4. Hukuk Dairesi 2009/1470 E. , 2010/5447 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... Kimya Maden Metalurji End. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. Vekili Avukat ... tarafından, davalı ...Genel Başkanlığı aleyhine 10/12/2004 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen 19/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incele
**4. Hukuk Dairesi 2009/1470 E. , 2010/5447 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... Kimya Maden Metalurji End. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. Vekili Avukat ... tarafından, davalı ...Genel Başkanlığı aleyhine 10/12/2004 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen 19/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız şikayet nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, maddi tazminat istemi reddedilmiş; manevi tazminat isteminin ise bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur. Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir. Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır. Somut olayda; dava gününde yürürlükte bulunan 2767 sayılı Sıtma ve Frengi İlaçları İçin Yasa'nın 1. maddesi gereğince, potasyum iyodür ve potasyum iyodat ürünlerinin dışalım yetkisi davalı ...'nin tekeli altındadır. Davalı ..., kamu yararına çalışan bir yardım kuruluşudur. Yasa ile kendisine tanınan bu dışalım yetkisi ile kendisine gelir sağlamaktadır. Davacı firmanın potasyum ürünlerinin dışalımını yaparak sattığına ilişkin duyumlar alınması ve firmanın internet sitesinde de bu durumun belirtilmesi üzerine davalı, cumhuriyet başsavcılığına verdiği şikayet dilekçesi ile tekelindeki dışalım yetkisine zarar verildiğini belirterek davacı şirketin cezalandırılmasını istemiştir. Yapılan ceza soruşturması sonunda davacının bu maddeleri kendi fabrikasında üreterek yurtiçine ve yurtdışına sattığı, dış alım yapmadığı belirlenmiştir. Davalı Dernek, davacı firmanın bu ürünlerin dışalımını yaptığı yönünde belirti (emare) bulunması nedeni ile şikayetçi olmuştur. Yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde, şikayet hakkını hak arama özgürlüğü sınırları içinde kalarak kullanan davalının eylemi, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmaz ve davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını gerektirmez. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalının tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA; davacının tüm, davalının öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine 05/05/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.