1. Hukuk Dairesi 2011/10755 E. , 2011/12529 K. "" MAHKEMESİ : TRABZON 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/03/2010 Taraflar arasındaki davadan dolayı Trabzon 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.03.2010 gün ve 2008/17 esas 2010/79 karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 02.03.2011 gün ve 1294-2268 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava; tapu iptali ve kayıt terkini ile yı…
**1. Hukuk Dairesi 2011/10755 E. , 2011/12529 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : TRABZON 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/03/2010 Taraflar arasındaki davadan dolayı Trabzon 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.03.2010 gün ve 2008/17 esas 2010/79 karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 02.03.2011 gün ve 1294-2268 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava; tapu iptali ve kayıt terkini ile yıkım isteğine ilişkindir. Yerel mahkemece kurulan hükmün temyizi üzerine; 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca hak düşürücü süreden dolayı davanın reddinde bir isabetsizlik olmadığı, ancak, çekişme konusu 1512 ada 6 parsel sayılı taşınmazın ‘ihdasen’ ve ‘yeniden’ suretiyle oluşan parseller kapsamında kalan kısmının kıyı kenar çizgisi içinde yer alıp almadığının saptanması gereğine değinilerek kararın bozulduğu görülmektedir. Gerçekten de; işin esası bakımından 5841 sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde davanın hak düşürücü süreden reddedilmiş olması doğrudur. Ancak anılan yasa Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve karar 23.07.2011 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak iptal hükmü yürürlüğe girmiştir. Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün, verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse ve ayrıca Anayasanın 153. maddesine göre iptal kararı geriye yürümezse de 10.3.1969 gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptal, kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemez ve henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına girer. Öyleyse, davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin kurulan kararın Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararından sonra doğru olduğu söylenemez. Öte yandan; davacı Hazinenin davalılar adına kayıtlı olan 1512 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından bahisle eldeki davayı açtığı, davada ileri sürülen iddianın ve savunmanın içeriğine göre; yanlar arasındaki uyuşmazlığın, "kıyı kenar çizgisinin" saptanmasından kaynaklandığı açıktır. Bilindiği üzere; son kez yürürlüğe giren 362l Sayılı Kıyı Kanunu'nun "kıyı kenar çizgisini" belirleme yöntemine ilişkin 5. ve 9. maddeleri Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kapsamı dışında bırakılmış; anılan kanun maddesinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekle olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.ll.l997 gün ve 5/3 sayılı