İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:11/03/2024 DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ:31/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025 Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sürücünün kusuruyla meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinin malul kaldığını bu sebeple maddi ve manevi …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:11/03/2024 DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ:31/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025 Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sürücünün kusuruyla meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinin malul kaldığını bu sebeple maddi ve manevi zarara uğradığını belirtmiş, müvekkilinin mağduriyetinin katlanmaması ve dava sonunda verilecek kararın kabul olması halinde yerine getirilmesinin engellenmemesi adına dava değerinde davalı gerçek kişi ...'ın mal varlığı hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini, davanın kabulünü, müvekkilinin kaza sebebiyle uğradığı geçici iş göremezliği için şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın, sürekli iş göremezliği sebebiyle simdilik 100,00 TL maddi tazminatın, yapmış olduğu tedavi ve yol masrafı sebebiyle simdilik 100,00 TL maddi tazminatın, en temel ihtiyaçlarını dahi uzun süre kendisi karşılayamadığından bakıcı masrafı sebebiyle simdilik 100,00 TL maddi tazminatın, toplamda şimdilik 400,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen sigorta şirketi yönünden 01.09.2022 tarihi olan başvuru tarihinin 8 gün sonrasından (09.09.2022 tarihinden) ve diğer davalı yönünden kazanın olduğu 14.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsil edilerek davacı müvekkiline ödenmesini, genç yaşta geçirdiği kazanın etkilerini bundan sonra sürdürecek olması ve kaza anında, kazadan sonra yaşadığı fiziksel ve psikolojik acılar, uzun süre eve mahkum kalması gibi nedenlerle maneviyatının çok ciddi zarar görmesi sebebiyle asgari talepte bulunulduğu açıkça anlaşıldığı üzere 50.000,00 TL manevi tazminatın sigorta sirketi dısındaki davalıdan kazanın olduğu 14.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsil edilerek davacı müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılara yükletilmesine, karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde; davanın reddini, SGK tarafından davacıya bağlanan gelirlerin tespitini, kusur ve maluliyet oranının tespiti açısından en yakın adli tıp kurumundan rapor alınmasını, davacının davasının ispatı halinde; müvekkili şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise, asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "Eldeki dava trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemidir. Davacı vekili meydana gelen kazada davalı sürücünün kusurlu olduğunu, müvekkilinin malul kaldığını öne sürmüştür.Trafik kazası temelde bir haksız fiil olup bunun sonucunda bir tazminata hükmedilebilmesi için failin kusurlu bir eylemi ile zarara sebep olması gerekir. Bu halde haksız fiil faili sürücü haksız fiil hükümlerine göre, sigorta şirketi de sigorta sözleşmesine göre sorumlu olacaktır. Somut olayda her ne kadar davacı malul kalarak zarara uğramışsa da buna dayanak eyleme davalı sürücünün kusurunun olmadığı...nedeniyle, davanın reddine" karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla, yerel mahkemece keşif kararı verilmesi, heyet halinde keşif mahalline gidilmesi, tarafların ve tanıkların keşif mahalinde dinlenilmesi sonucunda bir değerlendirme yapılması gerektiğini, mahkemece bu işlemlerin hiçbirisi yapılmadığını, ATK'dan gelen rapordan sonra ilk kaza tespit tutanağı ile sonraki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için eksiklikler tamamlandıktan sonra dosyanın ATK Genel Kurulu'na gönderilmesi istemimiz de yerel mahkemece kabul edilmediğini ve raporlar arasındaki çelişkiler de giderilmediğini, ilk derece mahkemesinin gerekçesi de yerinde olmadığını, gerek esas bakımından gerekse de yargılama giderleri yönünden yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. G E R E K Ç E Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür. Dava; trafik kazası haksız fiili nedeniyle değer kaybı ve ikame araç bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı). Ancak, Ceza mahkemesince elde olunan veriler, hukuk mahkemesince "kanıt" olarak kullanılabilir. Her ne kadar davalının ceza mahkemesinde kusursuz olduğu tespiti yapılmış ise de ceza mahkemesinin belirlediği maddi olgu bağlayıcı olup, bunun dışında ceza mahkemesinin beraat kararının ve belirlediği kusur oranı hukuk mahkemesinde bağlayıcılığı yoktur. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 11/05/2023 tarihli ve ... sayılı evrak ekinde mevcut raporlarda; Dosyaya ekli grafilerin Kurulumuzca incelenmesinde; “14/03/2022 tarihli sağ diz grafisinde, tibia eminentiada kırık, 20/10/2021 tarihli sağ diz MR’ında tibia eminentia (ACL yapışma yerinde) avülsiyon kırığı sekeli, ACL’de kalınlaşma ve sinyal artışı (sprain) izlendiği” tespit edildiğine göre; Davacının dava konusu kaza nedeniyle yaralanmasının; diz eklemi hareket kısıtlılığı, bulunduğu ve Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %14 (yüzdeondört) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 6 (altı) aya kadar uzayabileceği rapor edilmiştir. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 18.01.2024 tarihli raporunda özetle; 14.03.2022 günü saat 20:10 sıralarında, sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı otomobil ile ... bulvarı yanyol üzerinde seyirle gelmiş olduğu kaza mahalli üç yönlü (T) kavşak noktasında, sağ tarafında bulunan ....Sokağa katılmak için sağa dönüş yaptığı anda, idaresindeki aracın sağ arka kısımları ile gerisinden seyirle gelmekte olan sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı motosikletin ön ve sol yan kısımları ile çarpışması sonucu dava konusu trafik kazası meydana geldiğini, dosyada mevcut trafik kazası tespit tutanağı ve olay mahalli fotoğrafından; kaza mahallinin yerleşim yeri içi olduğu, mahalde azami hız limitinin 50 km/saat olarak belirtildiği, yolun 9 metre genişliğinde asfalt kaplama iki yönlü cadde niteliğinde olduğu, olay anında vaktin gece olduğu ve mahalde aydınlatmanın bulunduğu, havanın açık yol yüzeyinin ise kuru olduğu, yol güzergahının düz ve eğimsiz olduğu, kaza mahallenin üç yönlü (T) kavşak noktası olduğu, çarpışma noktasının yolun sağ tarafında gerçekleştiği, araçların seyir yönüne göre çarpışma noktasının yolun sağına yaklaşık 1,1 metre mesafede işaretlendiği, dava konusu otomobilin son konumunu .... Sokak içerisinde yolun sol tarafında aldığı, sürücü ...’ın 0,52 promil alkollü olduğu anlaşıldığını, -Sürücü ...'ın dosyada mevcut beyanında özetle: "14.03.2022 günü saat 20:00 sıralarında sevk ve idaremdeki ... plak sayılı araç ile ... .... Antalya Bulv. Yanyolu üzerinden ... mah. İstikametinde seyir halinde iken adını kaza dolayısıyla polis merkezinde öğrendiğim ... isimli şahıs sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile aniden aracıma arkadan çarptı. Herhangi bir dönüş yapmadım, birden çarpınca fark ettim ve durdum..." Şeklinde belirttiğini, -Sürücü ...'ün dosyada mevcut beyanında özetle: "14.03.2022 günü saat 20:00 sıralarında sevk ve idaremdeki ... plaka sayılı motosiklet ile .... Antalya Bulv. yanyolu üzerinden ... mahallesi istikametinde seyir halindeydim, adını kaza dolayısıyla öğrendiğim ... isimli şahıs, sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile önümde aynı istikamette seyir halinde iken sağa doğru ... sokağa sinyal vermeden dönüş yapması neticesinde frene basmama rağmen kayarak bu araca sağ arkadan çarpmak zorunda kaldım. Kaza nedeniyle düşerek sağ dizimde ve sağ elinde zedelenme ve ezikler meydana geldi..." Şeklinde belirttiğini, Mevcut bulgulara göre; A) Sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan motosiklet ile görüşün açık olduğu meskun mahalde seyri sırasında gerekli dikkat ve özeni yola vermesi, kaza mahalli kavşak noktasına yaklaştığı esnada görüş alanı kontrol altında bulundurması, ön ilerisinde seyir halinde olan otomobil ile arasında güvenli mesafesini koruması, kaza mahalli kavşak noktasına geldiği anda dönüş yapan otomobil nedeniyle etkili tedbir alması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, idaresindeki aracın ön kısımları ile, dönüş yapan otomobilin sağ arka kısımlarına çarpması sonucu gerçekleşen kazada %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, B) Sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan otomobil ile aydınlatma bulunan meskun mahalde gece vakti seyri sırasında kaza mahalli kavşak noktasına geldiği esnada, sağ tarafında bulunan kavşak koluna dönüş yaptığı anda, gerisinden seyirle gelen motosikletin ön kısımları ile idaresindeki otomobilin sağ arka kısımlarına çarpması sonucu gerçekleşen kazada Sürücü ...’ın kusursuz olduğunu rapor etmiştir. Davacı vekili Av. ...'nün dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı ve tanık isim ve adreslerinin bildirileceğini açıklamıştır. Yerel Mahkeme ilk celse duruşmasında bilirkişi raporunun geldiğini, taraflara tebliğ edildiğini, davacı vekilinin rapora karşı itiraz dilekçesi sunduğunun belirtilerek Davanın Reddine karar verildiği görülmektedir. İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu duruma göre; hukuk yargılamasında davalının tanık deliline dayandığı, davalının tanıklarının isim ve adreslerini bildirmek ve iddiasını ispat etmek istediği halde kendisine bu imkanın tanınmadığı açıktır. Davacının tanıklarının dinlenilmesini talep etmesine rağmen, mahkemece tanıklar usulüne uygun celp edilip dinlenmeden davalının savunma hakkının kısıtlanması ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğuracak şekilde daha ilk celsede alınan raporlar hüküm kurmaya elverişli olduğu ve her iki raporunda birbirini teyit ettiği görülmekle, davacı vekilinin talebinin reddine karar verilerek davanın reddine karar verilmesi adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil ettiğinden, davacı tarafa "açıklama ve ispat hakkı" tanınması gerekmektedir. Ayrıca ; davacı sürücü ...'ün dosyada mevcut beyanında: olay gecesi motosiklet ile seyir halindeken sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile önünde aynı istikamette seyir halinde iken sağa doğru ... sokağa sinyal vermeden dönüş yapması neticesinde frene basmama rağmen kayarak bu araca sağ arkadan çarpmak zorunda kaldığını beyan etmiş olmasına rağmen, sürücü ...'ın dosyada mevcut beyanında seyir halinde iken ... ün sevk ve idaresindeki motosiklet ile aniden araca arkadan çarptığını, herhangi bir dönüş yapmadığını, birden çarpınca fark ettiğini ve durduğunu beyan etmiş olup, motosiklet sürücüsünün beyanının hangi gerekçeyle saf dışı bırakıldığı konusunda bilirkişiler bir değerlendirmede bulunmamış, ayrıca iddia ve savunma hakkı kapsamında davacı tanıklarının olayı aydınlatıcı anlatımları tespit edilmeden adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. Ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağlayıcılığı konusunda, kişi hakkında yapılan soruşturma sonucunda takipsizlik veya beraat kararı verilmesi olgusu tamamen yargı görevinin yasalara göre takdir hakkı kullanmak suretiyle yerine getirilmesine ilişkindir. O halde mahkemece yapılması gereken, davacının hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde açıklama ve ispat hakkını kullanmasına imkan tanınarak, öncelikle davacıya tanık isim ve adreslerini bildirmesi için süre verilerek davacı tanıkları da hazır edilerek mahallinde kusur bilirkişisi ile birlikte tanıkların yer gösterim ve beyanları alınarak kazadaki tarafların kusur durumu tespiti yapılmalı ve sonuca göre karar verilmelidir. Hal böyle olunca, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf itirazlarının kabulüne, HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, kararın 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacının peşin yatırdığı istinaf karar harcının isteği halinde iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek hükümde dikkate alınmasına, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 31/12/2025 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. ...