9. Ceza Dairesi 2021/5950 E. , 2023/5102 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı …
**9. Ceza Dairesi 2021/5950 E. , 2023/5102 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2015 tarihli ve 2014/429 Esas, 2015/117 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca neticeten 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği Mağdure hakkında düzenlenen raporda herhangi bir bulgu tespit edilemediğine, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, isnat edilen suçun işlendiğine dair dosya kapsamında her tülü şüpheden uzak ve inandırıcı nitelikte herhangi bir delil bulunmadığına, tanık beyanlarında da herhangi bir bilgi olmadığına, mağdurenin ifadesinin çelişkili olduğuna, suça sürüklenen çocuğun tevilli ikrarının söz konusu olmadığına, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmadığına, cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmediğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemenin kabulü; 1. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde iddia, suça sürüklenen çocuğun savunması, mağdur ve katılanlar anlatımları, tutanaklar, adli raporlar, nüfus ve adli sicil kayıtları ile tüm dosya içeriğinden; mağdur ile suça sürüklenen çocuğun aynı mahallede oturdukları, suça sürüklenen çocuğun mahallelerindeki bir düğüne gelen mağduru evlerine çağırdığı, evde yatalak anneannesinin dışında kimsenin olmadığı, mağduru odasına götürdüğü, odada suça sürüklenen çocuğun mağdurun giysilerini dizine kadar indirerek mağduru kanepeye domalttığı ve anal yoldan cinsel organını mağdura sokmak suretiyle fiili livatada bulunduğu, mağduru aralarında geçenleri kimseye söylememesi konusunda uyardığı, mağdurun bu olayı öğrenen ve aynı okulda okuyan ... isimli çocuğun durumu mağdurun eğitim gördüğü okul idaresine bildirmesi üzerine, okul idaresinde görevli rehber öğretmenin mağdur ile görüştüğü ve akabinde olayın adli makamlara intikal ettiği, suça sürüklenen çocuğun bu şekilde üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği sonucuna varılmıştır. 2. Suça sürüklenen çocuk soruşturma aşamasındaki savunmasında, "Komşumuz olan (...) (...) (...) evimizin kapısının oraya geldi, içeri girince o da içeri girdi, ... ... bana götten koysana diyerek pijamasını indirdi, karanlıktı, üzerinde çamaşırı kaldı mı bilmiyorum,evde ninem vardı, ben kapat, kapat dedim o ise koysana, koysana dedi. Ben ona bir şey yapmadım" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemedeki savunmasının devamında da genel olarak benzer şekilde beyanda bulunmuştur. Mağdur soruşturma aşamasındaki 22.10.2014 tarihinde saat 16.50 itibariyle alınan ilk beyanında kendisine ... isimli çocuğun cinsel istismarda bulunduğunu beyan etmiştir. Bilahare aynı gün saat 22.50 itibariyle alınan beyanında ise kendisine komşularının on üç-on dört yaşlarındaki ... isimli çocuğunun cinsel istismarda bulunduğunu beyan etmiş ve olayın nerde ne şekilde gerçekleştiğini detaylı olarak anlatmıştır. Beyanları arasındaki çelişkinin nedenini de suça sürüklenen çocuğun aralarında geçenleri kimseye anlatmamasını istemisi olarak izah etmiştir. Olay okul idaresine ve bilahare de adli makamlara mağdurun anlatımları üzerine değil, başka bir öğrencinin anlatımları üzerine intikal etmiştir. Dolayısıyla mağdurun yaşı ve suça sürüklenen çocuğun tembihleri ve komuşularının oğlu olması nedeni ile önce suça sürüklenen çocuğu koruma amaçlı beyanlarda bulunduğu değerlendirilmiştir. Zira suça sürüklenen çocuğun savunmaları da aslında, genel olarak mağdurun olayın suça sürüklenen çocuğun evlerinde mahallelerinde düğün olan bir günde gerçekleştiği ve evde sadece suça sürüklenen çocuğun yatalak anneannesinin olduğu bir günde gerçekleştiği yönündeki anlatımlarını doğrulamaktadır. Olayın adli makamlara üzerinden zaman geçtikten sonra intikal etmesi nedeni ile fiziki bulguların zamanla kaybolması da olağandır. Mağdurun aralarında bir sorun olmayan komşularının çocuğuna asılsız suç atmasını gerektirir bir neden bulunmamaktadır. Kaldı ki yukarıda da açıklandığı üzere suça sürüklenen çocuğun tevil yollu ikrar olarak değerlendirilebilecek beyanları da mevcuttur. Bu nedenle isnat edilen olayın gerçekleştiği yönünde mahkemede tam bir vicdani kanaat oluşmuş ve suça sürüklenen çocuğun cezalandırılmasına karar verildiği belirtilmiştir. 3. Suça sürüklenen çocuğun mağdura birden fazla cinsel istismarının bulunduğu, ancak mağdurun korkusundan kimseye durumu anlatamadığı iddia edilmiş ise de buna ilişkin olarak suça sürüklenen çocuğun tevil yollu da olsa bir beyanının olmadığından suça sürüklenen çocuk hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmadığı belirtilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Ancak; mağdurun beyanları, savunma, mağdurun yaşı, Mersin Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 23.10.2014 tarihli raporda yer alan olay öyküsünde mağdurun, suça sürüklenen çocuğun pantolonunu indirdikten sonra kendisini cinsel organının üzerine oturttuğunu beyan etmesi ve anılan raporda mağdurun anal muayenesinde akut ve/veya kronik fiili livatanın tıbbi delillerine ait bulguya rastlanmadığının da belirtilmesi ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, suça sürüklenen çocuğun mağdura organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğu hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2015 tarihli ve 2014/429 Esas, 2015/117 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, farklı gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.09.2023 tarihinde karar verildi.