12. Ceza Dairesi 2014/12813 E. , 2014/18443 K. Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat Hüküm : 3.800 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesi Davacı vekilinin 11.07.2006 tarihli dilekçesi ile müvekkili davacıya ait çaylara bir suç soruşturması nedeniyle el konulduğunu, yapılan soruşturma sonunda üzerine atılı suçla ilgili olarak hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini belirterek CMK’nın 141. ve devamı mad…
**12. Ceza Dairesi 2014/12813 E. , 2014/18443 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat Hüküm : 3.800 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesi Davacı vekilinin 11.07.2006 tarihli dilekçesi ile müvekkili davacıya ait çaylara bir suç soruşturması nedeniyle el konulduğunu, yapılan soruşturma sonunda üzerine atılı suçla ilgili olarak hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini belirterek CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin açılan davanın mahkemece maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Tazminat davasının dayanağı olan Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığının, 2005/1807 Soruşturma - 2006/123 Karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinde; şüpheliye (davacıya) ait çaylara kaçakçılık yapma suçundan, 20.09.2005 – 03.05.2006 tarihleri arasında el konulduğu, yapılan soruşturma sonunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın itiraz incelemesi sonucu 25.04.2006 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının 11.07.2006 tarihinde, CMK’nın 142/1. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmış, manevi tazminat davaları kişilik hakkını koruyan, haksız tecavüzün doğurmuş olduğu olumsuz sonuçlarını, yani zararın giderilmesini, telafi edilmesini amaçlar. Manevi tazminat davası için, kişilik haklarının ihlal edilmesi özellikle sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin ihlali ve hukuka aykırı bir fiilin bulunması gerekir. Yakalanan veya tutuklanan kimsenin gerek aile gerek iş çevresinde itibarının sarsılması, aile, çocuk ve yakınları için tutukevinde hasret çekilmesi, kişinin tutuklanması nedeniyle ruhi sıkıntılar çekmesi, cezaevi şartları, buralarda duyduğu acı ve ızdıraplar kişinin manevi zararının giderilmesini gerekli kılar. Tutuklanan kimseye verilecek manevi tazminatın tespitinde; tutukluluk süresi, kişinin sosyal ve ekonomik yeri, üzerine yüklenen ve ceza kovuşturmasına konu olan suçun nitelik ve kapsamı göz önünde bulundurulmalıdır, bu açıklamalar ışığında, yalnızca haksız yere yakalanan ya da tutuklanan kişinin çektiği acının karşılığı olarak manevi zarar ödenmesi gerektiği, haksız el koyma nedeniyle manevi tazminat şartlarının oluşmayacağı gözetilerek davacı lehine el koyma nedeniyle manevi tazminata hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmemiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda maddi tazminat için soruşturma dosyasına sunulan faturalar üzerinden hesap edilen miktarın davacının zararını gerçeğe yakın miktarda belirlediğinin anlaşılması karşısında; tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Bozmaya uyularak yapılan incelemeye, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarına ve eksik incelemeye ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak; Davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen soruşturma dosyasında kendisini vekille temsil ettirmiş olsa bile bu konuda talep olmamasına rağmen, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen maktu vekalet ücretinin maddi tazminata eklenmesi suretiyle fazla maddi tazminata hükmedilmesi, Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün 1. fıkrasının hükümden bütünüyle çıkartılarak yerine 1. fıkra olarak “ Davacı yararına bilirkişi raporuna dayanarak hesaplanan 3.600,00 TL maddi tazminatın haksız işlem tarihi olan 20/09/2005 tarihinden itibaren, hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine,” cümlesi yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün, DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.