4. Hukuk Dairesi 2011/6332 E. , 2012/8170 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 2-... vekili Avukat ... Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 10/11/2006 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 29/05/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz…
**4. Hukuk Dairesi 2011/6332 E. , 2012/8170 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 2-... vekili Avukat ... Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 10/11/2006 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 29/05/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu haberler, Antalya Körfez gazetesinin 24.07.2006, 26.09.2006, 27.09.2006, 11.10.2006, 16.10.2006, 02.11.2006, 06.11.2006, 08.11.2006 günlü sayılarında " özel idarede telefon krizi", "devletten aylık STK'lara uşaklık", "adaylar makam valsinde", "devlette açık çek", " Valilik makamından görüntü var ses yok", " 32 yıllık mı?", " Gülşen'e inceleme başlattık", "Gülşen meclisi gerdi", başlıklarıyla yayınlanmış olup Antalya İl Özel İdare Müdürlüğünde yaşanan bir takım olayların konu edildiği ve atama yapılacak yeni daire başkanlıklarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, Antalya İl Özel İdare müdür yardımcısı olarak görev yapmakta ve yeni kurulacak daire başkanlıkları için atanacak adaylar bulunmaktadır. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. -/- -2- 2011/6332-2011/8170 Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.