Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/5534 E. , 2024/491 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/5534 Karar No : 2024/491 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACILAR) : 1-... 2-... 3- ... 4- ... 5-... VEKİLİ : Av. ... KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının gerekçeli olarak onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 24/02/2021 tarih ve E:2020/1428 …
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/5534 E. , 2024/491 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/5534 Karar No : 2024/491 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACILAR) : 1-... 2-... 3- ... 4- ... 5-... VEKİLİ : Av. ... KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının gerekçeli olarak onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 24/02/2021 tarih ve E:2020/1428 K:2021/710 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın Bursa Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde yatmakta iken hastanede meydana gelen yangın nedeniyle hayatını kaybettiğinden bahisle uğranıldığı belirtilen zararlara karşılık... için 20.000,00 TL (miktar artırımı ile 186.935,68 TL) maddi ve 150.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 4.648,04 TL) maddi ve 50.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 4.648,04 TL) maddi ve 150.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 6.972,05 TL) maddi ve 50.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 15.469,23 TL maddi) ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 10/10/2017 tarih ve E:2016/9366, K:2017/5376 sayılı bozma kararına uyularak verilen ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıların yakınları olan ...'ın ölümünün idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı gerekçesiyle davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile toplam 150.000,00 TL manevi tazminat ile 207.148,94 TL maddi tazminatın 23.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihinden, 184.148,94 TL'lik kısmının miktar artırım dilekçesinin verildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Tarafların temyiz başvuruları üzerine Danıştay Onuncu Dairesinin 24/02/2021 tarih ve E:2020/1428, K:2021/710 sayılı kararıyla; temyize konu karar sonucu itibarıyla hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın gerekçeli olarak onanmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan maddi tazminatın hatalı olduğu, hayatını kaybeden yakınlarının gelirinin asgari ücretten fazla olduğu, cenaze ve ulaşım masraflarına yönelik gerekli inceleme ve araştırmanın yapılmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu; davalı idare tarafından, somut olayda tazmin şartlarının oluşmadığı, maddi tazminatın hesabında hata yapıldığı, aktüerya raporunun bilirkişilik listesinde olmayan bir kişi tarafından hazırlandığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu, manevi tazminata hüküm tarihinden itibaren faiz işletilebileceği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıların karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçelerinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 24/02/2021 tarih ve E:2020/1428, K:2021/710 sayılı kararı kaldırılarak tarafların temyiz istemleri yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden; Davacıların yakını ...'ın Bursa Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi yoğun bakımı ünitesinde yattığı sırada 26/05/2009 tarihinde yangın meydana geldiği, meydana gelen yangın nedeniyle ilgililer hakkında ...Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığı, bu ceza davası kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, adı geçenin ölümünün hastanede çıkan yangın sonucu yapay solunum cihazının devre dışı kalmasına bağlı solunum dolaşım durmasından ileri geldiğinin belirlendiği, başka bir raporda, gerek hastanenin inşaatında ve gerekse hasta kabulüne başlanan dönem içerisinde hastane yönetiminde bulunan kişilerin hastanenin yapımında gerekli özeni göstermediği, özellikle yangına karşı gerekli düzenlemelerin yapılmadığı, inşaat, elektrik ve makine mühendisleri odası gibi yetkili makamlardan gereken belgeleri almadan ve bitmemiş bir hastane adayı olan yapıya hasta kabul ettikleri için dönemin hastane yönetiminde görev alan şahısların tamamen asli kusurlu olduğunun ifade edildiği, bir başka bilirkişi raporunda ise, hastanenin B-2 katında yer alan tomografi bölümünün hasta kayıt kabul odasında yer alan bilgisayarların bulunduğu kısımdaki elektrik sisteminde kısa devre sonucu oluşan elektrik arkı nedeniyle yangının meydana geldiği, hastane binasının inşaat sırasında yangın güvenliği konusundaki düzenlemelerin, yangın yönetmeliğine uygun olarak yapılmadığı, bina yapısı içerisinde duman yayılımın engelleyici düzenlemeler ve zonlamaların yapılmadığının tespit edildiği, bu durumun hastane içerisindeki yangında açığa çıkan sıcak ve zehirli gazların katlar arasında kolay yayılmasına neden olduğu, yoğun bakım ünitesinin en üst katta olması ve bu ünite içerisinde tavanda duman zonlamalarının olmaması, elektrik şaft kapağının bu kat içerisine açılır durumda olması ve yoğun bakım ünitesine yakın tecrit odalarının bulunmamasının hareket kabiliyeti olmayan hastaların ölümü olayının gerçekleşmesine neden olduğunun ifade edildiği, ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile ilgililerin kusurlarına ilişkin değerlendirme yapılarak mahkumiyetlerine karar verildiği, davacılar tarafından, ceza mahkemesi kararının tebliğinden sonra davalı idareye yapmış oldukları maddi ve manevi tazminat talepli başvurularının zımnen reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, ... İdare Mahkemesinin davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı taraflarca yapılan temyiz ve karar düzeltme başvuruları üzerine Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 10/10/2017 tarih ve E:2016/9366, K:2017/5376 sayılı kararıyla, anılan ilk derece mahkemesi kararının maddi tazminata yönelik kısmının eksik incelemeye dayalı olduğu, manevi tazminata yönelik kısmının ise aynı olay nedeniyle vefat eden başka bir hasta için hükmedilen manevi tazminat miktarını aşan şekilde kurulan hükmün gerekçesinin ortaya konulamadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, ... İdare Mahkemesince bozmaya uyularak verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; yukarıda özetlene gerekçeyle davacıların yakını olan ...'ın ölümünün idarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk ve aksaklıktan yani hizmet kusurundan kaynaklandığı sonucuna varıldığı ve davacıların bu yüzden uğradığı zararın hizmet kusuru ilkesi gereğince davalı idare tarafından tazmini gerektiği, davacılara ödenecek olan tazminatın miktarının ve türünün ortaya konulması ve bozma kararında belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla yapılan inceleme ve araştırma ile alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacılar ... ve ...'ın maddi tazminat istemlerinin cenaze ve defin giderleri ile yol masraflarına ilişkin olduğu ve bu giderlerin miktarını gösteren herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, ara kararlarına verilen cevaplardan da defin hizmetlerinden herhangi bir bedel alınmadığı ve davacı ...'ın kendi talebi üzerine mezar yeri onarım belgesinin düzenlendiği, ...'ın ise sefer kayıtlarında isminin bulunmadığı belirtildiğinden bu davacıların maddi tazminat istemlerinin reddi gerektiği, davacıların yakını ...'ın asgari ücretin üzerinden kazanç elde ettiğinin somut bir şekilde ortaya konulamadığı, ...'ın çocukları ... ve ...'ın vefat tarihinde yetişkin oldukları ve destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin de bulunmadığı, ... ise her ne kadar vefat tarihinde evli ise de 22/12/2009 tarihinde boşandığı ve 07/10/2012 tarihinden ise yeniden evlendiği göz önünden bulundurularak sadece 22/12/2009-07/10/2012 tarihleri arasındaki kısıtlı dönemde destekten yoksun kalacağı,... ve ... için ise genel tazminat ilkeleri doğrultusunda destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanması gerektiği, hesaplamaya girecek olan verilere ilişkin olarak yukarıda belirtilen hususlar dışında bir farklılık bulunmadığı ve usul ekonomisi ilkeleri gereğince yeni bir aktüerya bilirkişisinden rapor almak yerine ek bir rapor alınarak yukarıda ve bozma kararında belirtilen hususların ortaya konulması suretiyle tazminat miktarının belirlenmesinin daha uygun olacağı değerlendirilerek ek bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda sunulan ek bilirkişi raporunda... için 246.849,20 TL, ... için 16.516,26 TL ve ... için 4.744,03 TL destekten yoksun kalma zararının tespit edildiği, her ne kadar davacılar tarafından ikinci kez miktar artırımı talebinde bulunulmuş ise de, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasında tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği düzenlendiğinden, usul kuralları gereği bu talebin dikkate alınmadığı ve davacılardan... ile ... için sırasıyla ilk miktar artırım dilekçesinde belirtilen miktarlar olan 186.935,68 TL ve 15.469,23 TL maddi ile ... için ek bilirkişi raporunda belirtilen 4.744,03 TL maddi zararlar olmak üzere toplam 207.148,94 TL maddi zararın tazmini gerektiği, ayrıca, olayın vuku buluş şekli ve davacıların bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri, ölen kişinin ve geride bıraktığı ailesinin yaşları, sosyal ve ekonomik durumları, bu nedenle duyulan elem ve ızdırabın karşılığı olarak davacıların herbiri için 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine toplam 150.000,00 TL manevi tazminat ile 207.148,94 TL maddi tazminatın 23.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 03/02/2014 (kararda sehven 03/02/2019 olarak yazılmıştır.) tarihinden itibaren diğer 184.148,94 TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin verilip harcının yatırıldığı 05/11/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin 11.524,10 TL maddi tazminat talebi ile 350.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize Konu Kararın; Davacılardan... ve ...'ın Maddi Tazminat İstemlerinin Kabulü ile Davacılardan ... Lehine Hükmedilen Maddi Tazminat Miktarının Artırılan Kısmına İşletilecek Yasal Faizin Başlangıç Tarihi Dışındaki Kısımlarının İncelenmesi: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ve hükmedilen toplam 150.000,00 TL manevi tazminat miktarına idareye başvuru tarihi olan 03/02/2014 (kararda sehven 03/02/2019 olarak yazılmıştır.) tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacılardan ...'ın maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ve hükmedilen 4.744,03 TL maddi tazminat miktarının 1.000,00 TL'lik kısmına idareye başvuru tarihi olan 03/02/2014 (kararda sehven 03/02/2019 olarak yazılmıştır.) tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacılardan ... ile ...'ın maddi tazminat istemlerinin reddine yönelik kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize Konu Kararın; Davacılardan ... Lehine Hükmedilen Maddi Tazminat Miktarının Artırılan Kısmına İşletilecek Yasal Faizin Başlangıç Tarihine Yönelik Kısmının İncelenmesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, davacılardan ... lehine hükmedilen maddi tazminat miktarının artırılan kısmına da idareye başvuru tarihi olan 03/02/2014 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğinden; davacılardan ... lehine hükmedilen maddi tazminat miktarının artırılan kısmına miktar artırım dilekçesinin verilip harcın yatırıldığı tarihten itibaren faiz işletilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. C) Temyize Konu Kararın; Davacılardan... ve ...'ın Maddi Tazminat İstemlerinin Kabulüne Yönelik Kısmının İncelenmesi: Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı, gerçek zarar ile sınırlıdır. Dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi, yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere, hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu itibarla, tam yargı davalarında, uğranılan zararın gerçek miktarı, ancak hükme esas alınma niteliğini haiz bir bilirkişi raporuyla net bir şekilde ortaya çıkacağından, başka bir ifadeyle, hatalı hesaplama içeren ve hükme esas alınmayan raporlarla gerçek zarar miktarı ortaya çıkmış sayılamayacağından, davacının da 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasında tanınan miktar artırım hakkını kullanmış ve tüketmiş kabul edilemeyeceği, bu çerçevede Mahkeme tarafından, gerçek zararın tespitini sağlama konusunda yeterli olduğu sonucuna ulaşılan ve hükme esas alınacağına kesin olarak kanaat getirilen son hesap bilirkişisi raporunun tebliği suretiyle miktar arttırımı hakkının kullanılması için süre verilmesi ve yapılacak miktar artırım talebinin de değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Uyuşmazlıkta da, daha önce alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlilik ve nitelikte olmadığı belirlenmek suretiyle Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesi tarafından Mahkeme kararının maddi tazminata yönelik kısmının bozulmasına kararı verildiği görüldüğünden, Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle, bozma kararında belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak yapılan hesaplama uyarınca düzenlenen ve Dairemizce de hükme esas alınabilecek yeterlilik ve nitelikte olduğu sonucuna varılan ek bilirkişi raporunun tebliği ile miktar artırım hakkının kullandırılması koşulu sağlanarak davacılardan... ve ...'ın maddi tazminat istemleri hakkında karar verilmesi gerekirken; hükme esas alınacak yeterlilik ve nitelikte bulunmayan hesap bilirkişisi raporuna dayalı olarak verilen miktar artırım dilekçesindeki taleple bağlı kalınmak suretiyle anılan davacılar yönünden maddi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Öte yandan; işbu bozma kararı üzerine yeniden yapılacak yargılamada, yukarıda belirtilen faize yönelik açıklamalar uyarınca, davacılardan... ve ... lehine hükmedilecek maddi tazminat miktarlarının tamamına idareye başvuru tarihi olan 03/02/2014 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği de kuşkusuzdur. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacıların temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, 2. ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; davacılardan ... lehine hükmedilen maddi tazminat miktarının artırılan kısmına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine yönelik kısmı ile davacılardan... ve ...'ın maddi tazminat istemlerinin kabulüne yönelik kısmının BOZULMASINA, diğer kısımlarının ONANMASINA, 3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 05/03/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.