T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/311 KARAR NO : 2025/1196 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/06/2023 (Dava), 18/12/2023 (Karar) NUMARASI : 2023/487 Esas, 2023/896 Karar DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verile…
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/311 KARAR NO : 2025/1196 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/06/2023 (Dava), 18/12/2023 (Karar) NUMARASI : 2023/487 Esas, 2023/896 Karar DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin kuruluşundan beri 3 ortağından biri olduğunu, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin diğer iki ortağı ... ve ...'ın müvekkilinin herhangi bir şekilde haberi olmadan genel kurul yaptıklarını, 06.06.2023 tarihli bu genel kurulda ...'ın sahip olduğu 176 adet payından 175 adetini ...'a devrettiğini, pay devrine ilişkin sözleşme Erzurum.... Noterliğinin 06.06.2023 tarih ... yevmiye numarasıyla onaylandığını, yapılan genel kurulun TTK ilgili hükümlerine göre usulsüz olduğunu, esas sermaye payının geçişi hâlleri başlıklı TTK m.595/2 hükmünde de yer aldığı üzere limited şirketlerde pay devrinde genel kurul onayı arandığını, ancak davanın nedeni de olduğu üzere davacı müvekkiline Genel kurulun toplanması başlıklı TTK m.617/1-2 hükmünde de yazılı olduğu şekliyle herhangi bir çağrıda bulunulmadığını, çağrı usulüne uyulmaması halinde genel kurulun iptaline karar verilmesi gerektiğini, dava konusu iptal edilmesi gereken genel kurulun yapılma nedeninin ise davacı müvekkil ile davalı şirket müdürü ... arasında gerçekleşen boşanma davası olduğunu, zira 06.06.2023 tarihinde yapılan genel kurulla payın devredilmesinden sonra ... 07.06.2023 tarihinde Erzurum ...Aile Mahkemesinde anlaşmalı boşanma davası açtığını, daha sonra davacı müvekkilce açılan Erzurum ...Aile Mahkemesi 2023/... E. Nolu çekişmeli boşanma davası ve Erzurum... Aile Mahkemesi 2023/...E nolu mal paylaşımı davasının açılması üzerine davalı ...'ın kendi açmış olduğu davasından feragat ettiğini, pay devri yaptıktan hemen ertesi gün boşanma davası açılmasının, boşanma sonucu yapılacak olan mal tasfiyesine yönelik mal kaçırma girişimi olduğunu, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak davanın kabulü ile 06.06.2023 tarihli genel kurulun iptaline, ... Tarım Hayv. İnş. Taah. Oto. Pet. Tic. ve San. Ltd. Şti.'ye ait bilinen taşınır ve taşınmaz malların devrine engel olacak şekilde bu mallara, şirket adına açık bulunan banka hesaplarına; yaklaşık olarak ispatlanan mal kaçırma girişimlerinin önüne geçilme, olası hak kayıplarının önlenmesi amacıyla devre engel olacak şekilde şirket varlığı üzerine HMK m.390 vs hükümleri gereğince ihtiyati tedbir konulmasına ve tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, ..., ... ve davacı ... tarafından 14.08.2012 tarihinde, ... ... AŞ No: ... .../Erzurum adresinde, ... Tarım Hayv. İnş. Taah. Otom. Pet.Tic. ve San Ltd. Şti adında 50.000,00 TL sermayeli bir limited şirket kurulduğunu, şirketin ilk kuruluşunda şirkete ait 50.000,00 TL’lik hisse her biri 1.000,00 TL olan 50 paya ayrıldığını, bu hisselerin 20 paya karşılık gelen 20.000,00 TL’si ...’a, 20 paya karşılık gelen 20.000,00 TL’si şirketin diğer kurucu ortağı ...’a ve 10 paya karşılık gelen 10.000,00 TL’si davacı ...’a ait olarak tescillendiğini, şirketin kuruluşunda kullanılan ana sermaye ...’a babası tarafından verilen.... Arkası, ... Apt, ... Blok Kat:.... No:.... .... adresindeki dairenin ve ...’ın eşi... adına kayıtlı ... Arkası .... Apt....Blok Kat:... No:...adresindeki dairenin satışından elde edilen gelirle karşılandığını, dolayısıyla şirketin kuruluş sermayesine davacı tarafın herhangi bir katkısının bulunmadığını, şirket ortağı ve müdürü ...'ın payını diğer şirket ortağı ...'a satışında yasaya aykırı bir durum olmadığını, limited şirket payının satışını düzenleyen TTK 620.maddesinde genel kurul kararlarının salt çoğunluk ile alınacağının yazılı olduğunu, şirket ana sözleşmesinde bu düzenlemenin aksine bir hüküm olmadığını, davacı tarafın genel kurul kararına katılmış olsa bile genel kurul kararını etkileyecek bir oy nisabına sahip olmadığını, ortağının payının diğer ortağa devrinin de 621.madde belirtilen nitelikli kararlardan olmadığını, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince, " Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde; davacının davalı şirketin 3 ortağından biri olduğunu, şirket ortağı olan eşi ...'a boşanma davası açtıktan sonra mal kaçırma amaçlı 06/06/2023 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ortaklardan ...'ın 176 adet payından 175 adet payını diğer ortak ...'a devrettiğini, genel kurulun çağrısız olarak yapıldığını belirterek 06/06/2023 tarihli genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı şirketin sicil kaydının incelenmesinde 14/08/2012 tarihinde kurulduğu, şirkette davacı ile beraber ... ve ...'ın ortak olarak yer aldıkları, 06/06/2023 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ortaklardan ...'ın şirkette sahibi bulunduğu 176 adet payın 175 adetini diğer ortak ...'a devrettiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun 622. Maddesinde anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına veya iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı belirtilmiştir. Aynı yasanın 445. maddesinde, 446. Maddede belirtilen kişilerin kanun veya esas sözleşme hükümlerine göre ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararlarına karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabileceği belirtilmiş olup; aynı yasanın 446/1-b maddesinde toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın olumsuz oy kullanmış olsun veya olmasın çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılmaya yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabilecekleri belirtilmiştir. Yine aynı yasanın 414. maddesinde genel kurul toplantısının esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilan ile çağrılacağı, bu çağrının ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılacağı, 416. maddesinde ise tüm pay sahipleri veya temsilcilerin aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın genel kurul olarak toplanabileceği ve toplantı nisabı var olduğu sürece karar alabileceği belirtilmiştir. Somut olayda; davacı ile birlikte dava dışı ... ve ... isimli kişilerin davalı şirkette ortak olarak yer aldıkları görülmektedir. Davalı şirketin 06/06/2023 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ortaklardan ...'ın 176 adet payının 175 adetini diğer ortak ...'a devrettiğine ilişkin karar alındığı, bu genel kurul kararının davacı dışındaki diğer ortaklar tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen yasa maddelerinde de belirtildiği üzere limited şirket genel kurul toplantısının yapılabilmesi için öncelikle çağrı yapılması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'nun 617. maddesinde genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılarak yapılacağı, toplantı gününden en az 5 gün önce çağrının yapılması gerektiği belirtilmiştir. Çağrısız genel kurul toplantısının yapılabilmesi için bütün ortakların toplantıda hazır bulunmuş olması gerekmektedir. Ancak somut olayda 06/06/2023 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına ilişkin müdür tarafından çağrı yapılmadığı gibi, genel kurul toplantısında ortak olan davacıda hazır bulunmamıştır. Bu durumda davalı şirket genel kurulunun çağrısız olarak toplandığı anlaşılmakta olup; çağrısız toplantıya ilişkin yasada aranan şartlar gerçekleşmemiştir. Davacının eşi olan ve aynı zamanda payını devreden ...'a karşı boşanma davası ve mal rejiminden kaynaklı alacak davası açtığı, şirket ortağı ...'ın usulsüz yapılan genel kurul toplantısında şirketteki paylarını devrettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde mal kaçırmak amaçlı muvazaalı olarak pay devrini gerçekleştirdiği kanaati hasıl olmuştur. Somut olayda, çağrısız ortaklar kurulunun davacı dışındaki diğer iki ortakla toplanıp karar aldığı anlaşılmakla, kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak toplandığından, ortaklar kurulu kararı yok hükmündedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2014/4452 Esas ve 2014/9938 karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk dairesi 2015/2468 esas ve2015/8040 karar sayılı kararı) Dava konusu edilen genel kurul kararının emredici yasa hükümlerine aykırı olması nedeniyle hükümsüzlüğün tespiti ile iptaline karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle " 1-Davanın KABULÜ ile; Erzurum Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... - ... sicil numarasında kayıtlı ... Tarım Hayvancılık İnşaat Taahhüt Otomotiv Petrol Ticaret ve Sanayi Limited Şirketinin 06/06/2023 tarihli ve 9 sayılı ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespiti ile bu toplantıda alınan kararların iptaline, " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece aktif husmet ehliyeti, hukuki yarar ve iyi niyet yokluğu itiraz ve savunmaların gözetilmediğini, dava dilekçesi ve davacının talepleri incelendiğinde, davacının, dava sebebi olarak şirket hakkındaki her hangi bir işlemi değil, şirket ortaklarından birisinin pay devrini sunduğunu, pay devrinin engellenmesinden amaç olarak da yine şirket ortaklarından birisi olan boşanma aşamasında bulunduğu eşinin mal kaçırmasını engellemek olarak açıklandığını, bu bağlamda ortaklardan bağımsız bir tüzel kişilik olan müvekkili şirketin ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespiti ve toplantıda alınan tüm kararların iptali usul, yasa ve hakkaniyet kurallarına uygun olmadığını, bu davanın açılmasında asıl saik ortaklardan birisi ile diğer bir ortak arasındaki mal bölüşümü olduğunu, şirket faaliyet ve amaçları doğrultusunda her hangi bir iptal sebebi sunulmadığı için, iki ortağın aile hukukundan kaynaklanan mal paylaşımdaki çekişmenin ortak olunan şirketin faaliyetlerine etkiler yaratan bir kararın ortaya çıkmasının kabul edilemeyeceğini, dava dilekçesinde pay devrinin iptali talep edilmesine rağmen ortaklar kurulu kararının tümden iptaline karar verilmesinin talepten fazlaya hüküm kurmak olduğunu, cevap dilekçesinde açıklanan ve savunulan hususlarda hiç bir araştırma ve tahkikat yapılmadan eksik tahkikatla hüküm kurulduğunu, limited şirket payının satışını düzenleyen TTK 620.maddesi, genel kurul kararlarının salt çoğunluk ile alınacağı hükmüne amir olduğunu, şirket ana sözleşmesinde bu düzenlemenin aksine bir hüküm olmadığını, davacı taraf, genel kurul kararına katılmış olsa bile genel kurul kararını etkileyecek bir oy nisabına sahip olmadığını, şirket ortağının payının diğer ortağa devri de 621.Madde belirtilen nitelikli kararlardan olmadığını, iptali talep edilen genel kurul kararı, nitelikli bir karar olsa bile genel kurul kararı, % 80 nisabında bir oyla alınmış bir karar olduğunu, davacı taraf genel kurula katılmış olsa bile % 80 nisabıyla alınmış da alınmış olan bir karara etki etmesinin mümkün olmayacağını, iptal davalarını düzenleyen TTK 446/b fıkrası da iptal davası açma koşulunu davacının genel kurul kararlarının alınmasında etkili olabilme koşuluna bağlandığını, davacı taraf açısından böyle bir etki söz konusu olamayacağından bu davayı açma hakkının da olmadığını, sunulan defter ve çağrı belgelerinden, toplantının emredici yasa hükümlerine uygun olarak yapıldığını, savunmaları gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki gerekçe ile karar verilmesinin isabetsiz olduğunu savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, limited şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacı 06/06/2023 tarihli genel kurul toplantısına katılmamış olup, davacıya toplantıya ilişkin geçerli bir tebligat yapıldığı hususu da ispatlanamamıştır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre davacılara usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacıların bu nedenle genel kurul toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı muhalefet şerhi koyma şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez. Usulsüz çağrıya dayanılarak açılan iptal davalarında toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi ancak alınan kararların kanun, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığının tespiti halinde mümkündür. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/15396 Esas, 2016/7426 Karar sayılı kararı)Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacılar 14/11/2021 tarihli genel kurul toplantısına katılmamış olup, davacılara toplantıya ilişkin geçerli bir tebligat yapıldığı hususu da ispatlanamamıştır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre davacılara usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacıların bu nedenle genel kurul toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı muhalefet şerhi koyma şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez. Usulsüz çağrıya dayanılarak açılan iptal davalarında toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi ancak alınan kararların kanun, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığının tespiti halinde mümkündür. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/15396 Esas, 2016/7426 Karar sayılı kararı) Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacılar 14/11/2021 tarihli genel kurul toplantısına katılmamış olu davacılara toplantıya ilişkin geçerli bir tebligat yapıldığı hususu da ispatlanamamıştır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre davacılar usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacıların bu nedenle genel kurul toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı muhalefet şerhi koyma şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez. Usulsüz çağrıya dayanılarak açılan iptal davalarında toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi ancak alınan kararların kanun, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığının tespiti halinde mümkündür. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/15396 Esas, 2016/7426 Karar sayılı kararı) Dava konusu somut olayda, davacının eşi olan ve aynı zamanda payını devreden ...'a karşı boşanma davası ve mal rejiminden kaynaklı alacak davası açtığı, şirket ortağı ...'ın usulsüz yapılan genel kurul toplantısında şirketteki paylarını devrettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde mal kaçırmak amaçlı muvazaalı olarak pay devrini gerçekleştirdiğinin iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı, genel kuruluna çağrının usulüne uygun yapılmadığı, usulüne uygun çağrı yapılmayan ortağın aleyhine pay devrinin gerçekleştiği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 01/10/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.