T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1043 - 2025/1303 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1043 KARAR NO : 2025/1303 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/09/2024 NUMARASI : 2024/288 Esas - 2024/872 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 23/10/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 24/10/2025 Mahalli mahkem…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1043 - 2025/1303 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1043 KARAR NO : 2025/1303 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/09/2024 NUMARASI : 2024/288 Esas - 2024/872 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 23/10/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 24/10/2025 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı sigorta şirketine ZMMS poliçesiyle sigortalı olup, davalı ... Hırdavat Turizm Petrol Ürünleri Oto Servis Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin de maliki olduğu ... plakalı araç sürücüsü ...’nın 16.12.2021 tarihinde 2.93 promil alkollü olarak kırmızı ışıkta geçerek, dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu davacı sigorta şirketi tarafından 58ABR593 plakalı araç maliki dava dışı ...’a 43.000,00 TL hasar bedeli ödemesi yapıldığını, taraflarınca yapılan ödemenin rücuen davalıdan tahsili için Ankara Batı İcra Dairesi'nin 2023/59182 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin Rent A Car şirketi olduğunu, dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın dava dosyasına sunulan Araç Kiralama Sözleşmesi ile 20.09.2021 tarihinde yani kaza tarihinden 2 ay önce ...’a uzun süreli olarak kiraya verildiğini, dolayısıyla davalı şirketin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun olmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacı taraf sigortalısının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4-c maddesi gereğince alkollü araç kullanıldığından bahisle üçüncü kişiye ödediği bedelin rücuen tahsilini talep ettiği, davalı tarafın ise aracı uzun süreli kiraladığından bahisle işleten sıfatının kalmadığı, sorumluluğunun bulunmadığının savunulduğu, davalının üzerine kayıtlı aracın sürücüsünün 2,93 promil akollü olduğunun alkol raporu ve kaza tespit tutanağıyla sabit olduğu, davalı tarafça bu hususun aksi ispat edilemediğinden davalı aracının sürücüsünün 2,93 promil alkollü olduğu ve 1,00 promilin çok üzerinde alkollü olduğundan kaza ile alkollü olması arasında uygun illiyet bağı olduğu, davacı sigorta şirketinin rücuya konu ettiği ödeme mahkeme kararına veya Sigorta Tahkim Komisyonu kararına dayanmadığından ve sigorta şirketi ödediği değil gerçek zararı rücu edebileceğinden tarafların yüzdelik kusurlarının tespiti ile ... plakalı araçtaki hasar bedelinin tespiti ve yapılan ödemenin piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığının belirlenmesi amacıyla dosyaya kazandırılan 11/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda,"...Davacı sigorta şirketine sigortalı olup davalı şirketin de maliki olduğu ... plakalı araç sürücüsü ...’nın meydana gelen kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK'nın 47/b-c., 52/a., 84/a ve KTY'nin 97. maddeleri kural ihlallerini işlemiş olmakla %100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı aracın dava dışı sürücüsü ...’ın meydana gelen kazanın oluşumunda izafe edilecek herhangi bir kural ihlali olmamakla kusursuz olduğu, dava dışı ... plakalı araç hasar giderim tutarının KDV dahil 93.043,00 TL olacağı, davacıya sigortalı olup davalının da maliki olduğu ... plakalı araç sürücüsü ...’nın kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olarak yasal sınırın da çok üzerinde olacak şekilde 2,49 promilin de üzerinde alkollü olarak kazaya karıştığı ve dolayısıyla münhasıran alkolün etkisiyle kazaya karıştığının değerlendirildiği, hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden rücu olarak talep edilebileceğine karar verilmesi durumunda; davacı ... Sigorta A.Ş.’nin, davalı ... Hırdavat Turizm Petrol Ürünleri Oto Servis Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'den talep edebileceği bedelin, 43.000,00 TL asıl alacak ve 7.294,68 TL faiz olmak üzere toplam 50.294,68 TL olacağı..." yönünde görüş bildirildiği, davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında, dava konusu aracı uzun süreli kira sözleşmesiyle kiraladığını, kazanın bu sürede meydana geldiğini ve işleten sıfatının bulunmadığını belirterek husumet itirazında bulunmuşsa da, ödemede bulunan sigortacının "sigorta sözleşmesine göre; tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir.” denildiğinden, sigortalının kendi sigortacısına karşı sorumlu tutulabilmesi için kaza anında ayrıca işleten sıfatına sahip olması gerekmeyeceği, bu bakımdan davalının kaza tarihinde davacının sigortalısı olduğu anlaşıldığından bu yöndeki itiraza itibar edilmediği gerekçesiyle; "1-Davanın KABULÜ ile, davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2023/59182 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına,2-Şartları taşımadığından icra inkar tazminatı verilmesine yer olmadığına," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; 03/09/2024 tarihinde gerçekleşen duruşmada e-duruşma talebi kabul edilmiş olup, duruşma esnasında hazır bulunmalarına karşın UYAP sistem sıkıntısı sebebiyle duruşmaya bağlantısının gerçekleşemediğini, e-duruşma talepli dilekçede (EK 1) teknik aksaklık halinde mazeretli sayılmayı talep etmelerine ve teknik aksaklık sebebiyle duruşmaya bağlantı sağlanamamış olmasına rağmen duruşma zaptında mazeret halinin belirtilmediğini, duruşmaya yokluklarında devam edildiğini, Mahkeme tarafından kabul edilen e-duruşma talebinde GSM numarası belirtilmesine rağmen teknik aksaklık ile ilgili mahkeme kaleminden kimsenin kendilerine ulaşmadığını, mahkeme kalemi aranmasına rağmen aramaya yanıt verilmediğini, savunma hakkının ihlal edildiğini, davacı sigorta tarafından dava dışı zarar görene yapılan ödemenin davalı müvekkilden tahsiline ilişkin başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız icra niteliği gereği para borcuna ilişkin olduğunu, ilamsız icra takiplerinde genel yetki kurallarına göre yetkili icra dairesinin, borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi olduğunu, müvekkili şirket ... Hırd. Tur. Petrol Ürün. Oto Serv. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin işyeri adresinin ANTALYA olduğunu, nitekim araç kiralama sözleşmesi de Antalya'da yapıldığını, yetkili mahkemenin ANTALYA mahkemeleri olduğunu, müvekkili ... Hırd. Tur. Petrol Ürün. Oto Serv. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin Rent A Car şirketi olduğunu, ... plakalı aracın dosyaya sunulan araç kiralama sözleşmesi (EK 2) ile 20.09.2021 tarihinde ...'a kiraya verildiğini, müvekkilinin bu davanın tarafı olması için bir sebep, kusur ve sorumluluğu, illiyet bağının bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Davalı vekilinin HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, sigorta şirketi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi gereğince kendi sigortalısından rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Öncelikle husumet konusu incelenmiştir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”, 85/son maddesinde ise; “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş ve kanun koyucu 91/1. maddede işletenlerin, bu Kanun’un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır. Anılan maddede düzenlenen ve uygulamada “trafik sigortası” olarak da adlandırılan zorunlu mali mesuliyet sigortası, karayollarında motorlu araç işletenin üçüncü kişilere verdiği bedensel zararlar ve eşya zararlarından dolayı onun mali ve hukuki sorumluluğunu üçüncü kişilere karşı güvence altına alan, bir yandan sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan dolayı sigorta ettirenin mal varlığındaki azalmayı önlemeyi, diğer yandan da sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini amaçlayan, hem sigorta ettiren hem de onun eylemiyle zarar gören kişilerin menfaatlerini dengeleyen kendine özgü bir sigorta türüdür (Rauf Karasu: Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Ankara 2016, s. 22). 2918 sayılı Kanun’un 95. maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır. Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Işıl Ulaş: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010 ). Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95/2. maddesine dayalı olarak görülen rücu davası (menfi tespit) yönünden hüküm ifade etmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2023 tarih ve 2022/4-1129 Esas, 2023/1234 Karar sayılı ilamı) Sigorta Genel Şartları'nda sigortanın, sigortalıya rücu hakkı, "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili maddede; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: ...c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar..." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde Sigorta Şirketi yapılan zarar ödemesini rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Talebin dayanağı 2918 sayılı Kanun’un 95/2 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4-c maddesi olup ileri sürülen bu sübjektif hakkın muhatabı, “sigorta ettiren” yani davalı olduğundan davalının taraf sıfatının bulunduğu açıktır. Davalının aracı üçüncü kişiye uzun süreli kiraya vermesi nedeniyle işleten sıfatını haiz olmaması söz konusu madde anlamında husumeti ortadan kaldırmaz. İtirazın iptali davalarında, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi durumunda, İİK'nın 50. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın HMK'nın 164. maddesi hükmü uyarınca ön sorun olarak incelenmesi gerekir. İİK'nın 50. maddesine göre para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun yetkiye ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağı düzenlenmiş, HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur. Kaza yeri Etimesgut olup, zarar sorumlularına karşı ödemede bulunan sigortacının, kendi akidi olan sigorta ettirene veya halefiyet ilkesi uyarınca üçüncü kişilere karşı açacakları rücu davalarında yetkili mahkemenin hangi yer mahkemesi olacağı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesi kapsamında düzenlenmiş değildir. Anılan madde ile genel şartların C.7 maddesinde, zarar gören üçüncü kişilerin ve bunların haleflerinin zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açacakları tazminat davaları bakımından bir yetki kuralı getirilmiştir. Sigortacının kendi akidine ya da halefiyet ilkesi gereği üçüncü kişilere karşı açtığı davalarda uygulanacak yetki kuralları, 6100 sayılı HMK 'nın 6/1. maddesinde düzenlenen ve genel yetki kuralı olan, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ve/veya trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan, HMK'nın 16.maddesine göre, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir. Bu nedenle yetkiye yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. (e)- duruşmanın reddedilmesinin savunma hakkını kısıtladığına ilişkin olarak, Hukuk Muhakemeleri'nde Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası Hakkında Yönetmelik'in 8. maddesinde e-duruşma talep ve usulü düzenlenmiş; "(1) Taraflardan biri veya vekili, duruşmaya e-duruşma sistemi yoluyla katılmayı, usul işlemleri yapmayı ya da tanığın, bilirkişinin veya uzmanın e-duruşma sistemi yoluyla dinlenilmesini gerekçesiyle birlikte mahkemeden talep edebilir. (2) e-duruşma,UYAP mobil uygulamaları, avukat veya vatandaş portalı üzerinden duruşma gününden en az iki iş günü önce mahkemesinden talep edilir." e-duruşma talebinin değerlendirilmesi ise 9. maddede düzenlenmiş olup; "(1) e-duruşma talebi hakkında hâkim, duruşma gününden en az bir iş günü önce kabul veya ret hususunda karar verir. Bu karar kesindir. (2) Aşağıdaki sebeplerden birinin bulunması durumunda e-duruşma talebi gerekçesi gösterilmek suretiyle reddedilebilir: a) Talebin süresinde yapılmaması, b) Talebin hakkın kötüye kullanılması veya yargılamayı sürüncemede bırakma amacı taşıması, c) e-duruşma yapılmasını zorlaştıran hukuki, fiilî veya teknik engellerin bulunması, (3) Hastalığı, yaşlılığı veya engelliliği sebebiyle mahkemeye bizzat gelmesi durumunda zorluk yaşaması muhtemel olan taraf, tanık, bilirkişi, uzman ve diğer ilgililerin talepleri hâlinde öncelikle e-duruşma sistemi yoluyla dinlenilmelerine karar verilir, (4) e-duruşma talebinin kabulüne veya reddine ilişkin karar, UYAP üzerinden veya diğer usullerle talepte bulunana bildirilir." şeklindedir. Davalı vekili 03.09.2024 tarihli duruşma için yönetmeliğin 8.maddesine göre duruşmadan iki iş günü önce e-duruşma talebinde bulunması gerekirken bir iş günü önce e-duruşma talebinde bulunmuştur. Davalı vekilinin talebi süresinde değil ise de, e-duruşma talebi hakkında sözkonusu yönetmeliğin 9.maddesine göre mahkemece e-duruşma talebi ile ilgili karar verilmesi gerekirken bu hususta bir karar verilmemesi yönetmeliğe aykırıdır. Davalının e-duruşma talebinin süresinde yapılmadığı sabit olmakla birlikte sözkonusu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilip yönetmeliğin 9/4.maddesine göre talep sonucunun davalı vekiline tebliği gerekirken bu hususta bir değerlendirme yapılmaması hatalıdır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, tüm deliller toplanarak oluşacak sonuca göre yeniden hüküm kurulması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK’nın 353/1-a-4 maddesi gereğince KABULÜ İLE, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/09/2024 tarihli, 2024/288 Esas, 2024/872 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan gider avansından, kullanılmayan kısmın ilgilisine talep halinde iadesine, 4-İstinafa gelen davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine, 5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara Batı İcra Dairesi'nin 2023/59182 Esas sayılı dosyasına depo edilen 98.944,89 TL bedelli teminat mektubunun YATIRAN TARAFA İADESİNE, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.