Başvuru, naklen atama talebine muvafakat verilmemesi ve bu işleme karşı açılan davada sunulan deliller ve ileri sürülen iddialar tartışılmadan davanın reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkı ile maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, naklen atama talebine muvafakat verilmemesi ve bu işleme karşı açılan davada sunulan deliller ve ileri sürülen iddialar tartışılmadan davanın reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkı ile maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 21/10/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 23/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Jandarma Genel Komutanlığı Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı Kimyasal İnceleme Şube Müdürlüğünde kimyasal inceleme uzmanı olarak görevine devam etmekte iken 2012 yılında Gümrük ve Ticaret Bakanlığında münhal bulunan kadroya naklen atanmak istemiş ancak hizmetine ihtiyaç duyulduğu gerekçesiyle muvafakat verilmemiştir. Başvurucu, muvafakat verilmemesi işleminin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. AYİM İkinci Dairesi 5/3/2014 tarihli ve E.2013/102, K.2014/327 sayılı kararı ile davayı oyçokluğuyla reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Devlet Memurlarının bir kurumdan diğerine nakillerine ilişkin usul ve esaslar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 74’üncü maddesinde yer alan "Memurların, bu Kanuna tabi kurumlar arasında kurumların muvafakati ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68’inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan bir kadroya nakilleri mümkündür" hükmü ile düzenlenmiştir.Kanun, memurların farklı kurumlar arasında mutabakatın oluşması halinde, bu kurumlar arasında naklen atanma imkânını tanımıştır. Bu hüküm ile kurumlar açısından naklen atanma işlemine muvafakat yetkisi takdiri bir yetki olarak düzenlenmiştir. Kurumlar kişinin atanması ile hizmetin yürütülmesinde aksaklık meydana gelip gelmeyeceği ve atamayı talep eden kişinin atama talebine esas menfaati arasındaki dengeyi gözeterek takdir yetkisini kullanmalıdır.İdare, işlem ve eylemlerini yaparken “kişi yararı” ve “kamu yararını” göz önünde bulunduracak, yasal sınırlar içerisinde takdir hakkını bu amaçları gerçekleştirmek için kullanacaktır. Ancak, söz konusu yetkinin kullanılma biçim ve esasları ile sınırı ne olmalıdır ki, atamaya yetkili makam hukuka uygun hareket etmiş olsun? Şu halde, söz konusu takdir hakkının davalı idarece hangi kriterlere göre kullanılması halinde hukuka uygun düşeceği hususu, hukuka uygunluk denetimi açısından önem arz etmektedir.Bilindiği üzere, idareye tanınan takdir hakkı (yetkisi) hiçbir zaman mutlak ve sınırsız değildir. Kamu hizmetinin verimliliği, etkinliği ve kamu yararı ile kişi yararı arasında bir denge kurulması zorunluluğu, bu hak ve yetkinin sınırını oluşturmaktadır. Takdir hakkının, idarece takip edilen amaca uygun olarak kullanıldığı, keyfilikten, kişisel ve duygusal, subjektif değerlendirmelerden kaçınıldığı ve uzak olduğu, objektif ve gerçek kıstaslara bağlı kalındığı sürece, yargı denetimi dışında tutulması gerektiğinde kuşku yoktur. Ne var ki, idarenin takdir hakkını yerinde kullanmadığının iddia edilmesi halinde, bu sınırların aşılıp aşılmadığının idari yargı organınca denetlenmesi de kaçınılmaz olmaktadır. Diğer bir deyişle, Anayasanın 125/4’üncü maddesinde düzenlenmiş bulunan “İdarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez’' tarzındaki hükmün; idarenin sınırsız ve mutlak takdir hakkına sahip olduğu ve böylece takdir hakkının idari yargı denetimine tabi olmadığı yönünde yorumlanması ve uygulanması, yine Anayasa ile öngörülen “hukuk devleti” ilkesi ile bağdaşmayacaktır. Bu nedenle, anılan yetkinin sınırlarının (takdir hakkının) özellikle “yüksek mahkemelerce” olmak koşuluyla, yargı yerlerince çizilebileceği ve hatta bu konuda hiçbir yasal sınırlamanın kabul görmeyeceğinin benimsenmesinde kamu yararı bulunduğu gözden uzak tutulmamalıdır.Dava konusu olayda, davacının kurumlar arası naklen atanması için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Personel Daire Başkanlığına 2012 tarihli dilekçesi ile anılan Bakanlığa naklen atanma talebinde bulunduğu, ilgili Bakanlık tarafından 2012 tarihli yazı ile davacının görev yaptığı daireye muvafakat verilip verilmeyeceği hususunda başvuruda bulunduğu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının davacıya hitaben yazmış olduğu 2012 tarihli yazısı ile davalı idarenin 2012 tarihli yazısı ile söz konusu muvafakat talebine olumlu yanıt vermediği görülmektedir. Davalı idarenin davacının kurumlar arası naklen atanması için muvafakat verip vermeme hususunda takdir yetkisinin bulunduğu, ancak bu yetkinin objektif ölçütler doğrultusunda kamu yararı ile birey yararı gözetilerek kullanılıp, kullanılmadığının denetlemesi gerekmektedir.Bu kapsamda dava dosyası incelendiğinde; 05/12/2013 tarihi itibariyle Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı [...] Şube Müdürlüğünde Kimyasal İnceleme Uzmanı (Astsubay) kadro sayısının 4, mevcudun 1; Kimyasal İnceleme Uzmanı(Sivil Memur) kadro sayısının 30 mevcudun 8 olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca 10 Astsubay ve 3 Sivil Memur uzman yardımcısının görev yaptığı, uzman yardımcılarının yetiştirilmelerini müteakip 2014 yılında yeni teşkil edilecek İstanbul ve diğer laboratuvarlarda görevlendirilecekleri belirtilmiştir. Davacı vekilince iddia edilen hususlar kapsamında Davacının muvafakat talebinden sonra davacıyla aynı birimde çalışan 4 sivil memurun muvafakat taleplerinin birisi eş durumu itibariyle olmak üzere uygun olarak karşılandığı Davalı idarenin 2014 tarihli yazısı ile anlaşılmış, bu işlemlere dayanak teşkil eden muvafakat taleplerinin Ağustos 2013, Eylül 2013, Ekim 2013 ve Kasım 2013 tarihlerinde gerçekleştiği belirtilerek Davalı İdarenin 2014 tarihli yazısı ile 2013 tarihinde alınan Komuta Katı Onayı ile özel nitelikli (A Grubu) kadrolara ilave olarak asaleti tasdik olan sivil memurlardan eşit ve daha alt statüdeki kadrolara muvafakat taleplerinin de olumlu değerlendirmeye başlandığı ifade edilmiştir.Tüm bu veriler ışığında 2013 tarihinde kayıt altına alınan dava dilekçesi ve davacının 09 2012 tarihindeki muvafakat talebi dikkate alındığında; davacının görevden ayrılması halinde personel zafiyeti olacağı, dolayısıyla hizmette aksamalara neden olabileceği, öte yandan dosyadaki delil durumuna göre; davacının bulunduğu görev yerinde değil de başka bir görev yerinde istihdamında kamu yararı bulunduğu kabul etmenin mümkün olmadığı, davacının “geçmek istediği kamu kurumunda statü ve özlük hakları açısından daha fazla imkana sahip bulunduğu” yönündeki iddialarının somut bilgi ve belgelerle ortaya konmadığı, muvafakat talebinin eş, sağlık ve kadro bulunmaması gibi nedenlere dayanmadığı, muvafakat verilen personelin yerine yenisinin temininde ve özellik arz eden personelin yetiştirilmesinde güçlük çekildiği ve sürdürülen kamu hizmetinin zaafa uğramaması ve hizmetin daha iyi işlemesi maksadıyla davalı idarece, hizmet ihtiyacı ve personel temininde güçlük çekilmesi gerekçe gösterilmek suretiyle davacıya muvafakat verilmemesi işleminde idarece kullanılan takdir yetkisinin kamu yararı ile birey yararı dengesi gözetilerek ve objektif kriterlere bağlı kalınarak kullanıldığı, bu nedenle davacının Gümrük ve Ticaret Bakanlığına naklen atanması için muvafakat verilmemesi işleminin hukuka aykırı olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır." Karara katılmayan üyelerin karşıoyu ise şöyledir:"Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden davacının muvafakat talebinin personel noksanlığı nedeniyle hizmet ihtiyacı gerekçesi ile reddedilmesini müteakip, davacıyla aynı kurumda aynı ünvanda görev yapan 4 adet Kimyasal inceleme uzmanının kurumlararası naklen atama talebine muvafakat verildiği, bu personelden sadece bir tanesinin muvafakat verilme gerekçesinin eşinin atandığı garnizonda kadrosunun bulunmaması olduğu, diğer üç personel için her hangi bir gerekçe belirtilmeden muvafakat taleplerinin kabul edildiği, dolayısıyla davalı idarenin bu konudaki takdir hakkını keyfilikten kişisel ve duygusal değerlendirmelerden kaçınarak talep edilen amaca uygun olarak kullanıldığının söylenemeyeceği, dolayısıyla objektif kriterlere uygun olarak tesis edilmeyen dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, bu nedenle iptaline karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan aksi yönde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılmadık." Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 9/7/2014 tarihli ve E.2014/1205, K.2014/1073sayılı kararıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir. Bu karar 29/9/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 21/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Maddesi şöyledir:''Memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakatı ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri mümkündür. Kazanılmış hak derecelerinin altındaki derecelere atanabilmeleri için ise atanacakları kadro derecesi ile kazanılmış hak dereceleri arasındaki farkın 3 dereceden çok olmaması ve memurların isteği de şarttır.... 13/12/1960 tarihli ve 160 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamına giren kurumlarla bu Kanuna tabi kurumlar arasındaki nakillerde de yukarıdaki hükümler uygulanır. Aynı kanunun 4 üncü maddesi kapsamına giren kurumlarda çalışıp 657 sayılı Kanuna tabi olmayan personelden, hizmete giriş dereceleri 36 ncı madde ile tespit edilen giriş derecelerinin üzerinde olanların ilk ilerleme ve yükselmeleri için kanuni bekleme sürelerine yukarıda yazılı dereceler arasındaki sürelere tekabül eden süre kadar ilave edilir.''