Başvuru, ağır kalp rahatsızlığı olmasına rağmen ceza infaz kurumu koşullarında tutulmanın işkence ve kötü muamele yasağını; tutukluluğun devamına dair kararlarda somut bulguların yer almamasının, bu kararların gerekçesiz ve şablon şeklinde olmasıyla tutukluluk süresi ile yargılama süresinin makul olmamasının kişi hürriyeti ve güvenliği ile makul sürede yargılanma haklarını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ağır kalp rahatsızlığı olmasına rağmen ceza infaz kurumu koşullarında tutulmanın işkence ve kötü muamele yasağını; tutukluluğun devamına dair kararlarda somut bulguların yer almamasının, bu kararların gerekçesiz ve şablon şeklinde olmasıyla tutukluluk süresi ile yargılama süresinin makul olmamasının kişi hürriyeti ve güvenliği ile makul sürede yargılanma haklarını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 7/3/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuru tarihinde Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) tutuklu olarak bulunmaktadır. Başvurucu; devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet, iş ve çalışma hürriyetini engelleme, eğitim ve öğretimi engelleme suçlarına azmettirme suçlarından hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 14/4/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve 18/4/2009tarihinde tutuklanmıştır. Soruşturma sonucunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK madde ile görevli) 9/6/2010 tarihli iddianameyle başvurucunun anılan suçlardan cezalandırılması için Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde (CMK madde ile görevli) kamu davası açmıştır. Açılan kamu davasındabaşvurucu ile birlikte 103'ü tutuklu, toplam 151 sanığın yargılanmasına başlanmıştır. Mahkeme tensip zaptında duruşmaların güvenliği için gereken güvenlik görevlisi sayısı, dosyasının niteliği itibarıyla katılacak avukat sayısı ve seyirciler gözetildiğinde adliyedeki duruşma salonlarının yetersiz kalacağını belirtmiştir. Bu nedenle Mahkeme; Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığından bir duruşma salonunun hazırlanmasını, hazırlanacak duruşma salonunda sesli ve görüntülü kayıt sisteminin kurulmasını, buna yönelik fiziki, teknik ve personel ihtiyacının karşılanmasını istemiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi ilk duruşmayı 18/10/2010 tarihinde gerçekleştirmiştir. Mahkeme 7/3/2014 tarihine kadar toplam altmış üç duruşma yapmıştır. Duruşmaların uzamasında sanıkların ana dilde savunma yapmak istemeleri ve Mahkemenin sanıkların Türkçe bildiği gerekçesiyle bu talepleri reddetmesi önemli bir rol oynamıştır.Ayrıca iki defa hâkimin reddi talep edilmiştir. Mahkeme, yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu kanaatiyle bu talepleri reddetmiştir. Karara yapılan itiraz da yetkili mahkeme tarafından reddedilmiştir. Mahkeme 7/3/2014 tarihli duruşmada, 6/3/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik üzerine 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun geçici maddesi ve 7/10/2014 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un maddesi gereğince dosyanın görevli ve yetkili Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine devrine karar vermiştir. Başvurucunun yargılanmasına ilişkin anılan süreç içinde bireysel başvuruya konu edilen karar, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 3/2/2014 tarihli, başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karardır. Anılan karara yapılan itiraz Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 18/2/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvurucunun yargılamasına devam eden Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 12/4/2014 tarihli kararıyla başvurucuyu serbest bırakmıştır. Devam eden yargılama sonunda Mahkeme 27/3/2017 tarihli kararı ile başvurucunun terör örgütü yöneticiliği suçundan 21 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, diğer suçlar açısından ise beraat, düşme ve kovuşturmanın ertelenmesine karar vermiştir. Başvurucu karara karşı istinaf yoluna başvurmuş olup inceleme sonuçlanmamıştır. Başvuru dosyasına sunulan belgelerde ve UYAP üzerinde yapılan incelemedebaşvurucunun tutukluluğa itiraz gerekçeleri belirlenememiştir. Bununla birlikte, bireysel başvuru formunda, başvurucu ciddi sağlık sorunları yaşadığından tutukluluğunun devam etmesinin hayati risk oluşturduğu ileri sürülmüştür. Bu bağlamda başvurucu, ileri sürdüğü sağlık sorunlarına ilişkin bazı tıbbi belgeleri başvuru dosyasına eklemiştir. Sunulan belgeler arasında bulunan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin 27/10/2005 tarihli ve 27514 sayılı raporuna göre başvurucu, aterosklerotik kalp hastası olup ömür boyu ilaç ve diyet tedavisi görmelidir. Başvurucu 18/4/2009 tarihinde tutuklandıktan sonra anılan raporda belirtilen rahatsızlığı nedeniyle Ceza İnfaz Kurumu Hekimliğine başvurmuştur. Bunun üzerine başvurucu 8/5/2009 tarihinde kardiyoloji polikliniğine sevk edilmiştir. Diyarbakır Devlet Hastanesine götürülen başvurucuya kalp rahatsızlığına ilişkin olarak birçok test yapılmıştır. Bu testlerden sonra başvurucu yaklaşık bir ay sonra tekrar hastaneye sevk edilmiştir. Diyarbakır Devlet Hastanesinin 8/7/2009 tarihli ve 1730137/6309 sayılı sağlık kurulu raporunda başvurucunun koroner arter hastalığı olduğu tespit edilmiştir. Bunun dışında raporda başvurucunun rahatsızlığının ceza infaz kurumu şartlarında tedavi edilip edilemeyeceğine yönelik herhangi bir tespit yapılmamıştır. Başvurucu anılan ilk muayenelerden sonra tutukluluk sürecinde rahatsızlığı sebebiyle birçok kez hastaneye sevk edilmiş, anjiyo yapılmış ve ilaç tedavisine devam edilmiştir. Sunulan belgelerden bu süreç içinde başvurucunun Ceza İnfaz Kurumundan ve Cumhuriyet Başsavcılığından iki ayrı talebi tespit edilmiştir. Ceza İnfaz Kurumuna yazdığı 1/11/2012 tarihli dilekçede başvurucu, tedavi sürecinde kullandığı ilaçların muayeneyi yapan doktora gösterilerek yeni tavsiyelerinin sorulmasını talep etmiştir. Aynı gün içinde başvurucuya cevap verilmiş ve ek ilaç tavsiyesinde bulunulmuştur. Başvurucunun Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 5/3/2013 tarihli dilekçede ise ceza infaz kurumu şartlarında kalmasının, ciddi sağlık sorunlarının tedavisine imkân vermediğini belirtmiş; bu nedenle infaz ertelenerek tutuksuz yargılanmayı talep etmiştir. Dosya kapsamında, talebe cevap verilip verilmediğine, cevap verildiyse başvurucunun buna ilişkin herhangi bir itirazda bulunup bulunmadığına dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Öte yandan başvurucu aynı rahatsızlığı nedeniyle 25/11/2013 tarihinde Dicle Üniversitesi Hastanesine yatırılmıştır. Hastanenin Kalp Damar Cerrahisi Yoğun Bakım Çıkış Özeti'ne göre kırk iki gün süre ile hastanede kalan başvurucu 6/1/2014 tarihinde şifa ile taburcu edilmiştir. Bu süreçte başvurucu 27/11/2013 tarihinde koroner arter by-pass ameliyatı olmuştur. Başvurucu anılan belgeler dışında birçok diyet listesi sunmuştur. Ancak başvurucu bu diyet listelerinin uygulanmaması nedeniyle Ceza İnfaz Kurumu idaresinden herhangi bir talepte bulunup bulunmadığına veya diyetlerin uygulanmamasından dolayı yetkili infaz hâkimliğine şikâyetçi olup olmadığına dair herhangi bir bilgi ve belge sunmamıştır. Başvurucu 7/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Tutukluların yükümlülükleri” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: “Bu Kanunun; … hastalık nedeniyle nakil,… muayene ve tedavi istekleri,… muayene ve tedavileri,… sağlık denetimi, hastaneye sevk, infazı engelleyecek hastalık hâli, …konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir.” 5275 sayılı Kanun’un maddesinin (1), (2), (3) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır. (3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirdebirer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir. …(6) (Ek fıkra: 24/01/2013-6411 S.K./ mad) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.” 5275 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri şunlardır:“Hastalık nedeniyle nakil Madde 57- (1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir. (3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir. (4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde Adalet Bakanlığına bilgi verilir.(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir. Hükümlünün muayene ve tedavi istekleriMadde 71- (1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.Hükümlünün muayene ve tedavisiMadde 78- (1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır. (2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.…Hastaneye sevk Madde 80- (1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir. İnfazı engelleyecek hastalık hâli Madde 81- (1) Kurum hekimi veya görevli hekim tarafından yapılan muayene ve incelemeler sonucunda hükümlünün cezasını yerine getirmesine engel olabilecek hastalığı saptanırsa durum, kurum yönetimine bildirilir.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır."