10. Hukuk Dairesi 2022/7662 E. , 2022/11320 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, yetim aylığını sona erdiren Kurum işleminin iptali ile kesilen aylıkların kesildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anl…
**10. Hukuk Dairesi 2022/7662 E. , 2022/11320 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, yetim aylığını sona erdiren Kurum işleminin iptali ile kesilen aylıkların kesildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Önceki bozma ilamı ile "... Eldeki davada, bir önceki bozma ilamında belirtildiği üzere davacı ile boşandığı eşinin 18.09.2014 tarihine kadar -26.05.2009 - 18.09.2014 tarihleri arasında- birlikte yaşadıkları sabit kabul edilmiştir. Bozma ilamında bu kabul açıklıkça belirtilmişken; uyulan bozma ilamındaki kazanılmış haklara aykırı şekilde, uyuşmazlığın 18.09.2014 tarihinden sonraki dönem yönünden değerlendirilmesi gerekirken, 26.05.2009 - 18.09.2014 tarihleri yönünden davanın kabulü yerinde değildir. Ayrıca, 18.09.2014 tarihinden, dava tarihi olan 18.12.2014 tarihine kadar bozma ilamı doğrultusunda toplanan delillerden davacının boşandığı eşi ile ayrı yaşadığına dair delil toplanamadığından bu dönem yönünden de kabule dair hüküm kurulması isabetsizdir." şeklinde detaylı ve yol gösterici açıklama yapılarak karar bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Mahkemece bozma sonrası yapılan araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanağı, 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 59/2. maddesinde: “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.