Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Ltd. şirketi ile müvekkilimiz arasında Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/359 Esas sayılı dosyası ile alacak davası görüldüğünü, ilgili dilekçeler usulüne uygun şekilde davalı şirket ve vekiline tebliğ edilmesine rağmen, dava sonucu beklenmeden şirketin tasfiyesine karar verildiğini ve şirket ticaret sicilinden de terkin edildiğini, alınan tasfiye kararının, müvekkilinin alacağına kavuşmasını engeller mahiyette olduğunu, şirkete ait olan baz
DAVACI :... - VEKİLİ :Av. ... -... UETSDAVALI :... -TC Kimlik no- ... ...DAVA : TespitDAVA TARİHİ : 05/07/2021KARAR TARİHİ : 03/11/2021GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 08/11/2021Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa Eczacı Odası tarafından müvekkili kuruma gönderilen 29.07.2020 tarihli yazıda, Bursa Eczacı Odası'na kayıtlı Osmangazi, Nilüfer, Kestel Gürsu, Mudanya, Orhaneli, Harmancık, Büyükorhan ve Keles ilçelerinde faaliyet gösteren eczanelerin bilgileri bildirilmiş olup davalıya ait ... Eczanesi'nin Bursa Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne kaydının olmadığını tespit edildiğini, T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından müvekkil kuruma iletilen, 13.01.1997 tarihli yazıya göre de eczanelerin tacir niteliğinde olduğunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince faaliyette bulundukları ticaret siciline tescilinin zorunlu olduğunu, eğer tescil edilmemiş eczaneler varsa da bunların tespit edilerek ticaret siciline tescilinin yapılmasının gerektiği belirtildiğini, müvekkil kurumun 21.08.2020 tarihinde ...- ... Eczanes'ne Türk Ticaret Kanunu 33. maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliği 36.maddesi gereğince yazının tebliğinden itibaren 30 gün içinde eczanenin tescilinin yaptırılmasını, yaptırılamıyorsa yaptırılmama nedenlerinin açık ve anlaşılır şekilde yazılı olarak bildirilmesi için tescil davetinde bulunduğunu, tescil davetinin ilgiliye 01.09.2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ise davalı tarafından herhangi bir bildirim veya tescil işlemi yapılmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 33. Maddesi tescile davet ve cezaları düzenlemekte olduğunu, "madde 33- (1) Tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. (2) (Değişik: 26/6/2012-6335/4 md.) Sicil müdürünce verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen kişi, sicil müdürünün teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından bin Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır.(3) Süresi içinde kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emreder, aksi takdirde tescil istemini reddeder. Süresi içinde tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen kişinin ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün uygulanmasına engel oluşturmaz. "hükümlerinin yer aldığını, Ticaret Sicil Yönetmeliği 36.maddesinin de bu doğrultuda olduğunu, Yargıtay ilamlarında da eczanelerin bir tacir olarak sayıldıklarını ve ticaret siciline kayıtlı olmalarının zorunlu olduğu açıkça görülmekte olduğunu, konuyla ilgili Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 1976/1903 Esas, 1976/1650 Karar, 29.03.1976 tarihli kararında; "Eczaneyi ilgilendiren bütün işlem, eylem ve işler ticari işler olduktan gayri eczacı da iktisadi faaliyeti nakdi sermayesindan ziyade bedeni çalışmasına dayanmadığı ve kazancı da ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az bulunamayacağı esnaf da değildir ve ticari işletme olan eczaneyi işlettiğinden tacirdir... Bu itibarla eczaneler TTK.nun 12/1 ve 11. maddeleri hükmü gereğince ticari işletme ve eczacılar da aynı kanunun 3. ve 14. maddeleri uyarınca tacir olduklarına göre TTK.nunu 42. maddesinde yer alan (her tacir, ticari işletmenin açıldığı günden itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesini ve seçtiği ticaret ünvanını, işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirmeğe mecburdur) hüküm gereğince davanın kabulü ve TTK.nun 35/3. maddesi uyarınca davalını eczanesinin ticaret siciline tesciline karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmis olması usul ve kanuna aykırı bulunduğundan hükmün bozulması gerekli oldugu halde yanlışlıkla onandığı anlaşıldığından davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir."şeklinde olduğu, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 1984/2051 Esas, 1984/2200 Karar, 16.04.1984 Tarihi ilamı ise, "T.T.K.nun 42. maddesine göre her tacir işletmesini ticaret siciline kaydettirmeye mecbur olup davacının eczanesinin de Ticaret Sicilliğine evvelce kaydolundugu ihtilafsızdır. 69 sayılı K.H.K. kendisini Eczacı Odası'na kaydettiren eczacıların kanunla kurulmuş diğer meslek teşekküllerine, örneğin Ticaret Odasına kaydolmakla yükümlü olmadıklarını öngörmekte, yoksa Ticaret Sicilliğine kayıt zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır." kararı bulunduğunu, tüm bu nedenlerle müvekkil kurumun re'sen tescil yapabilmesi için iş bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu belirterek davanın kabulü ile, eczanenin Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescilini, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin de davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.