Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, tutuklu devam edilen yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, tutuklu devam edilen yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 27/2/2014 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/5/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 5/6/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:Başvurucu uyuşturucu madde ticareti yapmaveya sağlama suçunu işlediği iddiasıyla 25/8/2010 tarihinde gözaltına alınmış ve Nöbetçi İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 27/8/2010 tarihli ve E.2010/88 sorgu sayılı kararıyla tutuklanmıştır.Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2010tarihli ve E.2010/496 sayılı iddianameyle başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma suçlarından kamu davası açılmıştır.Yapılan yargılama sonucu sanıkların suç işlemek için örgüt kurma vesuç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçlarından beraatlerine, uyuşturucu madde ticareti yapma suçu yönünden ise dosyanın tefrikine karar verilerek tefrik edilen dosyanın Adana Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/76 sayılı esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.Adana Ağır Ceza Mahkemesi 24/3/2011 tarihli ve E.2011/76, K.2010/89 sayılı kararıyla görevsizlik kararı vermiştir.Görevsizlik kararı üzerine dava Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/167 sayılı esasına kaydedilmiştir.Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi 2/4/2012 tarihli ve E.2011/167, K.2012/173 sayılı kararıyla başvurucunun uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapmak suçundanmahkumiyetine karar vermiştir.Temyiz üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 28/3/2012 tarihli ve E.2012/20823, K.2013/2899 sayılı ilamıyla Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerekirken yargılamayı sürdürerek hüküm vermesi nedeniyle bozma kararı vermiştir. Bozma üzerine dava Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/241 sayılı esasına kaydedilmiştir. Gaziantep Ağır Mahkemesi 22/4/2013 tarihli ve E.2013/241, K.2013/274 sayılı kararıyla görevsiz olduğuna ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Görevsizlik kararı üzerine dava Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/99 sayılı esasına kaydedilmiştir.Başvurucu hakkında son olarak 8/1/2014 tarihinde tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu 20/1/2014 tarihinde bu karara itiraz etmiştir. Adana Ağır Ceza Mahkemesi 5/2/2014 tarihli ve E.2014/19 Değişik iş sayılı kararıyla başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Başvurucu bu kararı 7/2/2014 tarihinde öğrenmiştir.Başvurucu27/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Adana Ağır Ceza Mahkemesi 10/3/2014 tarihli veE.2013/99, K.2014/19 sayılı kararıyla 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanun'un maddesi ile Değişik 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un maddesi uyarıncagörevsizlik kararı vermiştir. Görevsizlik kararı üzerine dava Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/167 sayılı esasına kaydedilmiştir. Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi 11/4/2014 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. İtiraz üzerine Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi 22/4/2014 tarihli ve E.2014/317 Değişik iş sayılı kararıyla başvurucunun adli kontrol şartıyla tahliyesine karar vermiştir. Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi 25/12/2014 tarihli ve E.2014/167, K.2014/480 sayılı kararıyla başvurucunun uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan 15 yıl hapis ve 500 adli gün para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Anılan karar temyiz edilmiş olup temyiz incelemesi hâlen devam etmektedir. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Maddesi şöyledir:4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, hususlarındakuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188)…(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:" (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler...."Aynı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."