Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/7518 E. , 2024/1770 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/7518 Karar No : 2024/1770 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği İSTEMLERİN_KONUSU :... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Siirt ili, Eruh ilçesi, ... köyünde …
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/7518 E. , 2024/1770 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/7518 Karar No : 2024/1770 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği İSTEMLERİN_KONUSU :... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Siirt ili, Eruh ilçesi, ... köyünde ikamet etmekte iken terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kalması sonucu malvarlığına ulaşamaması nedeniyle 1993 yılından başvurunun yapıldığı tarihe kadar uğranıldığı ileri sürülen zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması talebiyle 14/06/2012 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin ... tarih ve ...sayılı Siirt Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı işleminin iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onuncu Dairesinin 10/12/2019 tarih ve E:2019/4089, K:2019/9855 sayılı kısmen onama kısmen bozma kararına uyularak, dava konusu işlemin, 27/07/2004-30/05/2007 tarihleri arasında oluştuğu ileri sürülen maddi zararlara ilişkin kısmının süre yönünden reddi bakımından yapılan değerlendirmede, 19/07/1987 ile 27/07/2004 tarihi arasındaki dönemde terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle uğranılan maddi zararların karşılanması istemiyle en geç 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvuru yapılabileceği, bu durumda, davacının 14/06/2012 tarihli başvurusunda, 1993 yılı ve sonrası için maddi zararların karşılanması talebinde bulunulduğu anlaşıldığından, 01/01/1988-30/05/2007 tarihleri arasında terör sebebiyle oluştuğu iddia edilen maddi zararlar için en geç 30/05/2008 tarihine kadar 5233 sayılı Kanun kapsamında idareye başvuru yapılması gerekirken, 14/06/2012 tarihinde yapılan başvurunun, 27/07/2004-30/05/2007 tarihleri arasındaki kısmının süre yönünden reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlemin, 30/05/2007-14/06/2011 tarihleri arasında oluştuğu ileri sürülen maddi zararlara ilişkin kısmının süre yönünden reddi bakımından yapılan değerlendirmede, 5233 sayılı Kanunun 6. maddesinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihinden sonra meydana gelen zararların karşılanması istemiyle, zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün ve her halde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde idareye başvurulabileceği, davacının 30/05/2007 ile 14/06/2011 tarihleri arasındaki oluşan zararların tazmini istemiyle en geç bir yıl içinde davalı idareye başvuru yapması gerekirken, 14/06/2012 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun, 30/05/2007 ile 14/06/2011 tarihleri arasındaki dönem için süre yönünden reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlemin, 14/06/2011-14/06/2012 tarihleri arasında oluştuğu ileri sürülen maddi zararlar yönünden incelenmesinden, bakılan davada, davacının, 14/06/2011-14/06/2012 tarihleri arasındaki zararlarının karşılanması için tazminat talep ettiği Siirt ili, Eruh ilçesi, ... köyü ile ..., ..., ..., ..., ... ile ... mevkilerinin anılan tarihler arasında boş olup olmadığına ilişkin 24/12/2020, 31/03/2021 ve 25/07/2021 tarihli ara kararlarıyla davalı idareden bilgi ve belgelerin istenilmesine ve ara kararı gereği yerine getirilmediği takdirde dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verileceğinin belirtilmesine karşın davalı idare tarafından verilen süre içerisinde ara kararları gereklerinin yerine getirilmediği, diğer taraftan, davacının yakını olan ... tarafından, 5233 sayılı Kanun kapsamında ... köyü için yapılan başvurunun reddedilmesine dair işlemin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin ... esasına açılan davada, ... köyünün boş olduğunun belirtildiği ve anılan kararın Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 23/01/2016 tarih ve E:2013/13897, K:2016/1929 sayılı kararıyla onandığı göz önüne alındığında, 14/06/2011-14/06/2012 tarihleri arasında ... köyü ve mevkilerinin boş olduğu, ayrıca 24/12/2020 tarihli ara kararıyla davacıdan, "güvenlik sebebiyle ulaşamadığını iddia ettiği taşınmazlara ilişkin tapu kaydı ve/veya zilyetlik belgelerinin" istenilmesi üzerine, davacı tarafından dava dosyasına ... köyü ve mevkileri için zilyetlik belgesi sunduğu görüldüğünden, davalı idare tarafından, 14/06/2011-14/06/2012 tarihleri arasında davacının başvuru dilekçesinde belirttiği Siirt ili, Eruh ilçesi, ... Köyü ile ..., ..., ...,..., ... ile ... mevkilerinde bulunan taşınmazların gerekirse konusunda uzman bilirkişilerce mahallinde keşif yapılmak suretiyle inceleme ve araştırma yapılarak davacının zararlarına karşılık ödeme yapılması gerektiği, 14/06/2011-14/06/2012 tarihleri arasında oluştuğu ileri sürülen maddi zararların karşılanması isteminin reddine dair kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin 27/07/2004-14/06/2011 tarihleri arasındaki kısmı yönünden davanın reddine, 14/06/2011-14/06/2012 tarihler arasındaki kısmı yönünden ise iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, komisyona başvuru dilekçesinde 1993 yılı ve sonrası döneme ilişkin zararın tazminin talep edildiği, halen devam eden ve tazmin edilmesi gereken zararın mevcut olduğunun açık olduğu, redde ilişkin kısmın hukuka aykırı olduğu iddialarıyla; davalı idare tarafından, 14/06/2011-14/06/2012 yılları arası köyün boş kaldığı tespitinin yapılmasının hukuka aykırı olduğu, tekrardan araştırma yapılması yönünden iptal kararı verilmesi gerekirken hatalı karar verildiği, idarenin karar verme yetkisinin ortadan kaldırıldığı iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Tarafların temyiz istemlerinin kısmen kabulü kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından, Siirt ili, Eruh ilçesi, ... köyünde ikamet etmekte iken terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kalması sonucu malvarlığına ulaşamaması nedeniyle 1993 yılından başvurunun yapıldığı tarih itibarıyla uğranıldığı ileri sürülen zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması talebiyle 14/06/2012 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin 30/05/2012 tarih ve 56/01/2012/1408(3702) sayılı Siirt Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "davacının başvuru dilekçesinde köyün tamamen boşalmış/boşaltılmış olduğu, 1993 yılı ve sonrasına ait bütün mal varlığı zararlarının tazminine yönelik olması, salt halen güncel mal varlığı zararlarına yönelik olmaması karşısında, en son 31/05/2008 tarihinde yapılması gereken başvuru tarihinden çok sonra yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, anılan Mahkeme kararının davacı tarafından temyiz edilmesi neticesinde, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 29/05/2018 tarih ve E:2014/6573, K:2018/5295 sayılı kararıyla "davacının, 30/05/2007-14/06/2012 tarihleri arasındaki zararlarının karşılanması için tazminat talep ettiği, köyün başvuru tarihinde boş olup olmadığının kriterlere uygun araştırılarak ve mal varlığı olup olmadığına ilişkin hususun gerekirse keşif yapılarak tespit edilmesi üzerine bir karar verilmesi gerekirken eksik ve hatalı inceleme ile süre nedeniyle davacının başvurusunu reddeden komisyon ve mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle ... İdare Mahkemesi kararının bozulduğu, davalı idare tarafından, anılan kararın düzeltilmesi istemiyle yapılan başvuru neticesinde, Danıştay Onuncu Dairesinin 10/12/2019 tarih ve E:2019/4089, K:2019/9855 sayılı kararıyla "dava konusu işlemin, 01/01/1993-27/07/2004 tarihleri arasında oluştuğu ileri sürülen maddi zararlara ilişkin kısmının süre yönünden reddedilmesine ilişkin kısmının gerekçesi değiştirilmesi suretiyle onandığı, 27/04/2004-14/06/2012 dönemine ilişkin kısmının ise bozulduğu", bu itibarla, dava konusu işlemin, 01/01/1993-27/07/2004 tarihleri arasında oluştuğu ileri sürülen maddi zararlara ilişkin kısmının süre yönünden reddedilmesine ilişkin kısmının yargılama sırasında kesinleştiği anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, Kanun'un amacının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu; 2. maddesinin 1. fıkrasında, Kanun'un, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddi zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı belirtilmiş; 7. maddesinde ise, hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar; yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların, bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla idarece ödeneceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bakılan uyuşmazlıkla aynı konuda Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine verilen Anayasa Mahkemesinin 28/07/2022 tarih ve 2021/11655 Başvuru Numaralı kararında, "...Somut olayda zarar konusu olay başvurucunun mülküne ulaşmasına izin verilmemesidir. Mülke ulaşamama süregelen bir müdahale niteliğindedir. Diğer bir ifadeyle mülke erişimin kısıtlanması devam ettiği sürece başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale de varlığını koruyacaktır. Anlık müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahale tarihinden itibaren başlatılması makuldür. Buna karşılık süregelen müdahalelerde müdahale için spesifik ve tek bir tarihten söz edilemez. Süregelen müdahale -kesinti söz konusu olmadıkça- her an devam eden müdahaledir. Bu sebeple süregelen müdahalede zarar konusu olay için somut bir tarih belirlenemez (demir yolu hattından kaynaklanan titreşimler sebebiyle evde hasar oluşmasına ilişkin olarak yapılan benzer bir değerlendirme için bkz. Atay Elden, B. No: 2019/16301, 3/2/2022, § 53). Dolayısıyla bu tür müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerekir." denilmektedir. Buna göre, süregelen müdahale (uyuşmazlık bakımından davacının mülküne ulaşmasına izin verilmemesi) ile bu müdahale nedeniyle uğranılan zarar kesintiye uğramadığı sürece, zararın tazminine yönelik başvuru için nihai bir tarih bulunduğundan söz edilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, süregelen müdahaleler sonucu oluşan ve buna bağlı olarak süregelen nitelik arz eden zararlarda, 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin (60 gün - 1 yıl) uygulanması, ancak kesinti meydana gelmesi halinde mümkün olabilecek; başka bir anlatımla, müdahale ve zarar devam ettiği sürece başvuru süresinin geçirildiğinden bahisle süre aşımı söz konusu olmayacaktır. Bununla birlikte, süregelen zararın bulunup bulunmadığının ortaya konulabilmesi için davalı idare bünyesindeki komisyonca, öncelikle dava konusu işlemin yargılaması devam eden 5233 sayılı Kanunun Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihi ile başvurunun yapıldığı 14/06/2012 tarihleri arasındaki dönem yönünden köyün boş olup olmadığının, köyde ikamet etmek isteyenlerin güvenlik kaygısı bulunup bulunmadığının ve köyün yerleşime uygun olup olmadığının araştırılması; yapılan araştırma sonrasında köyün boş olduğunun, yerleşime uygun olmadığının tespiti halinde 27/07/2004-14/06/2012 tarihleri arası dönemin yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararı ışığında süregelen zararın yaşandığı dönem kabul edilerek davacının zararının karşılanması, köyün dolu ya da yerleşime uygun olmasına rağmen davacının dönüş iradesinin bulunmadığının tespiti halinde ise zarar bulunmadığından başvurunun reddine karar verilmesi gerekmektedir. Dairemizin yerleşik hale gelen ve istikrar kazanmış içtihatlarına göre, yerleşim yerinin tamamen boş olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bazı kıstaslar belirlenmiş ve belirlenen bu kıstaslar ışığında uyuşmazlıkların çözümlenmesi esası benimsenmiştir. -5233 sayılı Kanun kapsamında mal varlığına ulaşamamadan kaynaklı tazminat taleplerinde yerleşim yerlerinin tamamen boşaltıldığı/boşaldığı hususuna ilişkin belirleme yapılırken, yerleşim yerinin nüfus verileri, seçim yapılıp yapılmadığı, sandık kurulu oluşturulup oluşturulmadığı, varsa okulunun kapalı olup olmadığı, din görevlisi bulunup bulunmadığı, adli veya askeri mercilere intikal eden olaylar olup olmadığı, yerleşim yerinin boşaltılan/boşalan yerler listelerinde bulunup bulunmadığı gibi hususlar, yerleşim alanının boş olup olmadığının tespitinde baz alınan kıstaslardan bazılarıdır. Bu verilerin çoğunluğunun idare kaynaklarından temin edilmesi sebebiyle idarenin söz konusu verileri çelişkiden uzak bir şekilde ortaya koyabilmesi herşeyden önce kamu menfaati açısından önemlidir. Bilindiği gibi 1994 yılından itibaren uygulanmaya başlanan ve 5233 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra da uygulaması hız kazanan Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde, terör ve güvenlik kaygılarıyla yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kalan vatandaşlardan gönüllü olarak geri dönmek isteyenlerin geri dönüşlerinin kolaylaştırılması, geri dönülen yerlerde gerekli sosyal ve ekonomik alt yapının tesisi ile sürdürülebilir yaşam koşullarının oluşturulması, geri dönmek istemeyenlerin ise mevcut yaşadıkları yerlerde şehir hayatına uyumlarının geliştirilmesi, ekonomik ve sosyal durumlarının iyileştirilmesini amaçlayan bir projedir. Bu proje kapsamındaki yerleşim yerlerinde, yerleşim yerine dönmek isteyen vatandaşların yaşamasını ve sürdürülebilir kalkınmasını sağlayabilecek şekilde planlaması yapılmakta, gerekli olan yol, sağlık ocağı, okul, çeşme, kanalizasyon, elektrik, telefon gibi altyapı hizmetlerinin tamamlanması gibi Devlete bir takım yükümlülükler yüklenmektedir. -Bu kapsamda, başvuru tarihi itibarıyla halen boş olduğu ve güvenlik kaygısı nedeniyle gidilemediği belirtilen yerleşim yerleriyle ilgili olarak 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan tazminat başvurularında öncelikle bu yerlerin Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi (KDRP) kapsamında olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. -KDRP kapsamına alınmış ise; bu kapsamda idarenin yerleşim yerine yönelik yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, yaşam için yerleşilebilir bir alan oluşturup oluşturmadığı, güvenlik kaygısının minimize edilip edilmediğinin belirlenmesi zararların tazmininin temini açısından önemlidir. -Tüm bu hususların yanısıra; güvenlik kaygısı nedeniyle ikamet ettiği yerleşim yerini terk etmek zorunda kalan şahsın; söz konusu kaygının ortadan kaldırıldığı, yerleşim yerine dönebilme imkanının sağlandığı durumlarda; mal varlığına ulaşamamadan kaynaklı zararlarının tazmini olanağının ortadan kalktığı hususunda tartışma bulunmamaktadır. Kişinin yerleşim yerine dönme iradesini ortaya koyduğu; ancak bu yönde yetkili organlardan olumsuz bir cevap alındığı durumlarda veya idare yetkililerince herhangi bir cevap verilmeyerek ya da verilen cevabın aksini gösterir şekilde yerleşim yerinde devam ettiği belirtilen olay veya durumların tespiti halinde de terör ve terörle mücadele faaliyeti nedeniyle güvenlik kaygısının halen devam ettiği ve kişinin söz konusu yerleşim alanında bulunan mal varlığı açısından zararının süregeldiği açıktır. Tüm bu açıklamalar ışığında, söz konusu döneme (27/07/2004 tarihinden Komisyona başvuru tarihi olan 14/06/2012 tarihine kadar) ilişkin olarak mal varlığına ulaşamamaktan kaynaklı zararların tazmini açısından, anılan yerleşim yerinin; -Girişe yasak bölge ilan edilip edilmediği, -Bu yönde yetkili organlarca alınmış yasaklama kararı, askeri bölge ilan kararı veya mezraya güvenlik nedeniyle girişi engelleyen herhangi bir kararın olup olmadığı, -Davaya konu yerin terör nedeniyle boşaltılmasından önce söz konusu yere kamu hizmetlerinin sunulup sunulmadığı, köy/mezrada faal durumda olan okul, cami, sağlık ocağı olup olmadığı, seçim yapılıp yapılmadığı, yol, su, elektrik gibi olmadığında yaşanılması neredeyse imkansız olan hizmetlerin sunulup sunulmadığı, -Köy/Mezranın yerleşime açılıp açılmadığı, -Köy/Mezrada ikamet eden veya etmek isteyen kişilerin güvenliklerinin sağlanıp sağlanmadığı, -İdarece köy/mezranın yerleşime uygun duruma getirilmesi amacıyla herhangi bir girişimde bulunulup bulunulmadığı hususlarının davalı idare bünyesindeki komisyon tarafından açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu açıdan, komisyonca, 27/07/2004 tarihi ile 14/06/2012 tarihi arasındaki dönem yönünden köyün boş olup olmadığı, köyde ikamet etmek isteyenlerin güvenliklerinin sağlanıp sağlanmadığı, köyün yerleşime uygun hale getirilip getirilmediğinin yukarıda belirtilen kriterlere uygun olarak araştırılması, elde edilecek bilgi ve belgelerin sonucuna göre süregelen zarar bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve buna göre karar alınması gerekirken, dava konusu işlemin yargılaması devam eden 27/07/2004-14/06/2012 tarihleri arasında oluştuğu ileri sürülen maddi zararlara ilişkin kısmı yönünden köyün boş olup olmadığına yönelik herhangi bir araştırma yapılmadan başvurunun süre yönünden reddedilmesinde ve temyize konu karar ile dava konusu işlemin yargılaması devam eden 27/07/2004 ile 14/06/2011 tarihleri arası dönem yönünden başvurunun süresinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddi, 14/06/2011-14/06/2012 tarihleri arası dönem yönünden başka bir şahsın açtığı davada köyün boş olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle belirtilen dönem için dava konusu işlemin iptali yönünde karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan, temyize konu kararda 14/06/2011-14/06/2012 tarihleri arasındaki dönem açısından köyün boş olup olmadığı, köyde ikamet etmek isteyenlerin güvenlik kaygısı bulunup bulunmadığı ve köyün yerleşime uygun olup olmadığına ilişkin yapılan ara kararlara cevap verilmediği, davacının bir yakının aynı köye ilişkin davasında köyün boş olduğuna karar verildiği gerekçesiyle anılan dönem yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmişse de kararda davacının yakını olduğu belirtilen şahsın davasının süregelen zarara yönelik olmadığı, yargılama sırasında 27/07/2004 tarihten sonraki dönemde de köyün boş ve yerleşime uygun bulunmadığına yönelik tespitlerde bulunulmadığı, 27/07/2004 tarihinden önceki dönemde köyün boş olduğunun belirtildiği anlaşıldığından anılan yargılamadaki bilgi ve belgelerin işbu uyuşmazlığa esas alınamayacağı ortadadır. Bununla birlikte, komisyonca, yapılacak araştırma sonucu köyün boş olduğu, köyde ikamet etmek isteyenlerin güvenlik kaygısının bulunduğu ve köyün yerleşime uygun olmadığının tespit edilmesi halinde davacının zararı hesaplanırken, kadastrosu tamamlanan yerlerde mülkiyet durumunun esas alınması, bu bakımdan zilyetlik iddiasında bulunulan yerlerin ya da daha önce yapılmış olan keşiflerde başvurucu lehine tespit edilmiş olan taşınmazların, tapu kayıtlarının gerek davacıdan (başvurucudan) istenilmesi, gerekse davalı idarece araştırılması, zilyetlik iddiası ile kadastro tespiti arasında var olabilecek farklı durumların nedeninin davacıdan (başvurucudan) (belge, sözleşme, dava vs. ile) ispatlanmasının istenilmesi gerekmekte olup, bu ispatın gerçekleştirilemediği tapusu bulunmayan taşınmazlar hakkındaki zilyetlik iddialarının ise dinlenmeyeceği, bu anlamda 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması gereken bir zararın oluşup oluşmadığına ve mükerrer ödemelerde bulunulmamasına dikkat edileceği açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/05/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.