Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/4856 E. , 2024/3596 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/4856 Karar No : 2024/3596 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, izinsiz olarak yolcu taşımacılığı yapıldığından…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/4856 E. , 2024/3596 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/4856 Karar No : 2024/3596 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, izinsiz olarak yolcu taşımacılığı yapıldığından bahisle davacıya ait ... plaka numaralı aracın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 2/3. maddesi hükmü uyarınca trafikten men edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem ile davacı adına 3.006,00-TL para cezası uygulanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; tescil belgesinde kullanım amacı ticari olarak kaydedilen araç için işlem tarihi itibariyle geçerliliği devam eden güzergah kullanım izin belgesinin bulunduğu ve dolayısıyla uyuşmazlık konusu taşımacılığın 2918 sayılı Kanunun Ek 2. maddesinin 3. fıkrası kapsamına girmediği; kaldı ki, İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde çalışan servis araçlarına ilişkin kuralların ilgili Servis Araçları Yönergesinde düzenlendiği, anılan Yönergeye aykırı davranılması halinde Yönergede belirlenen yaptırımların uygulanmasının mümkün olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından tesis edilen işlemlerin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : 09.05.2018 günü davalı idareye bağlı ekiplerce yapılan denetimde davacının maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile ilgili belediyeden izin almaksızın 80-TL ücret karşılığı Büyükçekmece - Eminönü arası yolcu taşımacılığı yaptığının tespit edildiğinden bahisle dava konusu işlemler tesis edilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan şekliyle Ek 2. maddesinde; "Araçlarını motorlu araç tescil ve trafik belgesinde gösterilen maksadın dışında kullananlar ile sürülmesine izin veren araç sahipleri 14 400 000 lira para cezası ile cezalandırırlar. Ayrıca, araç onbeş gün süre ile trafikten men edilir. İlgili belediyeden izin veya ruhsat almaksızın, belediye sınırları dâhilinde ticari amaçlı yolcu taşıyan kişiye, (…) bağlı bulunduğu durak, işyeri ve işletmelerin sorumlularına birinci fıkrada gösterilen idari para cezası üç kat olarak, fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde tekerrürü halinde ise beş kat olarak uygulanır. Ayrıca, araç her defasında altmış gün süre ile trafikten men edilir." hükmüne yer verilmiştir. 26/10/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7148 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 2918 sayılı Kanun'un Ek 2. maddesi değiştirilmiş, anılan maddede; "Araçlarını motorlu araç tescil belgesinde gösterilen maksadın dışında kullananlar ile sürülmesine izin veren araç sahiplerine 1.002 Türk lirası idari para cezası uygulanır. Ayrıca, araç on beş gün süre ile trafikten men edilir. 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamında ilgili belediyeden; a) Çalışma izni/ruhsatı almadan, b) Alınan izin/ruhsatta belirtilen faaliyet konusu dışında, c) Alınan izin/ruhsatta belirtilen çalışma bölgesi/güzergâh dışında, belediye sınırları dâhilinde yolcu taşımak yasaktır. Bu fıkranın (a) bendine uymayanlara 5.010 Türk lirası, (b) bendine uymayanlara 2.018 Türk lirası, (c) bendine uymayanlara 1.002 Türk lirası idari para cezası verilir. Fiilin işlendiği tarihten itibaren geriye doğru bir yıl içinde tekerrürü hâlinde, bu fıkrada yer alan idari para cezaları iki kat olarak uygulanır. İşleteni veya sahibi, sürücüsünün kendisi olup olmadığına bakılmaksızın aracın bu maddenin üçüncü fıkrasına aykırı olarak kullanılmaması hususunda gerekli tedbirleri almak ve denetimini yapmakla yükümlüdür. Araç, bu maddenin üçüncü fıkrasının; a) (a) bendinin ihlali hâlinde altmış gün, b) (b) bendinin ihlali hâlinde otuz gün, c) (c) bendinin ihlali hâlinde ise on beş gün süreyle trafikten men edilir. İlgili belediye tarafından tahdit veya tahsis kapsamına alınmış ve bu kapsamda verilmiş çalışma izninin/ruhsatının süresi bittiği hâlde, belediye sınırları dâhilinde yolcu taşıyan kişiye 1.002 Türk lirası idari para cezası uygulanır ve eksikliği giderilinceye kadar araç trafikten men edilir. Ayırıcı işareti bulunmayan üçüncü fıkra kapsamındaki araçlardan taşımacılık hizmeti alanlara da 334 Türk lirası idari para cezası uygulanır." hükümleri yer almıştır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Ulaşım hizmetleri" başlıklı 9. maddesinde; "Büyükşehir içindeki kara, deniz, su, göl ve demiryolu üzerindeki her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi amacıyla büyükşehir belediye başkanı ya da görevlendirdiği kişinin başkanlığında, yönetmelikle belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları ile, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunun görevlendireceği ilgili odanın temsilcisinin katılacağı Ulaşım Koordinasyon Merkezi kurulur. İlçe belediye başkanları kendi belediyesini ilgilendiren konuların görüşülmesinde koordinasyon merkezlerine üye olarak katılırlar. Ulaşım Koordinasyon Merkezi toplantılarına ayrıca gündemdeki konularla ilgili üye olarak belirlenmeyen ulaşım sektörü ile ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından ihtisas meslek odalarının temsilcileri de davet edilerek görüşleri alınır. Bu Kanun ile büyükşehir belediyesine verilen trafik hizmetlerini plânlama, koordinasyon ve güzergâh belirlemesi ile taksi, dolmuş ve servis araçlarının durak ve araç park yerleri ile sayısının tespitine ilişkin yetkiler ile büyükşehir sınırları dahilinde il trafik komisyonunun yetkileri ulaşım koordinasyon merkezi tarafından kullanılır. Ulaşım koordinasyon merkezi kararları, büyükşehir belediye başkanının onayı ile yürürlüğe girer. Ulaşım koordinasyon merkezi tarafından toplu taşıma ile ilgili alınan kararlar, belediyeler ve bütün kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgililer için bağlayıcıdır. Koordinasyon merkezinin çalışma esas ve usulleri ile bu kurullara katılacak kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Büyükşehir belediyelerine bu Kanun ile verilen görev ve yetkilerin uygulanmasında, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz." hükmü yer almaktadır. 15/06/2006 tarih ve 26199 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği'nin 28. maddesinin 2. fıkrasında, "Taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçları ile toplu taşım araçlarının tahsis süreleri, ticarî plâka sayıları ile bu plâkaların verilmesine ilişkin usul, esas ve devir ücretleri UKOME’ce tespit edilir." kuralı yer almaktadır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; "Genel kanun niteliği" başlıklı değişik 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı belirtilmiş; madde ile atıfta bulunulan 5237 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında, "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." düzenlemesine yer verilmiştir. Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesinde, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idarî para cezalarının ilgili kanunlarında 1/6/2005 tarihinden sonra belirlenen oranın dışındaki kısmı ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idarî para cezalarının Genel Bütçeye gelir kaydedileceği, Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği kural altına alınmıştır. 442 sayılı Maliye Bakanlığı Tahsilat Genel Tebliği'nin "İdari Para Cezalarının Kesinleşmesi" başlıklı kısmında; genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarının 6183 sayılı Kanuna göre takip ve tahsil edilebilmesi için, bu cezalara ilişkin idari yaptırım kararlarının kesinleşmesi gerektiği, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna başvurulmaması veya kanun yoluna başvurulması halinde yargılama aşamalarının son bulması neticesinde idari para cezalarının takip edilebilir aşamaya gelmesinin, idari para cezasının kesinleşmesi olduğu, Kabahatler Kanununun 27 nci maddesine 5560 sayılı Kanunla eklenen (8) numaralı fıkrasında idarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görüleceği düzenlenmiş olduğundan, bu kapsamdaki idari yaptırım kararlarının idari yargılama sürecine bağlı olarak kesinleşeceği belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Olayda, yapılan denetim sonucu polis memurlarınca düzenlenen ve davacı tarafından da imzalanan tutanağın "sürücü beyanı" kısmında; davacıya ait ... plakalı araçta bir yolcunun bulunduğu, yolcunun Mimaroba'daki evinden alındığı ve Eminönü'ne getirildiği, ulaşım ücreti olarak 80-TL alındığı, "ekip notu" kısmında; araç sürücüsünün araçta bulunan yolcuyu ilgili belediyenin yasakladığı iletişim ve mobil uygulamalar aracılığı ile edinmesi, yolcunun taşıma sözleşmesi yapılmadan taşınması, yapılan yolcu taşımacılığı karşılığında fatura ibraz edilmemesi nedeniyle, sürücünün görevlilere ibraz ettiği Turizm Güzergah İzin Belgesi ve/veya D2 yetki belgesinin yapılan bu yolcu taşımacılığını kapsamadığı ve taksicilik usulü taşıma yapması nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun EK-2/3. maddesine istinaden cezai işlem uygulandığı belirtilmiştir. Davacı tarafından sunulan belgelerin incelenmesinden ise; uyuşmazlığın konu aracın sözleşmeli olarak D2 yetki belgesi kapsamında taşımacılık yapılmak üzere kullanılması için "taşıt kartı" ve yine söz konusu araç için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan alınmış 08/05/2018 - 04/05/2019 tarihleri arasında geçerli "turizm servis aracı güzergah kullanım izin belgesi"nin bulunduğu görülmektedir. Her ne kadar İdare Mahkemesi'nce davacının maliki ve sürücüsü olduğu araç için işlem tarihi itibariyle geçerliliği devam eden güzergah kullanım izin belgesinin bulunduğu ve denetime konu taşımacılığın bu nedenle 2918 sayılı Kanunun Ek 2. maddesinin 3. fıkrası kapsamında kalmadığı sonucuna varılmış ise de, sahip olunan izin belgesinin kapsadığı faaliyet konusu dışında yapılan ticari taşımacılığın (taksicilik) da anılan Kanun maddesinde yasaklanan "ilgili belediyeden izin veya ruhsat almaksızın ticari amaçlı yolcu taşımak" fiilini oluşturduğu açıktır. Dolayısıyla, davacının gerçekleştirdiği faaliyet 2918 sayılı Kanunun Ek 2. maddesinin 3. fıkrası kapsamında olup, yaptırım uygulanmasını gerektirmektedir. Bununla birlikte, dava devam ederken anılan Kanun maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle yargı mercilerince 5326 ve 5237 sayılı Kanun'ların yukarıda yer verilen "Zaman bakımından uygulama"ya ilişkin hükümlerinin olayda uygulanma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Ceza Hukuku kökenli bir ilke olan "lehe olan hükmün uygulanması ilkesi"; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiil sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunuyorsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme, suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir. Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu anlamda idari işlem niteliğindeki yaptırımın tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ilke olarak suç ve cezadan lehe olan normun uygulanması kuralının bu yaptırımlar yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise yaptırım uygulanacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. Ancak lehe hükmün uygulanması amacıyla verilecek bir iptal kararının başka yaptırımların uygulanmasına engel olmayacağı da tabidir. Anayasa Mahkemesi'nin 15.10.2014 tarih ve Başvuru No:2012/731 sayılı kararında; "47. 5326 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre, Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler açısından da uygulanacak, ancak, kabahatler karşılığında öngörülen idari yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından derhal uygulama kuralı geçerli olacaktır. Anılan maddede öngörülen “derhal uygulama” kuralı, idari yaptırım kararının infazı yöntemiyle ilgilidir. Dolayısıyla, infaz aşamasında da olsa, kabahat fiilinin unsurlarına veya yaptırımına yönelik lehe kanun değişikliklerinde, Anayasa’nın 38/1. maddesinde düzenlenen “kanunilik ilkesi”nin sonuçlarından biri olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesinde yer alan “lehe kanunun geriye yürümesi” kuralının uygulanması gerekir. 48. Başvuruya konu olayda, kabahat nedeniyle başvurucuya bir yaptırım uygulanmış, ancak henüz bu yaptırım kararı yerine getirilmeden, sonradan yürürlüğe giren kanunla, isnat edilen suçun unsurlarında ve cezasında lehe olacak şekilde değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklik, suçun içeriği, diğer bir ifadeyle maddi yapısıyla ilgili olup, kararların yerine getirilme şekli ile ilgili değildir. Buna göre, yukarıdaki hükümler (§§ 16-19) gözetildiğinde, lehe kanun değerlendirmesinde maddi ceza hukukuna ilişkin zaman bakımından uygulama kurallarının geçerli olması ve Mahkemece, cezası henüz infaz edilmemiş olan başvurucu hakkında lehe kanun uygulamasının yapılması gerektiği anlaşılmaktadır." gerekçelerine yer verilerek idari yaptırımlar yönünden lehe kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuştur. 26/10/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7148 sayılı Kanun değişikliğinden önce sahip olunan izin kapsamı dışında ticari taşımacılık yapmak fiili, 2918 sayılı Kanunun Ek 2/3. maddesi uyarınca, yeniden değerlendirme oranıyla güncellenmiş para cezası ile altmış gün süreyle aracın trafikten men edilmesi yaptırımlarının uygulanması sonucunu doğururken, 7148 sayılı Kanun değişikliği sonrası söz konusu fiil Ek 2. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde yeniden belirlenen para cezası ile 30 gün süreyle aracın trafikten men edilmesi yaptırımını gerektiren hal olarak kural altına alınmıştır. Yapılan bu değişiklik "Zaman bakımından uygulama" hükümleri kapsamında incelendiğinde, davacı açısından daha lehe hükümler içermekte olup, yaptırım infaz edilmemişse veya infaz edilmekle beraber başka hak mahrumiyetlerine yol açacak nitelikte ise mükerrer yaptırım verilmesi sonucunu doğurmayacak şekilde lehe kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Zira, yaptırımın infazı tamamlanmış ise, işlemin iptal edilmesi halinde lehe kanun hükümlerine göre yeniden tesis edilecek işlemin, aynı fiilin iki kez müeyyidelendirilmesine sebep olacağı açıktır. Bu nedenle, idari yaptırımın davalı idarece uygulanıp uygulanmadığı tespit edilerek ona göre karar verilmelidir. Dava konusu idari para cezası yönünden yapılan incelemede; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. ve 27. maddeleri ile 442 sayılı Maliye Bakanlığı Tahsilat Genel Tebliği'nin yukarıda yer verilen hükümleri göz önüne alındığında, henüz kesinleşmemiş ve bu nedenle tahsil edilebilir aşamaya gelmeyerek infaz edilmemiş para cezası yönünden lehe kanun hükümleri nedeniyle dava konusu para cezasının bu gerekçeyle iptali gerekmektedir. Dava konusu trafikten men yaptırımı yönünden yapılan incelemede; Dairemizin 22/02/2024 tarihli ara kararıyla, trafikten men yaptırımının uygulanıp uygulanmadığı taraflardan sorulmuş olup, davalı idarece verilen cevapta, yaptırımın infazının tamamlanmadığının, kısmen uygulandığının belirtildiği görülmektedir. Bu durumda, henüz aracın altmış gün süreyle trafikten men edilmesine ilişkin işlemin infazının tamamlanmadığı, lehe kanun hükümlerine göre denetime konu fiilin artık altmış gün değil, otuz gün süreyle trafikten men yaptırımını gerektirdiği görüldüğünden işlemin iptali gerekmektedir. Öte yandan, davalı idarece lehe kanun hükümlerine göre tesis edilecek işlemin, dava konusu işlemin infazı gerçekleştirilen kısmı dikkate alınarak, mükerrer yaptırıma sebep olmayacak şekilde uygulanması gerektiği de açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 07/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.