8. Hukuk Dairesi 2016/21042 E. , 2018/12203 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde ve sonraki aşamalarda açıkladığı beyanlarında; Ağustos…
**8. Hukuk Dairesi 2016/21042 E. , 2018/12203 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde ve sonraki aşamalarda açıkladığı beyanlarında; Ağustos 1927 tarih 7 (72) sıra nolu tapu kaydının murisi evveli Beyazıtzade ... ’e ait olduğunu, tedavülleri sonucu ¼’ünün 28.01.1998 tarih 6 sıra numarası ile ...’e geçmiş olup vekil edenin de 21.04.1998 tarih 2 sıra numarası ile satın aldığını, kalan ¾ ünün adı geçen murisi evvelinden kaldığını, kök tapunun sınırları itibariyle 05.04.2012 tarihli krokide yeşil çizgi ile belirlenmiş A , D1, D2, C ile yeşil çizginin dışında kalan B1, B2, B3 ve öncesi 6235 ada 1 parsel olup ifraz gören yerleri kapsadığını ileri sürerek tescil ve iptal tescil isteğinde bulunmuştur. Yargılamanın ilerleyen aşamasında ise dava konusu taşınmaz kapsamında kalıp ancak 6235 ada 1 parsel numarasını alan daha sonradan bir çok parsellere ifraz gören yerin tapulu olması nedeniyle tefriki ile ayrı esas numarasına kaydedilmesinden sonra temyize konu dava dosyasında dava konusu yapılan taşınmaz bölümlerinin A, D1, D2, C, B1, B2, B3 ile gösterilen yerler olduğu anlaşılmıştır. Davalı ... vekili; davacının ... adına kayıtlı doğusu dere, kuzeyi yerli kayalık ve taşlık, batısı ... gayri ... ve taşlık ve tarik, güneyi tarik olan eylül 927 ve 7 sıra nolu tapu kaydına dayanarak ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2001/503 esas sayılı dosyada müdahale talebinde bulunarak tescil istediğini, davanın derdest olduğunu, bu nedenle tarafları ve konusu aynı olan dava için derdestlik itirazında bulunduklarını,davacının tapu kaydının sınırlarının her yere uyabilecek sınırlar olduğunu, taşınmazda zilyetliğinin olmadığını belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı TOKİ vekili; davalının hasım gösterilemeyeceğinden bahisle öncelikle davanın usulden, yine dava konusu 6235 parselin Başbakanlık Makamınca 10.06.2008 tarihli oluruyla TOKİ’ye devri için arsa üretim alanı olarak belirlediğini, bedelsizden devrin uygun bulunduğunu ve TOKİ adına tescil edildiğini tapuya güven ilkesi ve iyi niyet ilkesi çerçevesinde taşınmazın iktisap edildiğini, kazanımın korunması gerektiğinden bahisle davanın esastan reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Fenni bilirkişiler ... ve ...'ın 05/06/2012 tarihli rapor krokisinde B1 harfi ile gösterilen 29157,48 m2 mesahalı yerin davacı ... dayanak kök tapu kaydı dahilinde kaldığı, irsen taksimen ... adına intikal eden yer olup adı geçenin tasarruf ve zilyetliğinde bulunan yer olduğu anlaşılmakla aynı ada son parsel numarası verilerek davacı ... adına tesciline, aynı bilirkişilerin aynı tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen 3-4-5-B2-B3-C-D1-D2 harfleri ile gösterilen yerlerin ... ile ..., ... ve ... arasında 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/719 esasında kayıtlı dosyada dava konusu yapılan yerler olduğu, Maraşlıgil ailesine satılan yerler ile gene krokinin çevre yolu cancık yolu ve yolla çevrili imar uygulaması gören yerlerin davacı sıfatı ile ... tarafından Mahkememizin 1992/224 esasında kayıtlı dosyada dava bulunduğu, davacı ...'nun bu yerler üzerindeki tasarruf ve zilyetliğinin tespit edilmediği anlaşılmakla bu yerlere ilişkin tescil talebinin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; zilyetlik, mirasçılık ve mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Bilindiği üzere, Harçlar Kanunu, harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini hükme bağlamış ve yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun “Nispi harçlarda ödeme zamanı” başlıklı 28.maddesinin 1.fıkrasında aynen “(1) sayılı tarifede yazılı nispi harçlar aşağıdaki zamanlarda ödenir” denildikten sonra 23.07.2010 gün ve 6009 Sayılı Kanunun 18.maddesi ile değişik (a) bendinde “Karar ve ilam harcı” alt başlığı ile “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın verilmesinden itibaren iki ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.”düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Kanunun “Harcı Ödenmeyen İşlemler” başlığını taşıyan 32.maddesinde ise, “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” hükmü getirilmiştir. Yukarıda belirtilen madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, karar ve ilam harcının peşin olarak yatırılması gereken miktarı ile maktu başvuru harcı ödenmedikçe, davaya devam edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Nitekim 492 Sayılı Kanun'un 30.maddesinde, yargılama sırasında tespit olunan dava değerinin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunacağı, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409 uncu maddesinde de gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulmasının noksan olan harcın ödenmesine bağlı olduğu belirtildiğine göre, yargılama sırasında tespit olunan yeni dava değeri üzerinden tarife uyarınca alınması gereken peşin nispi karar ve ilam harcı ilgilisince tamamlanmadan davaya devam edilmesi olanağından söz edilemez. Vurgulanan bu ilkeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 12.10.2011 gün ve E:2011/3-629, K:2011/613, 23.10.2013 gün ve E:2013/7-31, K:2013/1481, 29.01.2014 gün ve E: 2013/1-410, K: 2014/46 sayılı ilamlarında da benimsenmiştir. Somut olayda, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16.maddesi “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahalenin men'i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır…” hükmü uyarınca eldeki uyuşmazlıkta nispi harç alınması gerekmektedir. Ne var ki; davacı eldeki davayı açarken, başlangıçta başvurma harcı ile dava dilekçesinde dava değeri olarak gösterilen 25.000,00 TL üzerinden alınması gereken peşin nispi karar ve ilam harcını yatırmıştır. Ancak, dava konusu tescili ve tapu iptal tescili istenen yerlere ilişkin mahkemece harca esas değer belirlenerek, bu yeni dava değeri üzerinden alınması gereken peşin nispi karar ve ilam harcının ilgilisince tamamlandığını veya mahkemece eksik harcın tahsil edildiğini gösterir bir belge ya da bilgiye dosyada rastlanılmamıştır. Keza gerekçeli kararın hüküm kısmında alınan harç da 25000TL üzerinden alınmıştır. Davacı taraf, 492 sayılı Kanun kapsamında kendisi harçtan muaf olmadığı gibi, işlemi de yargı harçlarından müstesna değildir. Davacının yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu anlaşıldığına göre, belirlenecek dava değeri üzerinden eksik peşin nispi karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça, eldeki davaya devam etme olanağı bulunmamaktadır. Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ortaya konulan ilkeler gözardı edilerek, yargılama sırasında usulünce yatırılmış yargı harcı tamamlanmadan yargılamaya devamla işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Buna göre mahkemece yapılacak iş; davada dava konusu edilen yerlerin dava tarihindeki rayiç değerlerinin belirlenmesi, davacı tarafa yürürlükte olan tarife uyarınca belirlenen dava değeri üzerinden eksik peşin karar ve ilam harcını ödemesi konusunda usulünce önel verilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde harç tamamlatılmadan işin esasına girecek şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nın 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.