO : 2026/699 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18.07.2024 NUMARASI : 2020/352 Esas 2024/440 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 17.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 13.05.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.10.2018 tarihinde davacının kullandığı otomobil ile davalıya Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesi ile sigortalı çekici ve çekiciye bağlı yarı römorkun karıştığı trafik kazasında davacı ...'nın yaralanarak sakatlandığını, kazanın oluşumunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, zararlarından davalının sorumlu olduğunu belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 3,00 TL daimi iş göremezlik 3,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2,00 TL tedavi gideri ve 2,00 TL bakım gideri olmak üzere şimdilik toplam 10,00 TL maddi tazminatın tüm zincirleme sorumlular yönünden kaza tarihinden itibaren, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, bedel artırım dilekçesi ile; geçici iş göremezlik tazminatını 3.913,27 TL, daimi iş göremezlik tazminatını 293.154,52 TL, bakıcı gideri tazminatını 384,30 TL ve tedavi gideri talebini 5.861,00 TL olmak üzere toplam talebini 303.313,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz davayı kabul etmediklerini, yetki, iş bölümü, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, hukuki yarar ve dava şartı yönünden itiraz ettiklerini, davacı tarafça talep edilen iş göremezlik tazminatlarından, tedavi ve bakıcı giderlerinden davalı sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, sağlık gideri teminatının Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, zorunlu mali mesuliyet poliçesine dayalı olarak cismani zarar tazmini istemine ilişkin olduğu; Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 19.09.2023 tarihli raporda; 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkındaki yönetmeliğe göre vücut özür oranının %20, kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince bakıcı ihtiyacı süresinin 1 hafta olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği; Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2021 tarih ve 2020/310 esas, 2021/1037 karar sayılı dosyasında; söz konusu kazadan dolayı, ... plakalı çekici ve ona bağlı dorsenin sürücüsü hakkında taksirle yaralama suçundan açılan ceza davası neticesinde mahkemece, mahalinde keşif yapılarak alınan bilirkişi raporuna göre; araç sürücünün önde giden aracı güvenli ve yeterli mesafede takip etmediği, aracının hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmadığından araç sürücüsünün, asli ve tam kusurlu olduğu, nazara alınarak sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğinin anlaşıldığı; aktüer hesap bilirkişisinden alınan 14.03.2024 tarihli raporda; davacının yaşı ve TRH 2010 yaşam tablosu nazara alınarak bakiye yaşam süresi, maluliyet durumu, davacının yaşı itibari ile emeklilik döneminde olduğu ancak galvanizci olarak ayın belli günlerinde kısmi süreli çalışmaya devam ettiği, bu nedenle aktif çalışmasının 2 yıl daha 03.10.2018 tarihine kadar devam ettirileceği ve bu süre içindeki çalışmasında asgari gelir düzeyinde gelir elde edeceği, sigortalı aracın kusur durumu nazara alınarak ve progresif rant yöntemi ile yapılan hesaplama neticesinde geçici tam iş gücü kaybının 3.913,27 TL olup, sürekli iş gücü kaybı zararın 293.154,52 TL ve bakım giderinin 384,30 TL olarak hesap edildiği; tüm dosya kapsamı, dava, cevap, Çorlu Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşen mahkumiyet kararında karara esas alınan kusur raporu, maluliyet raporu, SGK cevabı ve hesap bilirkişisi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının davasının kısmen kabulü yönünde karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; “Davacının davasının kısmen kabulü ile, 293.154,52 TL kalıcı iş gücü kaybı, 3.913,27 TL geçici iş gücü kaybı ve 384.30 TL bakım gideri olmak üzere 297.452,09 TL'nin temerrüt tarihi olan 16.07.2020 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, raporların AYM ve Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını, kararın kaldırılması halinde hesaplamanın güncel verilere göre yapılması için haklarını saklı tuttuklarını, davalının gelirinin düşük alındığını, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenerek düşülmesinin hak kaybına sebebiyet verdiğini, tedavi giderinden kaynaklanan indirimlerin hukuka aykırı olduğunu, tedavi giderinin cüzi olarak hesaplandığını; maluliyetin düşük hesaplandığını, davacının bakıcı süresinin tespitinin yapılmadığını, ticari temerrüt faizi uygulanması gerektiğini, yasal faizin yeterli olmayacağını, enflasyon farkının da eklenmesini talep ettiklerini, davacının maluliyet, geçici iş göremezlik süresi ve bakıma muhtaçlık süresinin daha fazla olduğunu, hesaplamanın en güncel veriler nazara alınarak yaplması gerektiğini, toplam tazminat üzerinden tek vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dosyada kusur raporu alınmaksızın karar verildiğini, ceza dosyasındaki kusur durumunun hukuk dosyasında esas alınamayacağını, davacının yaşlılık durumu nazara alınmadan %20 maluliyet çerçevesinde alınan raporun karar vermeye elverişli olmadığını, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden sorumluluklarının bulunmadığını, belirterek kararın kaldırılmasnı istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenlerin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan istinaf incelemesi neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri, tedavi gideri istemidir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile geçici iş görmezlik tazminatı, sürekli iş görmezlik tazminatı ve bakıcı giderine yönelik taleplerin kabulüne, fazlaya ilişkin istimin reddine karar verilmiş hüküm taraflarca istinaf edilmiştir. 1-HMK'nın 297/1-2. maddesinde; “(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar;…c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri….. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi mevcuttur. Mahkeme kararlarının içermesi gereken gerekçenin ilgili ve yeterli olması, çelişki, tereddüt ve şüphe içermemesi gerektiği açıktır. Bunun yanı sıra hükümde, sorumluluklarına karar verilen kişiler ile hak ve borçları tereddüte neden olmayacak şekilde açık olarak gösterilmelidir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve denetim mahkemelerinin hukuka uygunluk incelemesi yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde, meydana gelen kazanın 03.10.2018 tarihinde meydana geldiğini ileri sürerek, talepte bulunmuş, gerekçeli kararda da kaza tarihi 03.10.2018 olarak dava dilekçesi özetlenmiş, yine ceza soruşturma ve kovuşturmasında sanık hakkındaki iddianame ve gerekçeli kararda suç tarihi 03.10.2018 olarak belirtilmiş ise de, Kaza Tespit Tutanağı, tedavi evrakları 2016 yılına ait olup, davalının da 03.10.2016 tarihinde kaza yapan aracın ZMMS poliçesi tanzim eden şirket olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken mahkemece yazılan tüm müzekkerelerde kaza tarihi 03.10.2018 olarak belirtilerek yazışmalar yapılmış, gelen yazılar çerçevesinde yargılamaya devam edilmiştir. Yine yargılama sırasında davacının tedavi giderine ilişkin rapor alındığı halde gerekçeli kararda, sadece geçici iş göremezlik, sürekli iş görmezlik ve bakıcı giderine ilişkin taleplere yönelik olarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının tedavi giderine yönelik talebine ilişkin olarak ise, rapor alınmış olmasına rağmen, gerekçeli kararda bu rapordan ve tedavi giderine yönelik taleplerden bahsedilmeksizin (reddedilmiş ise gerekçesi belirtilmeksizin) fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine denilerek, davacının tedavi gideri kadar talebi yönünden ret kararı verildiği görülmüştür (Ret vekalet ücretinin bu miktar olmasına göre) Bu haliyle ilk derece mahkemesi kararı HMK'nın 297. maddesine uygun olmadığı gibi, kaza tarihi hatalı olarak bildirilerek SGK'ya ve sigorta şirketine hasar dosyası ve ödeme iddiası yönünden yazılan müzekkereler açısından ve yine davacının tedavi giderine yönelik olarak talepleri açısından da, karar gerekçeli ve denetlebilir bir karar değildir. Bu durumda, öncelikle her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde, kaza tarihini 03.10.2018 olarak belirtimiş ise de, dosya kapsamına ve kaza tespit tutanağına göre kaza tarihi 03.10.2016 olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinden bu hususta açıklama istenerek, akabinde SGK'dan davacının 03.10.2016 tarihinde geçirdiği, kaza nedeniyle geçici iş göremezlik ödemesi ya da mevcut yaralanması nedeniyle rücuya tabi gelir bağlanıp bağlanmadığı hususu sorularak varsa ödeme belgeleri getirtilerek, yine davalı sigorta şirketine yeniden müzekkere yazılarak 03.10.2016 tarihinde meydana gelen kazada davacıya bedensel zarar nedeniyle ödeme yapılıp yapılmadığı hususu sorularak, bu çerçevede deliller toplanarak, sonucuna göre ve tüm talepler açısından denetime elverişli ve gerekçeli karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmiş olması ve davacının tedavi giderine yönelik gerekçe kısmından hiç bir gerekçeye yer verilmeksizin, fazlaya ilişkin talep kapsamında reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 2-Tarafların maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelemesinde; haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik zararları ile bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde; mevcut yaralanması nedeniyle sürekli sekel halini alan arazlarının olup olmadığı, mevcut arazların çalışma gücünün azalmasına ya da yitirilmesine etki edecek boyutta olup olmadığı, etki edecek boyutta ise hangi oranda maluliyetine/engeline neden olacağının ve mevcut arazlarının kaza ile illiyetinin kaza sonrası tedavi evrakları ve muayenesi yapılarak, son durumu da değerlendirilmek suretiyle alanında uzman doktorlaca, denetime elverişli olarak tanzim edilecek raporlarla değerlendirilmesi ve varsa maluliyetin kaza ile illiyetinin doğru bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Bun yanı sıra meydana gelen yaralaması nedeniyle birden fazla rapor alınmış ve raporlar arasında, kazaya bağlı yaralanması nedeniyle tespit edilen arazlara ilişkin çelişki mevcut ise çelişki giderilmeden karar verilmemelidir. Somut olayda, Trakya Üniversitesi, Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan ve tek hekim tarafından tanzim edilen maluliyet/engellilik raporunda; davacının mevcut tedavi evrakları incelenerek ve muayenesi yapılmak suretiyle kaza nedeniyle sadece "hafif solunum foknsiyon kaybı" meydana geldiği kabul edilerek, engel oranın %20 olduğu değerlendirilmiş, mahkemece söz konusu raporun yeterli olmaması nedeniyle bu defa Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 19.09.2023 tarihli raporda, davacının, kazadan önceki solumun şikayetleri de değerlendirilerek solunum fonksiyon kaybının kaza ile illiyeti olmadığı tespiti ile buna bağlı kazadan kaynaklı engelinin oluşmadığı değerlendirilmiş, ancak davacının diğer şikayetleri çerçevesinde "30.03.2013 tarihli 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alındığında, şahıstaki mezansefalonda atrofi ve buna bağlı her iki elde gelişen holmes tremoru için Kas İskelet Sistemi/4.Santral ve Periferik Sinir Sistemi Hastalıklarına Bağlı Bozukluklar/Tablo4.2.b esas alındığında kişinin özür oranı; %20(yüzdeyirmi) olarak hesaplanmıştır." denilerek, periferik sinir hastalıkları nedeniyle kazaya bağlı engelinin meydana geldiği, adli tıp uzmanlarınca değerlendirilmiştir. Değerlendirmeye esas alınan Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi 1131589 protokol numaralı 14.03.2022 tarihli Nöroloji Anabilim Dalı Sağlık Kurulu Raporu'nda; “Anamnez: Hastanın 2018 yılında kafa travması öyküsü belirtildi. Hasta elindeki titremelerinin kazadan sonra olduğunu belirtti. Nörolojik muayenesi: bilinç açık, konuşma akıcıydı. Yer, zaman, kişi: Oryante, koopere. İsimleme, anlama ve tekrarlama normaldi. Basit ve kompleks emirleri yerine getiriyordu. Ense sertliği yoktu. Pupiller izokorik, IR +/+. 3.4. ve 6. kranial sinirler: Glob hareketleri serbestti. Beşinci kranial sinir intakttı. Yedinci kranial sinir: Fasial asimetri izlenmedi. 9.10.12. kranial sinirler: uvula orta hatta, palatal arklar eşit yükseliyordu. Motor muayene: kas gücü kaybı yok. Sol el 5. parmakta kontrakte görüldü. TCR: fleksör/fleksör. DIR normoaktifri. Duyu muayenesi: sol el 5. parmakta hipoestezi. Serebellar sistem muayenesi: Bilateral disdiadokokinezi, ataksi saptanmadı. Dismetri solda pozitif (intansiyonel tremor). Sol elde daha fazla olmak üzere her iki elde postural ve istirahat tremoru var. Rijidite, bradikinezi, bradimimi, postural instabilite yok. 24/09/2021 Yüzeyel Doku US: sol el 5. parmakta fleksör tendon hasarını gösteren bulgu saptanmamış olup tendon ekojenite ve kalınlığı tabiidir. İnspeksiyon ile farkedilen şişlik alanında (MKF eklem düzeyi) cilt altında yaklaşık 6 mm çapında nodüler kalınlık artışı izlenmiştir. 02/11/2021 İğne ...: sol C5-TI1 innervasyonlu miyotomlar çalışılmış olup akut denervasyon ya da patolojik MÜP değişikliği izlenmemiştir. 01/10 Kranial MRG: Bazal ganglionlarda patoloji görülmedi. Mezansefalonda minimal atrofi ile uyumlu bulgular izlendi. Kafa travması olan hastada travmaya sekonder (hücresel etkilenmeye sekonder kronik dönemde görülebilecek atrofi görüldü). Mezansefalonda atrofi ve buna bağlı gelişen holmes tremoru düşünüldü. Tremoru daha çok posturalde olup postural, istirahat, intansiyonel tremor görüldü. Hastaya tedavi olarak Levetresetam 1000 mg/gün başlandı. Hasta Levetresetam tedavisinden fayda gördü. Hastanın durumunu bildirir raporudur" şeklindeki değerlendirimesinin ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı ... Laboratuvarı 24.11.2022 tarihli ... raporundaki; “Bulgular: Bu incelemede iki yanlı üst ekstremite periferik sinir iletileri çalışılmıştır. İncelenen sinir iletileri normal sınırlardadır. İğne ...'de üst C5-Tİ innervasyonlu miyotomlar çalışılmış olup akut denervasyon veya patolojik MÜP değişikliği izlenmemiştir. Yorum: Normal sınırlarda ekstremite elektromiyosrafik inceleme.” şeklindeki rapor sonucunun değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Alanında uzman doktorlarca yapılan söz konusu son durum değerlenmesinde, davacının kazaya bağlı tedavi evrakları değerlendirilmeden son durum raporu tanzim edilmiş olup, son durum raporu, tespit edilen rahatsızlığın kaza ile illiyetinin değerlendirilmesi açısından yeterli olmadığı gibi, davacının çalışma gücünün azalamasına ya da yitirilmesine engel olacak boyutta bir engelinin varlığının tespiti açısından da yeterli değildir. Bu durumda; davacının kazaya bağlı yaralanması ve mevcut şikayetleri çerçevesinde alanında uzman doktorlarında bulunduğu heyetten, Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kurulundan, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle geçici ve sürekli maluliyetinin meydana gelip gelmediği, maluliyetinin bulunması halinde kaza ile illiyetinin değerlendirildiği ve geçici bakıcı ihtiyacı olup olmadığı hususunda denetime elverişli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, tedavi evrakları çerçevesinde mevcut şikayetlerinin, alanında uzman doktorca kalıcılığı ve engel oluşturacak boyutta olup olmadığı değerlendirilmeksizin, mevcut arızaların kalıcılığı ve kaza ile illiyeti hususunda tereddüt yaratan maluliyet raporuna göre eksik inceleme ile karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle, davacının 03.10.2016 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı hususu sorularak ödeme yapılmış ise hasar dosyası ve ödeme belgeleri getirtilerek, yine SGK'dan davacı 03.10.2016 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle geçici iş görmezlik ödemesi yapılıp yapılmadığı, ayrıca rücuya tabi gelir bağlanıp bağlanmadığı hususu sorularak, bundan sonra yukarıda açıklandığı üzere Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kurulundan, davacının yaralanmasına göre alanında uzman doktorlarının da bulunduğu heyetten, tedavi evrakları incelenerek ve muayenesi yapılarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre, davacının kazaya bağlı kalıcı engelinin meydana gelip gelmediği, gelmiş ise oranın tespit edildiği, davacının mevcut engeli var ise kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı hususlarının ve ayrıca geçici iş göremezlik süresinin ve geçici bakıcı ihtiyacı olmuş ise süresinin tespit edildiği rapor alınarak, ayrıca her ne kadar dosyada tedavi giderine yönelik rapor alınmış ise de, davacının mevcut yaralanmasına ilişkin olarak raporda genel bir tedavi gideri hesaplandığından ve somut bir değerlendirme yapılmamış olduğundan ve ayrıca bakıcı giderine yönelik aktüer raporla mükerer olacak şekilde hesaplamalara yer verildiğinden, söz konusu raporun karar vermeye elverişli olmaması nedeniyle, başka bir doktor bilirkişiden davacının yaralanmasının esas alındığı ve bakıcı gideri yönünden aktüer rapor ile mükerrerlik oluşturmayacak şekilde denetime elverişli rapor alınarak, tüm deliller toplanarak sonucuna göre HMK'nın 297. maddesine uygun, dava dilekçesindeki tüm taleplere ilişkin denetime elverişli ve gerekçeli şekilde, davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstinaf edenler tarafından yatırılan İstinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine, 4-İİK'nın 36. maddesi gereğince, Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/756 D.İş 2024/738 karar sayılı icranın geri bırakılması kararı gereğince, Ankara 6. Genel İcra Dairesi 2024/48315 sayılı takip dosyasına depo edilen, 830.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yatırana iadesine; 5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 17.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n