6. Hukuk Dairesi 2011/11667 E. , 2011/13203 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine 29.11.2011 günü temyiz eden davacı vekili Av.... ile davalı şirket vekili Av.... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikt…
**6. Hukuk Dairesi 2011/11667 E. , 2011/13203 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine 29.11.2011 günü temyiz eden davacı vekili Av.... ile davalı şirket vekili Av.... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, 90.000 TL faiz alacağının tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının kiralananda kiracı olup sözleşme gereği davalının kiralananda yapacağı prefabrik binaları söküp götürmemesi gerektiğini, ancak bu taahhüdünü yerine getirmediğinden hakkında Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1999 / 202 esas sayılı dosyasında açılan davada prefabrik binaların değeri 28.160 TL olarak tespit edilerek hüküm altına alındığını, bununla birlikte o davada faiz taleplerinin bulunmadığını, kira sözleşmesinin 01.09.1999 tarihinde sona erdiğini, bu tarihte binaların söküldüğünü, sözleşmenin bitim tarihinden itibaren hüküm altına alınan 28.160 TL’nin faizinin hesaplanmasının gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 90.000 TL faiz alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davanın haksız ve dayanaksız açıldığını, taraflar arasında daha önce görülen davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığını, yapılan yargılama sonucu da 28.160 TL’nin hüküm altına alındığını, davada Borçlar Kanunu’nun 126 / 1 maddesi gereğince on yıllık zamanaşımının gerçekleştiğini, ortada kesin hüküm ve kesin delil olduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki Borçlar Kanunu’nun 113. maddesi hükmüne göre faiz hakkı saklı tutulmadığından sonradan istenemeyeceğini, istenen faiz miktarının da fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.09.1998 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile kiralanan şantiye olarak kullanılması için davalıya kiralanmış, sözleşmenin özel şartlar bölümü 5. maddesinde de kiracının çiftlik içinde yapmış olduğu veya yapacağı gerek betonarme, gerek prefabrik binaları tahliye anında mal sahibine hiçbir ücret talep etmeden bırakacağı, bu binaları sökmeyeceği ve yıkmayacağı, çiftlik içinde yapmış olduğu bina, inşaat ve bu gibi masraflar için ücret talep etmeyeceği kararlaştırılmıştır. Serbest irade ile konulan bu şart geçerli olup tarafları bağlar. Ancak kira sözleşmesi sonunda davalının sözleşmenin anılan bu maddesine aykırı davranması nedeniyle davacı tarafından davalı aleyhine Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009 / 202 Esas sayılı dosyasında prefabrik binaların bedeli için faiz isteminde bulunulmadan tazminat talep edilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucu 28.160 TL tazminatın davalıdan tahsiline ilişkin verilen karar 03.02.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı açmış olduğu işbu dava ile ilk davada tazminat talebiyle birlikte istemediği faiz alacağının tahsilini talep etmektedir. Her iki davanın tarafları ve sebebinin aynı olmasına karşın konuları farklıdır. Bu itibarla bir kesin hükmün varlığından söz edilemez. Ne var ki taraflar arasındaki kira sözleşmesi davacının da dava dilekçesinde kabul ettiği üzere 01.09.1999 tarihinde sona ermiş ve prefabrik binaların bedelini talep etme hakkı o tarihte doğmuştur. Bununla birlikte davacı Borçlar Kanunu’nun 126 / 1 maddesi gereğince on yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 16.03.2011 tarihinde açmış olduğu dava ile faiz talebinde bulunduğundan ve davalı yasal süresi içinde zamanaşımı def’ini ileri sürdüğünden mahkemenin davayı zamanaşımı nedeniyle ret etmesi gerekirken yazılı şekilde kesin hükmün varlığı gerekçesi ile ret etmesi doğru değil ise de bu yanlışlığın giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına gerek görülmediğinden sonucu itibariyle doğru olan hükmün yukarda açıklanan gerekçe ile HMUK’nun 438 / son maddesi gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir edilen 825 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 29.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.